Yeniçeri Kazan Kaldırdı, Hanedan Endişeli…

Metropol insanının yeni özelliği depresyon. Özellik diyorum çünkü bir hastalık ya da kusur değil, bildiğin özellik bu. Grip veya soğuk algınlığı gibi ilaçla, tedaviyle ya da zamanla iyileşmiyor. İnsanın üzerine ikinci bir kat deri gibi yapışıyor ve sizinle birlikte yaşamaya başlıyor. Bu bir kişilik özelliği, bu sizsiniz artık… Ve o sizinle birlikte yaşamaya başladıkça siz uzaklaşıyorsunuz yaşamdan…

Uzun bir süredir bununla yaşıyorum, daha doğrusu insanların ömür dediği cezaya tahammül etmeye çalışıyorum.
Pazartesi sendromuna benzemiyor, çünkü güneşli bir Cumartesi ilkbahar akşamıyla, kasvetli ve karanlık bir Pazartesi sabahı arasında hiçbir fark yok.
İşe gitmek istememeye benzemiyor, çünkü işe gitmemeyi de istemiyorsunuz.
Kısacası hiçbirşeye benzemediği halde gelip sizin yaşamınızla yer değiştiriyor. Veya yaşamınız depresyonla yer değiştiriyor. Matrix gibi. Bir kere içine girdikten sonra dışarı çıkışı yok. Artık herşey o siyah tül perdenin ardından yansıyor zihninize.
Çokça sinir, sıfır tahammül, bolca kasvet, tek tük heyecan, bir hayli ölüm duygusu. Reçete üç aşağı beş yukarı buna benziyor.
Ve depresyon her ne kadar metropol insanına ait sosyetik bir eklenti de olsa, Cosmopolitan türevi dergilerde sıkça okuduğumuz üzere Bodrum’a yerleşip butik otel işleterek ve bu hepimizi ”yıpratan” şehirden kaçarak kurtulunacak birşey değil. Bodrum’a da geliyor çünkü namussuz. Sevgili değiştirmek, iş değiştirmek, arabayı değiştirmek durumu değiştirmiyor.  Hayat hergün şafak saydığımız bir askerliğe dönüşüyor ve bu askerlik bitecek gibi değil, şafak çok karanlık !…

Çevremde evli ve çocuklu, bekar ve çocuksuz, boşanmış, nişanlı, kariyer sahibi, boş gezenin boş kalfası, devlet memuru, özel meslek sahibi, bordrolu beyaz yakalı olmak üzere her kesimden ve her sosyal statüden arkadaşım var. Hepsinin ortak özelliği sürdürdükleri yaşamdan ziyadesiyle mutsuz olmaları.
İntihar ve boşanmaların arttığı, tahammülün ölesiye azaldığı, psikiyatri kliniklerinin dolup taştığı, ilerleyen tıpla birlikte insanların 3-4 farklı antidepresan eşliğinde hayata dayanmaya çalıştığı bir dönemdeyiz. Yaşamak artık bu sürece tahammül etmek anlamına geliyor birçoğumuz için. Bin yıldır kurgulanan ve herkesi birbirine benzeterek klonlar halinde yaşamaya zorlayan bir koca sistem çatırdıyor. Global bir ekonomik kriz yaşıyor dünya. Nedenini düşündünüz mü ? Çünkü artık sürekli satın alarak mutluluğa erişemediğini gördü metropol insanı. Ortalama bir Amerikan vatandaşının bile kimliğini, bu dünyadaki varlığını ve yaşama amacını sorguluyor olması kartelleri paniğe sevk ediyor. Akdeniz ülkeleri çoktan isyana geçti bile, çevrenize bir bakın.

İnsanları yaşamak için çalışmaktan, çalışmak için yaşamaya iten düzen ancak bu kadar dayanabildi. Artık insanoğluna yetmiyor kapısının önünde duran son model arabası, evindeki 150 ekran LCD televizyonu, 5000 Watt’lık müzik sistemi, masif parkeler, spot aydınlatmalar, yüzlerce kanallı uydu TV, yerden ısıtma, fiber optik internet ve kendini sanal bir dünyaya ait sanarak geçici kaçışlarla oyalanmaya çalıştığı oyun konsolları… Bunları alabilmek için karşılığında ömrünü vermek büyük bedel. Ve metropol insanı bu alışverişi sorguluyor artık. Ekonomik krizler, Arap baharları, ülke çapında grevler ve isyanlar buzdağının yalnızca görünen yüzü. Suyun altında milyonlarca mutsuz insan beyni var. Mutsuz, depresif, sıkıntılı, gergin ve yıllardır sürdürülen bu oyunun son perdesini her an indirmeye hazır… Patlamaya hazır milyonlarca mayın yatıyor suyun altında. Ve Titanik bütün bu mayınların arasından her gün biraz daha hasar alarak ilerlemeye çalışıyor. Dünya çapında kurgulanmış bir eşsiz projenin, yüzlerce yıllık çalışmanın ürünü, bugüne kadar hep allanıp pullanarak ve bir kartopu gibi her geçen gün büyüyerek artık doyumsuz bir canavara dönüşmüş olan bu koca dev her patlamada bir yara alarak ve gitgide daha da sinirlenerek, homurdanarak yürüyor kendi yarattığı sistemin çarklarının üzerine. İşçiler makina dairesini terk ediyor, koca dev gitgide yavaşlıyor, durması ölüm demek. O yüzden daha da hınçla kırbaçlıyor kölelerini. Mutsuzluk büyüyor, tahammül azalıyor. Hayata küsmüş anneler, dünyaya isyan eden babalar ve daha doğduğu gün adı pişmanlıkla anılan, içi boşaltılmış çocuklarıyla Titanik kendi sonuna doğru ilerliyor. Metropol insanı kendisine dayatılan yaşamı kabul etmiyor, isyan ediyor, kimliğini arıyor.
Ve bu sefer televizyon dizileriyle, futbolla, magazinle, yeni çıkan araba modelleriyle, i-phone, playstation, egzotik Uzakdoğu tatili ya da sanal seksle avunacağa benzemiyor…

Yeniçeri kazan kaldırdı, hanedan endişeli…

ÖZGÜR KÜÇÜK
ozgurkucuk76@gmail.com

Advertisements

One response to “Yeniçeri Kazan Kaldırdı, Hanedan Endişeli…

  1. Nergis Erdoğan

    Özgür,
    İzleme aboneliği çok yerindeymiş. Bak hemen haberdar oldum yazından. İnsanlığın içinde bulunduğu durumu, iç karartıcılığını çok güzel ifade etmişsin. Öyle ki benim bile içime bir karadelik oturdu adeta. Ancak ilginç bir biçimde yazı, her sürecin kendini tersine çevirecek bir başka süreci doğurduğu gerçeğini vurgulayarak, yani bir umutla bitiyor. Ben de buna sonuna kadar katılıyorum. Olup bitenlere de bu gözle bakıyor, elimden gelene bu çerçevede uzanmaya çalışıyorum.
    İnsanların neden “olmak” değil de “sahip olmak” ekseninde yaşadıkları, “otantik yaşam” gibi konularda benim kafamı çok açmış bir kaç insan ve kitap vardır. Keşke bunları paylaşabilsek. Senin gibi derin bir insanın enerjisini başka şeylere dönüştürebilecek bir bakış verebilir gibi geliyor.
    Uzun yıllarını “ömür dediğin ceza” olarak, koskoca yerkürenin altında kalmış gibi geçirmiş ve yine uzun yıllardır -bu yaşta elbette iki kısım da uzuuuun yıllar olabiliyor-her aldığı nefesle neredeyse mutlu olabilen bir insan olarak değişebilirliğe çok inanıyorum.
    Çok sevgiler

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s