Fasizme Inat, Kardesimsin Hrant

Resimdeki kır saçlı, yorgun bakışlı adam güpegündüz sokak ortasında sırtından vurulalı tam beş yıl oldu bugün…
Kim olursa olsun, bir insanı sırtından vurmak alçaklıktır. Kurbanı tanımanız, onunla benzer ya da farklı görüşlere sahip olmanız, sizden ya da onlardan olması durumu değiştirmez. Alçaklıktır, kahpeliktir… Hele ki sizin gibi düşünmüyor diye, sizin gibi düşünmeyi kabul etmiyor diye, zorla kendinize benzetmeyi başaramadığınız için ortadan kaldırmak zavallılıktır ve bir zavallıya acımak gerekir aslında. Ama ben acımıyorum. Bu ülke içimdeki şefkati yok etti çünkü, yalnızca kinle doluyum artık.
Çünkü yıllardır hep bizim sevdiklerimiz ölüyor, hep bizim sevdiklerimizi hapsediyorlar ve hep bizden bekleniyor anlayış, demokrasi, tevekkül…
Hrant’ı tanımazdım ben, ne yalan söyleyeyim. Hani öldükten sonra değeri anlaşılan kişiler vardır ya, öyle tanıdım ben de Hrant’ı maalesef. O yüzden tanıdıkça içim daha da acıdı beş yıldır. Çocukluğuma dair hatıralar geldi çünkü aklıma… Anneannem ve dedemin Yunanistan’dan göç ettikten sonra yerleştikleri ve annemin doğduğu, Kumkapı’daki dört katlı ahşap eve ait çocukluk anılarım…
Komşularımızın çoğu Rum ya da Ermeniydi ve bunun bir farklılık olabileceğini asla düşünmeden büyüdüm ben.
Dedemlere her gelişimizde kapının önüne park ettiğimiz arabamızı beklemek için gece geç saate kadar sokaktaki sandalyesinde oturan ve yatmadan önce kapımızı çalıp ‘Ka yavrum, benim uykum geldi artık yatoorum, arabanıza mukayyet olun.’ diyen Şarnik Teyze, evimizin giriş katındaki küçük dükkanın kiracısı, elektrikçi Karnik Abi ve anneannemin kıkırdayarak ‘Bunun adı bence Zıpır olmalıymış, tam çatlak valla bu kadın.’ diye bahsettiği Zepur Teyze… Hepsi o kadar bizdendi ki, hiç düşünmedim bir gün öteki olabileceklerini.
Ve bu insanlar, yıllar önce çektikleri acılar yüzlerine yansısa da yaşadıkları bu topraklara karşı en ufak bir kin bile gütmeyen bu yorgun insanlar, en az aynı şartlarda evini barkını bırakıp Türkiye’ye göç eden ailem kadar bizdendiler.
Ve bizdendi Malatya’da doğan, İstanbul’da yetimhanede büyüyen, ve gençliğinde devrimci eylemleri Ermeni cemaatiyle ilişkilendirilmesin diye adını mahkeme kararıyla Fırat olarak değiştirme ihtiyacı hisseden bu adam da.
‘Benim geçmiş tarihimin ya da bugünkü sorunlarımın Avrupalarda, Amerikalarda sermaye yapılması zoruma gidiyor. Benim tek isteğim canım Türkiyeli arkadaşlarımla ortak geçmişimi alabildiğine etraflıca ve de o tarihten hiç de husumet çıkarmamacasına özgürce konuşabilmek.’ diyen ve bu rüyasının gerçekleşme hayalini bile kuramadan 53 yaşında aramızdan çekip alınan bu adam bizdendi.
Bugün ‘Fransa şaşırma, sabrımızı taşırma !’ demek dışında bu konuya dair hiçbir şey yapmamış olan birçoğumuzdan da daha fazla çaba gösteriyordu üstelik barış ve kardeşlik için.
Ama sevmedik onu. Ayakkabısının altı delik ama yüreği kocaman bu adamı sevmedik. Devşiremediğimizden… Kendi kimliğini, kendi kültürel mirasını silip atmayı kabul etmediği için. İsmini, dilini, tarihini ve türkülerini yok saymaya ayak dirediğinden… Belki de ay-yıldızlı formayla Ermenistan’a gol atmadığı için, kimbilir ? Sünnet olmadığından belki de. Suç muydu kimliğini taşımak istemesi ? Suç muydu bu ülkede yaşanan tüm acılara rağmen yine de hep birlikte kardeşçe yaşayabileceğimize inanması ?
Üstüne yürüdük ‘Türk değil, Türkiye’liyim.’ dediği için. Yıllar sonra bu ülkenin başbakanının söylediği aynı söz yüzünden hapse mahkum ettik onu. Ne cüretti ‘Türk değilim’ demek ! Kim olduğunu zannediyordu ? Valilik nezdinde uyardık, yetmedi tehdit ettik, o da yetmeyince bir kış günü güpegündüz sokak ortasında sırtından üç kurşunla vurduk onu.
Biz vurduk, hepimiz ! Katiline sarılıp bayrak önünde fotoğraf çektiren polisler, siz vurdunuz. Cenaze kortejine arsızca ‘Şehitler için de yürüyün !’ diye bağıran esnaf, siz vurdunuz. Halkların kardeşliğine izin vermeyen diaspora ve bu kirli düşmanlıktan rant sağlayanlar, Türklüğüyle ya da Ermeniliğiyle böbürlenmekten insanlığını unutmuş herkes, hepiniz vurdunuz onu.
Ölmemişti ama, inadına gülümsüyordu zihinlerde beş yıldır, düne kadar… Dün sonuçlandı mahkemesi. Yazılmamış kitapların bile örgütlü terörizm kapsamına alındığı Türkiye’de, yalnızca kimliğini yaşatmak isteyen bir adamı güpegündüz sokak ortasında vurmak örgütsüz suç sayıldı. Bir suç bile isnat edilemeyen insanların üç yıldır hapiste yattığı bu ülkede, tahliye edildi katili azmettirenler, maşayı tutan eller salıverildi. O ellerin sahibine giden yollarsa tamamen kapatıldı.
Giydikleri cübbeden, ettikleri yeminden utanmayan savcılar, hakimler… İşte şimdi siz bir kez daha öldürdünüz onu…
Beş yıldır inatla itiraz ettim ‘Hepimiz Ermeni’yiz’ sloganına. ‘Hayır’ dedim, ‘Biz Türk’üz, O Ermeni’ydi ve biz bunu söylemek zorunda bile kalmayacağımız bir ülke kuracağız. Birlikte, kardeşçe ve o çocukluk günlerimdeki gibi iç içe yaşayacağız yine, onun düşlediği gibi.
Ve bizim çocuklarımız bilmeyecek bu kahpelikleri, hep gülümseyen yüzüyle hatırlayacağız onu, sorunlarımızı birlikte çözeceğiz, kimsenin sofrasına meze yapmayacağız acılarımızı, halkın vicdanından öte hiçbir merciye itibar etmeyeceğiz…’
Olmadı. Yine izin vermediler. Bu ülkede barışı ve kardeşliği bir kez daha vurdular. Artık ölenlerin ardından ağıtlar yakmak, cansız resimlerinin önüne karanfiller ve mumlar bırakmak dindirmiyor acımızı.
Çünkü yıllardır hep bizim sevdiklerimiz ölüyor, hep bizim sevdiklerimizi hapsediyorlar ve hep bizden bekleniyor anlayış, demokrasi, tevekkül…
Gayrı yeter ! Utanç duyduğum kimliğimle haykırıyorum : Faşizme inat, kardeşimsin Hrant !!!

ÖZGÜR KÜÇÜK
ozgurkucuk76@gmail.com

Advertisements

3 responses to “Fasizme Inat, Kardesimsin Hrant

  1. Keske herkes silah yerine kalemiyle dile getirse duslerini dusuncelerini…

  2. Bravo kardesim! Kalemine\klavyene saglik.

  3. Nergis Erdoğan

    Sevgili Özgür,
    Son üç gündür gözlerim her an dolarak geziyorum. Dün o kalabalık içinde de tıpkı Hrant’ın öldürülüşü ertesindeki yürüyüşte hissettiğimi yaşadım. Sanki anneannemin izinden yürüyordum. On beş yaşında ailesinden koparılmış, güzelim kız çocuğunun, tanıdığım zamanlarda yeşil gözlerinin derinlerine sinmiş anlatılması zor ifadeli Ünzüle hali gözlerimin önünden ayrılmadı. Yoruma devam edeceğim.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s