Senin Çilen Bitmez Istanbullu…

İmdat yine mi yol ? İmdat yine mi kar ? İmdat yine mi karlardan yollar örtülüyor ?…
Yaşar’ın bu şarkısını birçoğunuz hatırlıyorsunuzdur muhtemelen. Her yağmurlu İstanbul gününde ‘Bu sabah yağmur var İstanbul’da’yı çalan yaratıcı radyo DJ’lerine bu şarkıyı önerebiliriz bugünlerde. Çünkü işe gitmek zorunda olmayan küçük bir tuzu kuru kesim haricinde İstanbul’luların son dönem nakaratı artık bu.
Kar yağacağını öğrendiğimizde ya da yağmaya başladığını gördüğümüzde eyvah diyoruz ilk olarak ve eğer ki işyerindeysek panik halinde kendimizi sokaklara atıyoruz, bir an önce evimize ulaşma telaşıyla.
İnsanların kar yağışını gördükleri anki tepkilerine bakarsanız, bir yanardağ eteğinde oturduklarını ve yanardağın lav püskürtmeye başladığını zannedebilirsiniz, öyle bir panik hali oluyor çünkü. Açıkçası ben bu korkuyu Etna eteklerinde oturan insanlarda bile görmedim, onlar bizden daha rahat. Çünkü Sicilya yerel yönetimi lavla mücadelede, bizim belediyelerin karla mücadelesinden daha başarılı.

Yerel yönetimlerimizin meteorolojik olaylara yaklaşımı son derece bilimsel ve analitik. Valilik halkı kar yağışına karşı uyarırken, belediye başkanı sokağa çıkmamamızı salık veriyor. 2012 yılına ulaşmış dünyamızda da konuyla ilgili gerekçeleri gözleri yaşartıyor : ‘Takdir-i ilahi, biz ne yapalım ?…’
Yağmur yağdığında dereleri taşan, dere yataklarına yapılmış lüks plazalarını su basan, sele kapılan araçların içinde kalan insanların boğularak hayatını kaybettiği, hele ki olası bir kar yağışında zinhar camdan bile kafamızı uzatmamamız gereken bu şehir, Avrupa’nın kültür başkenti, dünyanın en büyük metropollerinden biri, iki kıtayı birleştiren mucize, karşınızda şehr-i İstanbul.

Üç dönemdir hükümetine duyduğu tam güvenle yaşamına devam eden, Türkiye’nin kalbinin attığı bu şehrin insanları kendi kaderlerine ve ilahi takdire terk edilmiş durumda. Ve artık memlekette herhangi bir konudan şikayetçi olmak da, hükümeti yıpratmaya çalışan hain damgasını yememize sebep olduğundan, hiçbir şeyden şikayet de edemiyoruz. Tuhaf bir kanıksama hali oluştu herkeste. Bugün yalnızca işten eve, evden işe gidebildiğimiz, iki damla yağmur ya da kar düştüğünde onu da yapamadığımız, birbirimizden uzakta oturduğumuz eş, dost, akrabayla görüşmeyi kestiğimiz bu şehirde alıştığımız yaşam standardından (!!!) bir türlü vazgeçemediğimiz için ışığa tutulmuş tavşan misali hiçbir yere kıpırdayamıyoruz ve farkındaysanız yaşadığımız bu sefalet yeni yaşam standardımız oldu artık, sürünmeyi bile normalleştirdik, hepimize hayırlı uğurlu olsun.
Otuzbeş yıldır yaşadığım bu şehir her geçen gün biraz daha kabuk değiştirirken, bugün tam anlamıyla yaşanmaz bir hal aldı. Artık her kar yağışı sonrası televizyonlarda ‘Karın tadını çıkaranlar da vardı…’ konu başlıklı otomatik haberleri izlemek de kurtarmıyor durumu. İstanbul’da yaşanmıyor, yalnızca ömür tüketiliyor…

Bu sabah uyanıp pencereden dışarı baktığımda gördüğüm manzara sonrası kaygıyla nasıl işe gideceğimi düşünürken evin önüne bir taksi yanaştı. Arka camında ‘Fransız kalmıyoruz, mallarını almıyoruz.’ yazan bu taksinin Renault marka olması, en büyük malın bizzat taksi şöförünün kendisi olduğunu bana düşündürse de, arkadaşın toplumsal bilinci gözlerimi yaşarttı. Ardından çıktığım keşif yürüyüşünde, zincirli araçların bile zorlukla çıkabildiği bir yokuşta, aynı taksinin zincirsiz olarak yaptığı artistik patinaj hareketlerini izledikten sonra bu taksi şöförünün bütün hayata Fransız kalmasının hepimiz için daha sağlıklı olacağına karar verdim, çünkü kendisi yokuşta bir süre anlamsız hareketlerde bulunduktan sonra yola yan dönerek geçişi tamamen kapattı ve bu sayede mahalleden tek çıkış olan bu yol da karın tadını çıkaranlara kaldı.
Ben de karın tadını çıkarmayı çok istiyor olmama rağmen işe gitmem gerektiği için yokuşun tadını çıkarmak zorunda kaldım.  Yokuşta durum evlere şenlik, zira bırak zincirli zincirsiz araçları, yaya olarak yolda kalan var. Yokuşu yürüyerek çıkabilmek için bile Heidi’nin kar paletleri gerekiyor bu 21. yüzyıl dünya başkentinde.

Uzun ve zorlu bir yürüyüş sonrasında ana yola çıkıp, bu megaköyün içinde bir taksi bulmaya çalışıyorum ve en sonunda güç bela işe gelmeyi başarıyorum. Ancak tabi her gidişin bir de dönüşü var ve şu an öğle saatlerinde hala devam eden kar yağışını da dikkate alırsak, benimle birlikte ofisteki bütün arkadaşlarımın panik halinde kaçışmaya başlamasına yalnızca birkaç saat kaldı. Bense eve dönüp dönemeyeceğimden emin değilim şu an itibariyle.
Nüfusu neredeyse yirmi milyona ulaşan ve her geçen gün kontrolsüz ve plansız şekilde artmaya devam eden, yaşamın yalnızca ömür tüketmeye dönüştüğü bu megaköyde kalmanın bu şartlar altında çok da bir anlamı kalmadı, çünkü burada yaşıyor olmak konformizmle de açıklanabilecek gibi değil, konfor da kalmadı ki ortada…

Bu şehirde, hatta bu ülkede çile doldurmak kaderimiz değil, olmamalı. Ve kaderi değiştirmek de yine her zaman olduğu gibi bizlere düşüyor.
Bir Anarşistin Kaza Sonucu Ölümü oyunundaki o muhteşem kapanış repliği geliyor aklıma ; ‘Bugün artık hepimiz başımız dik yürüyorsak,  boğazımıza kadar boka batmış olduğumuz içindir…’
Silkinip kendimize gelmek için daha ne bekliyoruz sizce ? Başımızın da pisliğe girmesini mi ?…..

ÖZGÜR KÜÇÜK
ozgurkucuk76@gmail.com

Advertisements

One response to “Senin Çilen Bitmez Istanbullu…

  1. Nergis Erdoğan

    Özgür,
    Yazılarındaki incelikli, ironik yaklaşım beni çok güldürüyor. Bir çok insanın “şikayet statüsü” tarzında yaptığı eleştiriler sende hiç böyle bir izlenim uyandırmıyor. “Boka batma” metaforu da çok güzelmiş. Bir de Akdeniz filminde vardı hatırladığım. Adada hapsolduklarını anladıklarında “sakin olun” diyen arkadaşına “sakin olmamalıyız boka battık” diyordu.
    Bir de bütün bunlara rağmen bu şehirde yaşamanın bizim tercihimiz olduğunu katarak yazsan nasıl olurdu acaba? Nasıl bir şey görürdün? Çok eğlenceli bir yazı olabileceğini düşünüyorum.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s