Arjantin’den Yükselen Çıglık… Tango

Bu sahneyi görmemiş ya da görüp de unutmuş olan kimse yoktur herhalde. Kadın Kokusu filminde görme engelli bir albay emeklisini canlandıran Al Pacino’nun herkesi büyüleyen dans sahnesi. Albay Frank’in yalnızca pistin boyutlarını sorup, bu bilgiyi aldıktan sonra kendinden son derece emin ve kararlı adımlarla partnerini pistte taşımasını bütün kadınlar nefeslerini tutarak izlediler.
Taşımak diyorum çünkü Al Pacino’nun hepimizi büyüleyen gösterisinin adı Tango ve olanca tutkusu, coşkusu ve asaletiyle 20. yüzyılın başlarında Buenos Aires’in arka sokaklarından çıkıp, bugün tüm dünyaya yayılan ve 2009 yılında UNESCO’nun dünya kültür mirasları listesine aldığı bu dans erkeğin gövde gösterisi ve kadının direnişi aslında…

Filmdeki bu dans sahnesinde çalan şarkı, sözleri Alfredo Le Pera ve bestesi de ünlü tango bestecisi Carlos Gardel’e ait olan Por Una Cabeza. Birçoğunuzun okuyunca çok şaşıracağı üzere şarkının ismi bir yarış terimi olan ‘at başı farkla’ anlamına geliyor ve sözleri de at yarışı tutkunu olan bir adamın atlara olan tutkusunu, kadınlara olan tutkusuna benzetmesini anlatıyor. Birçok kişiye çok tuhaf gelecek olsa da, Arjantin’in varoşlarından yükselen isyan çığlığını en doğal ve yalın haliyle tarif eden şarkı bu belki de…
Son yıllarda elektronik müziğin tangoyla birleştirilmesiyle yaratılan ve daha fazla şova yönelik dansıyla ön plana çıkan Tango Nuevo ile kıyaslandığında Arjantin Tango yalın ve asil karakteriyle bu dansın özünü çok daha güçlü yansıtıyor bana göre.

Bugün böyle ahkam kesiyor olmama karşın, iki ay öncesine kadar bu anlattıklarımın hiçbirini bilmiyordum ben. Filmdeki o dans sahnesine vurulup ‘Vay be, adama bak. Görmeden uçurdu kızı.’ demekten öteye gitmemişti tangoyla olan bağım. Ta ki Arjantin Tango’nun başlangıç sınıfına adım atıncaya kadar…
Eğitmenlerimiz Şenay Gökyıldız ve Tuna Sağkol eşliğinde katıldığımız ilk derste sadece yürümeyi öğreneceğimizi duyunca şaşırmadım, çünkü aldığım ilk Aikido dersinde de sadece düşmeyi öğrendiğimden bu durumu çok da garipsemedim. Ancak dersin sonunda Şenay ve Tuna’nın sadece yürüyüş adımlarını kullanarak yaptıkları küçük gösteriyi izledikten sonra yürümenin nasıl bir estetiğe dönüştürülebileceğini ve önümde ne kadar uzun bir yol olduğunu anladım.

Erkeğin lider, kadınınsa takipçi olduğu bir dans tango. Bu sebeple Şenay Hoca’nın muhteşem tarifiyle ; ‘Kadınlar, piste çıktığınızda asla endişelenmeyin, rahat olun. Eğer dans iyi olmuyorsa, erkek sizi dans ettirmeyi beceremiyor demektir.’ Ama buradan bütün işin erkekte bittiği sonucu çıkmasın çünkü müziğin ritmini tutan ve gerektiğinde partnerini ritme göre yavaşlatan veya hızlandıran da yine kadın. Birçok alanda olduğu gibi burada da yönettiğini zannederken yönetilen erkekler var belki de, kimbilir ? 🙂
Yine de dansı yönetmenin tarifsiz kaygısı benimle birlikte gruptaki tüm erkek arkadaşlarımı da sarınca Şenay Hoca rahatlatan bir açıklama da bizler için yapıyor ; ‘Erkekler, siz de rahat olun çünkü tangoda yanlış diye birşey yoktur.’
Böyle düşününce teorik olarak yanlış yapma ihtimaliniz yok gibi görünüyor ve aslında gerçekten de öyle. Yine aynı filmden Al Pacino’nun akıllara kazınan o sözünü hatırlayalım ; ‘Hayatın aksine, tangoda yanlış yapmak yoktur. Zaten tangoyu bu kadar muhteşem kılan da budur. Eğer yanlış yaparsan ya da herşeyi birbirine karıştırırsan, yalnızca tangoya devam et. Neden denemeyesin ki ?…’

Ancak bu refleksi geliştirmek söylendiği kadar kolay olmuyor elbette. Dans ederken sürekli yere baktığı için önünü görmeyip pistte diğer çiftin üzerine çıkanlar, duvara çarpanlar, birbirlerinin ayağına basanlar ve bazı komplike figürlerde yün yumağı gibi birbirine dolananları gördükçe benim içimdeki ümitsizlik artıyor. ‘Yok, ben bu işi beceremeyeceğim herhalde.’ diye düşündüğüm sıralarda Şenay’ın efsane benzetmelerinden biri daha geliyor ve yine beni gülümsetmeyi başarıyor ; ‘Erkekler bu kısımda yeni sünnet olmuş çocuk gibi yürüyecek. Kadınlar da bu dediğimi duymamış gibi davranacak.’ 🙂
Her yeni öğretinin başlangıç aşamasında aynı yılgınlığı hissetmiş biri olarak, Şenay ve Tuna’nın dinamizmi, sabrı ve yakınlığı olmasa bu sevdadan çoktan vazgeçerdim herhalde diye düşünüyorum. Tam bu sırada Tuna’nın ‘Bayanlar, ben size pivotu böyle mi öğrettim ?’ çığlığı patlıyor kulağımın dibinde… Titriyor ve kendime geliyorum.

Tango bir tutku çünkü. Bir kere içine girdikten sonra bırakması güç. Hele ki milonga ritmini bir kez dinledikten sonra virüs gibi yayılıyor içinizde. Pivotlar, ocholar, sacadalar, boleolar ve gancholar rüyalarınızdan çıkmıyor. Ve bu tutkuyu hayatınıza katmak için hiçbir zaman geç değil. Çünkü unutmayın ki, yürümeyi biliyorsanız tango da yapabilirsiniz…

P.S. : Bu zehri vücutlarına katmayı düşünenler için aşağıda birkaç doz veriyorum. 🙂


ÖZGÜR KÜÇÜK
ozgurkucuk76@gmail.com

Advertisements

One response to “Arjantin’den Yükselen Çıglık… Tango

  1. bu öyle bir tutku ki bana topuklu ayakkabıyı sevdirdi:) hayatı daha da çok sevdirdi.. kendimi daha sağlam basar buldum.. ve daha mutlu tonlarda..

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s