Burası Türkiye…

Bu fotoğrafa bakın. Bu fotoğrafa iyi bakın çünkü bakışlarınızı kaçırmak onun gözlerindeki acıyı ortadan kaldırmayacak, bu dünyada kendine insan diyenler tarafından ona layık görülen acımasız sonu geri getirmeyecek.
Burası Ankara Eryaman. Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti. Ve fotoğrafta gördüğünüz zavallı hayvan, kendine insan diyen yaratıklar tarafından tecavüz edilip dövüldükten sonra yakılarak katledilen yedi candan biri.
Gelene ağam, gidene paşam zihniyetinin ürünü, kendinden güçlüye yalaklanan ve kendinden güçsüze zulmeden aşağılık Türk insanının marifeti bu.Kalp krizi sonucu yaşamını yitiren bir adamın haberini ‘Ankara’da köpek vahşeti’ sürmanşetiyle veren kana susamış medyanın eseri…
Oysa bütün gazetecilik okullarında ilk verilen bilgidir ; ‘Köpek adamı ısırırsa haber değil, adam köpeği ısırırsa haberdir.’
‘Bugüne kadar adamın köpeği ısırdığı, tecavüz ettiği, bayıltana kadar dövdüğü, diri diri yaktığı binlerce olaydan hangisini sürmanşetten gördünüz ? Attığınız bu sürmanşetle yedi canın diri diri yakılmasının fitilini ateşlediniz, hiç mi pişmanlık duymuyorsunuz, nasıl rahat uyuyabiliyorsunuz yataklarınızda, siz ne zaman bu kadar aşağılık oldunuz ?’ demek istiyorum, boğazım düğümleniyor, konuşamıyorum…

Çünkü yabancı değiliz bu görüntülere. Yabancı değiliz eli kolu bağlının yakılmasına. Tecavüzlere yabancı değiliz. Cinayetlere, katliamlara, tehditlere, işkencelere yabancı değiliz bu topraklarda.
Bu ülkede 37 insanı diri diri yakanlar, ellerini kollarını sallayarak dolaşabiliyorlar. Bir adamı sokak ortasında sırtından vuranın halk kahramanı olduğu bir memleket burası. Çoluk çocuk sahibi, kerli ferli adamların 14 yaşında bir kız çocuğuna defalarca tecavüz edebildiği ve sonra gönül rahatlığıyla evlerine dönebildiği bir memleket.
Acı bir hikaye duymak ister misiniz ? Bizzat o kız çocuğunun ağzından… Kendisine tecavüz edenlerden biri işini bitirdikten sonra dönüp kızcağıza söylüyor bu sözleri. ‘Affet beni kızım, şeytana uydum. Ramazanda bir gün gel de, karnını doyurayım.’ Başbakanın övündüğü dindarlardan biri bu da belli ki. Ramazanda fakirlerin karnını doyuruyor, ama tecavüz karşılığında…

Bataklık eskiden çok uzak görünürdü. Ama şimdi görünmüyor, çünkü içindeyiz… Artık bu pislik yanıbaşımızda, kapı komşumuzda, alışveriş ettiğimiz manavın 14 yaşındaki kızımıza bakışlarında, televizyon ekranlarında kendinden olmayan herkese ve herşeye kin kusan baş imamın buyruklarında, daha kim olduğunu anlayamadan örtülmeye çalışılan kız çocuklarında. Niye başlarını örtüyorsunuz bu kızların, siz onlara tecavüz ederken sizi görmesinler diye mi ???
Gerçekleri görün artık, gözlerinizi kaçırarak değişmiyorlar çünkü.

Burası Ankara, Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti. Bu kentin belediye başkanına dün televizyonda Paris, Londra, New York gibi metropollerin belediye başkanlarının ne kadar başarılı oldukları anlatıldı ve bu başkanların ortak özellik olarak eşcinsel oldukları belirtildi. Ve 2012 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin başkent belediye başkanı bu ülkede eşcinsel bir belediye başkanının asla olmayacağını, olmaması gerektiğini söyledi. Burası kendi gibi olmayan herkesi ve herşeyi dışlayanların memleketi. Burası farklılıklara tahammülün olmadığı ama riyakarlığın en yüce değer olduğu yer. Para karşılığı travestilerle yatan iki çocuk babası adamların, kendi oğlunun eşcinsel olduğunu öğrendiğinde çekip vurduğu bir ülke burası.
Kapalı kapılar ardında her türlü iğrençliğin döndüğü ama lafa gelince mangalda kül bırakmayan dindar insanların ülkesi. İnsanları, hayvanları, eli kolu bağlıyı yakan, öldüren, katleden, çocuklara tecavüz eden, kendi oğlunu, kızını, kardeşini öldüren, öldürten ve bu şanlı (!!!) geçmişi ve bugünüyle gurur duyan mahlukların ülkesi. Artık insan diyemiyorum çünkü onlara, bu ülke beni insanlığımdan utandırıyor…

Burası Ankara, müslüman Türk ümmetinin başkenti. Dün Osmanlı hanedanına ait hayatta kalan son kişi olan Neslişah Sultan hayatını kaybetti. ‘Bir devir sonra erdi.’ diye manşet attı gazeteler.
Ve aynı gün Manisa’da bir ilköğretim okulunda yandaki görüntü yaşanırken, TOBB başkanı zorunlu eğitimin 4+4+4 modeline değiştirilmesiyle ilgili şu açıklamayı yaptı : Bu işin temeli de eğitim özgürlüğüdür. Aileler çocuklarına dini eğitim vermek istiyorlarsa bunun önü açılmalıdır. İsteyen çocuğuna dini eğitim verir, isteyen vermez. Deniyor ki, ‘aileler çocukları yönlendirecek.’ Kusura bakmayın ama ailenin çocuk üzerinde hakkı vardır. Bu ülkede aileler çocuklarını Alman kolejine, Fransız kolejine gönderirken itiraz etmeyeceksin, ama iş dini eğitime gelince çocuklar yönlendirilmiş olacak. Böyle özgürlük anlayışı olmaz.’  

‘Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler ve müritler ülkesi olamaz.’ demiştin Atam. Kemiklerin sızlıyor mu ?…

ÖZGÜR KÜÇÜK
ozgurkucuk76@gmail.com

Advertisements

One response to “Burası Türkiye…

  1. Beynim sızladı… Yutkunamadım… Kendimden nefret ettim kanka ya… 😦

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s