Boşluk

CehaletBu vurdumduymazlık, bu aymazlık bilmediğimizden… Cehaletin rahatlığı bu üzerimizdeki, bir tür uyuşturucu, afyon. Hep ondan bu sağa sola savrulmaklığımız, bu kaybolmuşluğumuz ondan…
Hepiniz bir yakınınızı kaybetmişsinizdir elbet bugüne dek. Her birinizin bir cenazeye katılmışlığı, o yeşil mateme ortak olmuşluğu, bir mezara toprak atmışlığı vardır. Ölümü iyi kötü hepimiz tecrübe ettik de, ecelsiz ölümü kaçımız biliyoruz ? Her ölüm erken ölümdür ama kaçınızın evine asık suratlı, üniformalı adamlar kara haber getirdi bir kuşluk vaktinde ? Kaçınızın haberlerde izlediği bir bombalı saldırı olayında adı geçen ilkokulun çocuğunuzun okulu olduğunu duyduğunda ayakları yerden kesildi ? Kaçınız yüreğinizde bir yangın yeriyle koştunuz olay yeri‘ne ? Hanginiz kulağınız telefonda, çalmaması için dua ettiniz geceler boyu, kara haber gelmesin diye çatışma bölgesinden ?

Hemen hepinizin çocukları var. Hiç düşündünüz mü gözünüzden sakındığınız oğlunuzun, daha bir kızın elini bile tutmadan kurşunlanmasının, ya da telli duvaklı gelin etmeyi hayal ettiğiniz kızınızın okuldan dönerken bir bomba ile parçalara ayrılmasının ne anlama geleceğini ? Evladınızın cesedini bulabilmeye bile minnet edecek hale gelmenin ne demek olduğunu düşünebilir misiniz ? İçinizde oluşacak o boşluğu… Bir anda, yıldırım hızıyla öfke, kin ve nefretle dolacak o kapkara boşluğu…
Dün Hatay’da bombalanarak öldürülen ve sayısı bizlerden sır gibi saklanan yüzlerce insanın yakınlarının içinde o katran karası boşluk var şimdi. Bizim bilmediğimiz, bu yüzden hiç anlamadığımız ve hiçbir zaman anlayamayacağımız o boşluk var içlerinde.

Altı ay önce köpeğimin geçirdiği kaza sonrası, ağzında kanla onu kollarımda taşırken ve geçirdiği ameliyat süresince bahçede sigara içerken yaşadığım acı ve çaresizliği hatırlıyorum ve Reyhanlı’dan bize ulaşan fotoğraf karelerinde, kucaklarında kanlar içindeki evlatlarını yıkılmış hastanelere yetiştirmeye çalışan anne ve babaların hislerini yalnızca tahmin etmeye çalışabiliyorum. Ne anlaşılabilecek, ne de dayanılabilecek bir acı bu.
Atlatılıyor elbet, insanın acıyı unutmak ve umuda tutunmak dışında bir çıkış yolu yok ama o boşluk hiç kapanmıyor, ömrünüzün sonuna dek ince ince sızlamaya devam ediyor, orası kesin…

Ve dün akşam bir derbi maçı vardı. Ben izlemedim. Uzundur ilgimi çekmiyor Türkiye’de futbol maçları. Taraftarı olduğum Galatasaray’ın şampiyonluğu garantilediği maç oynanırken dünya snooker şampiyonasını izliyordum örneğin. Pek de sevinmedim şampiyonluğa. Ne bileyim, içimden gelmiyor demek ki. Bu sabah sosyal medyaya bir göz attım. Fenerbahçe’li arkadaşlarımın ağzı kulaklarına varıyor, çok mutlular Cincon’a koymuş olmaktan.” Profillerde koyduk, geçirdik’lerden geçilmiyor. Allah mutluluklarını arttırsın. Benim içimden gelmiyor ne Fener ”koydu” diye üzülmek, ne şampiyonluğa sevinmek. Burası Kadıköy, burdan çıkış yok nidalarıyla inliyor Kadıköy’üm !!” yazmış bir arkadaşım. Çok mutlu, belli. Reyhanlı’da da aynı nidalarla inliyor insanlar ama onların kastettiği ”çıkış” farklı bir çıkış. Hatay’da bir akrabaları olmadığından böyle rahatlar diye düşünüyorum, ya da bir gün önce Beşiktaş Meydanı’nda yediği gazdan etkilenerek hastaneye kaldırılmış hiçbir yakınları olmadığı için… Bilemiyorum. Bildiğim tek şey, ateş yalnızca düştüğü yeri yakıyor ve Türk halkının kamusal vicdanı artık yalnızca kendi kişisel çemberiyle sınırlı. Tuttuğumuz takım şampiyon olunca hemen sevinçle çıkıyoruz da sokaklara, memlekette yüzlerce kişi öldürülmüş, binlercesine bizzat kendi emniyet güçleri tarafından kimyasal silah kullanılmış olması bizi öfkeyle sokaklara çıkartamıyor. Türkiye’de deprem yaşanırken hükümet kurmaylarının bir vekilin düğününde olmasına da şaşırmıyor ya da içerlemiyoruz. Yalnızca alışıyoruz. Sevgili bir dostumun dediği gibi ; ”Ölümler de bu sabah yağmur yağması kadar doğal oldu, “hava durumu yağmayacak demişti, yağdı bak, insanlar artık ölmeyecek demişlerdi ama öldü bak” dedik ve hayatımıza devam ettik…”

İçimden gelmiyor artık bu topraklarda ne ağlamak, ne gülmek. Ama ben şimdi durduk yere neşenizi kaçırmayayım. Nasılsa hepimiz bu akşam televizyonda Yalan Dünya‘yı izleyip Vasfiye Teyze’ye güleceğiz…

Bu vurdumduymazlık, bu aymazlık bilmediğimizden…

ÖZGÜR KÜÇÜK
ozgurkucuk76@gmail.com

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s