Recep Truman Erdogan Show

Truman ShowÖzellikle son günlerde Türkiye’de yaşananlar bana Truman Show filmini anımsatıyor. Danışmanları, bakanları, partilileri ve tüm çevresindekilerle birlikte başbakan için özenle bir sanal Türkiye yaratılmaya çalışılıyor. Son olarak Akdeniz Oyunları açılış töreninde protesto gösterileri yaşanmaması için oyunları izlemeye gelen tüm izleyicilerin tek tek partililerden seçilmesi ve davetiyelerin elden dağıtılması, tüm ülkeye yayılmış olan bir halk isyanının başbakana büyük bir itinayla birkaç çapulcunun ve dış mihrakların planladığı bir hareket olarak gösterilmeye çalışılması, AKP mitinglerine yine büyük bir çabayla ve yer yer para ödenerek, yer yer tehditlerle mümkün olduğunca çok kişinin toplanılması ve bununla da yetinilmeyerek toplanan kalabalığın photoshop marifetiyle daha da kalabalık olarak gösterilmek istenmesi hep aynı çabanın ürünü.

Kendi çıkara dayalı düzeninin bozulmasını istemeyen önemli bir kitle cansiperane bir çabayla başbakanın içinde yaşadığı sanal ortamın zarar görmemesi için çalışıyor. Bir yönüyle Roma İmparatorluğu dönemini de andırıyor yaşadıklarımız. Akdeniz Olimpiyatları açılış töreninde başbakanı alkışlayan coşkulu kalabalığın biraz ötesinde protesto gösterisi yapan halkın polis tarafından biber gazı ve asitli suyla dağıtılması, sizlere de arenada çılgınca tezahüratlar eşliğinde dövüşleri izleyen imparator ve arenanın dışında kırbaçlanan halkı anımsatmıyor mu ?

Inonu PankartYine bugün Beşiktaş İnönü Stadı’nın denize bakan cephesine asılan dev pankart kısa bir zaman sonra kaldırıldı. Burada, bir ülke başbakanına destek olmak amacıyla böyle bir pankart hazırlama gerekliliği duymaktan daha trajik olan şey, o pankartın yarattığı şiddetli toplumsal antipati ve tahammülsüzlük sonucunda, birkaç saat içerisinde kaldırılmış olmasıdır.
Toplumlarda her zaman çeşitli siyasal ve ideolojik akımlar, farklı yaşam biçimleri ve dünya görüşleri, bunların destekçileri ve karşıtları var olmuştur ve olmaya devam edecektir. Zaten bu farklılık ve çeşitlilik insanlığı her geçen gün geliştiren ve ileriye taşıyan olgudur da aynı zamanda. Ancak bir şahıs ekseninde gelişen toplumsal kutuplaşma ve tahammülsüzlük son derece tehlikeli ve ürkütücüdür.

Carsi MitingTürkiye’de halkı etkileyen lokomotif eksenlerden en önemlisinin futbol ve taraftarlık olduğu gerçeğini düşündüğümüzde, bu konuya yine aynı pencereden çok kritik örnekler vermek mümkün.
Bir tarafta, hükümetin düzenlediği bir halk mitingine katılan kişilere çArşı pankartı dağıtılırken, aynı saatlerde çArşı grubu liderlerinin anayasal düzeni değiştirmek amacıyla çıkar amaçlı çete kurma suçlamasıyla tutuklanması, yazının başında söz ettiğim grupların yaratmaya çalıştıkları sanal gündemi dahi takip etmeye yetişemeyecek kadar panik içinde olduklarının bir göstergesidir aslında. Bir yandan çArşı grubunun da aslında başbakanı desteklediğini göstermeye çalışırken, diğer taraftan aynı grubu bir terörist çete yaftasıyla yargılamak trajikomik bir çabadır.

Buna benzer örnekleri diğer büyük takımların taraftar gruplarıyla hükümet arasında yaşanan çatışmalarda da gözlemledik. Galatasaray kulübünün yeni stadının açılışı sırasında Galatasaray taraftarı tarafından protesto edilen başbakan ve ardından büyük bir korku ve panik hali içerisindeki Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Ünal Aysal’ın ’20 milyon taraftarımız AKP’ye oy verdi.’ şeklindeki açıklaması güneşi balçıkla sıvamaya çalışmaktan öteye gitmemişti.
Yine benzer bir biçimde Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım’ın şike suçlamasıyla tutuklanması sonrasında bu hareketin arkasında başka bir neden olduğunu ileri süren Fenerbahçe taraftarlarına kimse itibar etmemiş, Aziz Yıldırım’ın şahsına yönelik antipati ve tahammülsüzlük, tüm halkı Fenerbahçe camiasını, yaşadığı bu zor dönemde yalnız bırakmaya yöneltmişti.
Yıllarca ‘Meyve veren ağaç taşlanır.’ kandırmacası içinde, kulüp başkanları merkezinde gelişen kutuplaşmaya kulak tıkayan Fenerbahçe taraftarı, gerçekten haksızlığa uğradığı bir dönemde, yanında kimseyi bulamamıştı.
Ancak her zaman olduğu gibi bu olayda da güneş balçıkla sıvanamadı ve ülkede sergilenen büyük oyunu görmeyi başaran Fenerbahçe taraftarı Gezi Parkı eylemleri sırasında özellikle çArşı grubu tarafından sahiplenilen direnişe omuz vererek, bu oyunu bozdu.

Istanbul UnitedÖzellikle son yıllarda rekabetin ötesine geçen bir kutuplaşma yaratılarak ve taraftar gruplarını her gün birbirlerine karşı daha da ateşleyerek rant oluşturma çabası içinde bulunan futbol endüstrisinin imparatorları, halkın uyanışıyla birlikte safdışı kaldılar.
Yıllardır birbirine düşman olmak üzere ateşlenen, provoke edilen ve sporun kardeşlik ve dostluk temelindeki birleştirici özelliğinden uzaklaştırılan taraftar grupları bugün tekrar özüne dönüyor, dostluk ve kardeşlik barikatlarda yeniden doğuyor.

Benzer bir yakınlaşmayı Türk ve Kürt halkları arasında da gözlemliyoruz. Otuz yıldır devam eden bir kardeş kavgası, yitirilen onbinlerce can ve yaratılan suni savaş ortamına karşı hükümetlerin açılım hamleleri bile fayda sağlamazken, bugün batının beyaz yakalı Türk’leri, doğudaki Kürt kardeşlerinin yıllardır yaşadıkları ötekileştirmeyi, yok sayılmayı ve çapulcu, terörist olarak yaftalanmanın ne demek olduğunu anlıyor, geç de olsa uyanışın verdiği hüzünlü farkındalıkla başlarını öne eğiyorlar.

Sabah ProtestoGazeteciliğin büyük bir azap haline getirildiği ve medyanın tümüyle hükümet kontrolüne geçtiği bir dönemde, tek isteği onurlu ve dürüst olarak işlerini yapmak olan birçok basın emekçisi de bugünlerde çok zor günler geçiriyor.
İşini layığıyla yapmak ve ailesini geçindirmek dışında bir amaç gütmeyen binlerce gazeteci bugün işyerlerinde yumruklarını sıkarak bekliyor. Çünkü sokağa çıkmaları işlerini kaybetmeleri anlamına geliyor ve fakat öte yandan yaşanan bütün olaylara karşı sessiz kalmak, dilsiz şeytan olmaya mahkum edilmek azapların en büyüğü…
‘Gayrı yeter !’ diyenler de çıkıyor elbet aralarından ancak ne olursa olsun insanları onuru ve ekmeği arasında tercih yapmaya zorlamak bile çok büyük bir vebal.

Bugün başbakana, görmek istediği bir sanal dünya yaratmak ve bulanmasına asla tahammül edemedikleri denizde gemilerini yürütmek isteyenler, bir gün omuzlarında taşıdıkları bu vebali çok ağır ödeyeceklerdir.
O gün gelinceye kadar ‘Her yer Taksim, her yer direniş !’…

ÖZGÜR KÜÇÜK
ozgurkucuk76@gmail.com

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s