Seçim ve Ötesi

Evet, bir seçimi daha atlattık ve bir kez daha Beyaz Türkler olarak hüsran, hayal kırıklığı ve ardından nefrete dönüşen duygu durumlarına sevk ettik kendimizi.
38 yaşında bir İstanbul’lu olarak hayatımda ilk kez gönüllü gözlemci olduğum bir seçimin ardından sizlerle gözlemlerimi ve çıkarımlarımı paylaşmak istiyorum.

ŞAŞKINLIK : Bunca yolsuzluk, tapeler, yasaklar, polis şiddeti, ölümler ve rezilliklerden sonra bu millet hala nasıl AKP’ye oy veriyor ?
Sonuçları öğrendiğimiz zaman hepimizin akıllı telefonlarımıza sarılıp, VPN üzerinden bağlandığımız sosyal medya mecralarında birbirimize sorduğumuz ilk soru buydu ve aslında cevabı da olayın kendi içinde saklıydı. Bu soruyu birbirimize soruyorduk. Kendi balonumuz içinden dışarıdaki devasa şehri ve ülkeyi göremiyorduk.
Şöyle bir paylaşıma rastladım Facebook üzerinde : ‘CHP Kadıköy’de %76, Beşiktaş’ta %72, Bakırköy’de %65 aldı. Anlayamıyorum, Büyükşehir’i nasıl oluyor da AKP kazanabiliyor ? Kesinlikle hile yapıldı, başka hiçbir açıklaması yok.’
Bunu yazan arkadaş çıkan sonuca anlam veremiyordu, haklıydı da. Çünkü İstanbul’u Nişantaşı, Bağdat Caddesi ve Bakırköy Özgürlük Meydanı’ndan ibaret sanıyordu. Şehrin ağırlıklı nüfusunun yaşadığı Bağcılar, Bahçelievler, Fatih, Gaziosmanpaşa, Pendik, Sultangazi, Sultanbeyli ve Ümraniye gibi ilçelerin içinden ona tanıdık gelen tek isim Ümraniye’ydi, çünkü orada IKEA vardı.
Arnavutköy denildiğinde aklına sadece Kuruçeşme – Bebek arasında kalan boğaz semti gelen İstanbul’lu CHP seçmeni sayısı azımsanamayacak kadar fazladır.

İNKAR : Bu ülkede artık yaşayamam. Acaba hangi ülkeye kaçabiliriz ?
Şaşkınlığın hemen ardından kişinin sergilediği ikinci refleks inkardır. Sonucu kabullenemeyiz, kabullenmek istemeyiz. Gelgelelim sonucu değiştirmek de elimizde olmadığından o sonuçtan kaçmak isteriz. Burada da sonuç = ülke olduğundan bir an önce bu ülkeden kaçıp gitmek gerekmektedir. Bu ülke bizim yaşadığımız ülke olamaz, biz bu ‘gerizekalı’ halka mensup olamayız.
Hemen pasaportlar çıkarılır, vize durumları ve banka hesapları kontrol edilir, Google’da ‘Göçmen kabul eden ülkeler listesi’ araması bu saatlerde İstanbul’un Beşiktaş, Kadıköy ve Bakırköy ilçelerinde tavan yapar.

Aziz NesinNEFRET : Makarna & kömür denklemi
Çıkan sonuç karşısında hayretler içinde kalıp, kesin hile yapıldığına da kendimizi inandırdıktan ve yurtdışına gitmenin de öyle ha deyince yapılacak bir iş olmadığını idrak ettikten sonra içimizdeki sıkışma ve mutsuzluk tavan yapar. Hemen birer bira açılır, sigaralar yakılır ve içimizdeki tüm bu acıyı kanalize edecek bir hedef bulunur : halk.
Böylece seçimden bir gün sonra zaten her biri bize benzeyen arkadaşlarımızın sosyal medya hesaplarında her biri diğerine benzeyen paylaşımlar görmeye başlarız. Bunlar rahmetli Aziz Nesin’in en çok anıldığı saatlerdir aynı zamanda.
‘Bu gerizekalı halk bir paket makarna, bir torba kömüre oyunu satacak kadar aptaldır.’
‘Sürünün ulan siz, açlıktan geberin hatta. İnşallah hastane kuyruklarında sefil olur, acınızdan ölürsünüz.’
‘Bundan sonra benim için bu halk bitmiştir. Fakir gördüğüm yerde bir tekme de ben vuracağım, defol git Tayyip versin diyeceğim.’

‘Zaten boşuna dememişler ‘Her halk hak ettiği şekilde yönetilir.’ diye. Bu halka böylesi müstehaktır.’
Bu cümlelerin hepsini çeşitli arkadaşlarımın sosyal medya paylaşımlarından toparladım, hepsi bugün içinde yapılmış birebir gerçek paylaşımlardır. Deveye dikeni, bu halka da bu iktidarı yakıştırıveririz bir güzel. Kendimizi çoktan o halkın dışına almış olduğumuz için küfürleri pervasızca savurmakta bir sakınca yoktur.

GEREKÇE : Bu muhalefetle ancak buraya kadar
, Sırrı ve ötesi…
Elbette tüm bu nefret söylemleri, savrulan küfürler içimizdeki acıyı dindirmeye yetmez. Hepimiz düşünen ve akıllı bireyler olduğumuzdan kafamızda bu sonuca bir gerekçe bulmak zorundayızdır. O noktada muhalefeti suçlamak Hızır gibi yetişir imdadımıza.
‘CHP ile buraya kadar. İstemeye istemeye, zorla Sarıgül’e oy verdim. Daha ne yapsaydım ?’
‘Yok yok, bu milletin solcusundan da adam olmaz. Hala Sırrı’ya %5 oy çıkıyor. Hele Levent Kırca’ya ne demeli ?’
Türkiye’nin çok partili demokrasisinin artık esamesinin bile okunmadığı, AKP’ye karşı CHP çatısı altında birleşmeyen herkesin bizzat bizim tarafımızdan ya aptal, ya da hain ilan edildiği bir noktada hem diğer partilerin tek tük kalmış oy oranlarının hepsini toplayıp, ‘Bak işte, bunların hepsi CHP’ye vermiş olsa şimdi seçimi kazanmıştık.’ der, hem de bir yandan CHP’yi beceriksizlikle suçlamaya devam ederiz.

BİR TÜRKİYE ÜTOPYASI : Halk Devrimi
Tüm bu sonuçları kafamızda toparlayıp, parçaları birleştirdikten sonra ortaya çıkan resim kafamızda artık çok nettir. Ne bu halk, ne de bu muhalefet akıllanmayacak, ne yaparsak yapalım adam olmayacaktır. Tek çözüm halk devrimidir. Çözüm sokaklardadır, bunun başka yolu yoktur. Sokaklara çıkılacak, isyan edilecek, polis şiddetine maruz kalınacak, çocuklar, gençler ölecek ve o ölen çocukların fotoğrafları Facebook’ta profil resmi yapılacaktır.

Makarna beyinli (!) olmadığınıza göre, herhalde döngünün burada kapandığını anlamışsınızdır. Sokağa çıkıldıkça terörist yaftası yenilecek, ülkenin çoğunluğuyla aradaki mesafe daha da açılacak, kutuplaşma daha da şiddetlenecek, iktidara oy verenlerle vermeyenler sokakta birbirine selam bile vermemeye başlayacak (Facebook arkadaş listemizden atalı zaten çok olmuştur.), ve bir sonraki seçim sonuçlarına bir kez daha hayret edilerek aynı döngü tekrarlanacaktır.

SONUÇ : Peki o zaman ne yapmalı ?
Genelde bu tür yazılar sadece tespit yapıp, herhangi bir çözüm yolu sunmazlar okuyucuya. O nedenle de çoğu kez bir mastürbasyon niteliğinde kalarak, Beyaz Türkler’in kendi aralarında ‘Adam çok haklı aaaaabi.’ önsözüyle paylaştıkları linklere dönüşürler.
Ben bunun biraz ötesine geçmeyi deneyeceğim bu kez elimden geldiğince.

Kendinizi tanımak…
Öncelikle 38 yaşında bir İstanbul’lu olarak hayatımda ilk kez Kasımpaşa’nın arka sokaklarını gördüm, Kasımpaşa’lıları tanıdım. Bundan sonra da kendi balonumdan çıkıp bir kez daha oralara gitmeyi asla istemem. O insanlarla hiçbir platformda buluşup, iletişim kurabileceğimi düşünmüyorum. Hüloğğğğ oldukları için, çok aptal oldukları için, zaten anlatsam da anlamayacakları için veya onlardan iğrendiğim ya da nefret ettiğim için falan değil. Böyle bir sabrım yok da, ondan. Benim zaten insan ilişkilerim son derece zayıftır. Bu konuda oldukça bencil olduğumu söyleyebilirim. Çok çabuk sıkılır ve çok çabuk pes ederim bu konuda.
Bu nedenle önce kendinizi tanıyın. Eğer benimle aynı ya da benzer bir kişiliğe sahipseniz, o zaman bu konuyu kafanızdan tamamen çıkarın, zira politika öncelikli olarak iletişim becerisi ve de özellikle sizinle hiçbir ortak paydası olmayan insanlarla iletişim kurabilme becerisi gerektirir.

Eğer ‘Ben bu insanlarla da iletişim kurabilirim, onlara ulaşabilirim.’ diyorsanız o zaman ilk iş olarak aklınıza en çok yatan siyasi partiye gidip üye olun. Yerel çalışmalarına katılın, içinde yaşadığınız şehrin ve ülkenin insanını gerçekten tanıma şansına sahip olun. Zaten onları tanıdığınız zaman, ülke nüfusunun %99’unun, İstanbul nüfüsunun da %90’ının Twitter sözcüğünü hiç duymadığı bir yerde, seçildiği zaman Twitter yasağını kaldıracağını vaad eden bir belediye başkan adayının seçimi neden kazanamadığını anlayacaksınız. İşte o zaman yukarıda anlattığım döngü sizin için farklı işlemeye başlayacak.
İşte o zaman, ismi ‘halk’ partisi olan bir partinin aslında halkından ne kadar kopuk olduğunu, birkaç isim dışında belediyecilik adına yaptıkları tek şeyin ‘hala ve sadece’ Atatürk büstü dikmekten ibaret olduğunu, o beğenmediğiniz, hiç sevmediğiniz ve istemeye istemeye, mecburen oy verdiğiniz Mustafa Sarıgül’ün aslında bu ülkenin halkına en çok ulaşabilen isim olduğunu göreceksiniz.

CHP Kadin KollariOdak noktası…
Sosyal demokrat olduğunu iddia eden bir partinin amacı halkının ortalama yaşam standartını yükseltmek olmalıdır. Bu nedenle yönelmesi gereken asıl kesim halkın el alt tabakasıdır. Bu yazıyı okuyan hiç kimse Türkiye halkının yaşam ortalamasının altında değildir, bu nedenle de hiçbiriniz aslında sosyal demokrat ve halkçı olan bir partinin odak noktası olmamalısınız. Oysa CHP’nin kalesi olarak adlandırılan il ve ilçelere baktığınızda gelir düzeyi ve yaşam standartları görece yüksek bir kitleyle karşılaşacaksınız.
Bugün bir paket makarna ve bir torba kömüre oyunu ‘sattığı’ için aşağıladığınız ve aptallıkla suçladığınız ‘halk’ için öncelikli ihtiyacı o bir paket makarna ve bir torba kömürdür. Sizler Karatay diyetinde yasak olduğu için makarna yemez ve sahip olduğunuz çevre bilinciyle kömür yakmazken, onlar için makarna kendilerini açlıktan, kömürse soğuktan donmaktan kurtaran yegane öğedir ve elbette ki bunu onlara sağlayan kişi kahramanlarıdır.
Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisini inceleme imkanı bulduysanız, açlık sınırında yaşayan bir insan için ifade özgürlüğünün hiçbir anlamı olmadığını kolaylıkla anlayabilirsiniz.
Sosyal demokrat ve halkçı olduğunu iddia eden bir partinin bu hatalı odak noktasını koruduğu müddetçe kaybetmeye mahkum olması kaçınılmazdır.

Kıskançlık
Birçok kişinin gözden kaçırdığı çok kritik bir konu da, sınıf farkından doğan kıskançlıktır. Bugün siz mevcut iktidarı hem cahil, görgüsüz, köylümsek, hem de aynı zamanda ahlaksız, sahtekar, hırsız ve katil olduğu için sevmiyor, hatta nefret ediyor, böyle bir iktidarın sizi yönetiyor olmasını nasıl hazmedemiyorsanız, o iktidarın seçmeni de sizin kendilerinden kat be kat fazla para kazanıyor olmanızı, kız/erkek arkadaşlarınızla nikahsız yaşamanızı, parklarda öpüşmenizi, içki içmenizi, kendisi Temmuz sıcağında metrobüste pardesü ve türbanıyla son derece rahatsızken, sizin klimalı arabanız, mini eteğiniz ve askılı bluzunuzla yanından geçmenizi, kendisi çarşafla denize girerken sizin bikiniyle güneşlenebilmenizi ve buna benzer her konuda sınırsız özgürlüğe sahip olmanızı kıskanıyor, hazmedemiyor ve ‘Ben yapamıyorsam, o da yapmasın.’ duygusu bu kitlenin kalbinde perçinleniyor.
İşte bu ayrıma sürekli vurgu yaparak, haset ve kıskançlığı daha da arttıran ve bunu yönetebilen de iktidarın sahibi oluyor.
Bu noktada ‘Yahu durduran mı var, o da yapsaymış.’ diyorsanız bilin ki bu halkı hiç tanımıyorsunuz ve ‘mahalle baskısı’ denen kavramı hiç duymamışsınız.
Ayrıca bunca hırsızlığa rağmen hala mevcut iktidarı nasıl olup da desteklediğini bir türlü anlayamadığınız halkın cebinden aslında bir kuruş bile çalınmamaktadır.
Çalınan sizin paranız, imkanlarınız ve özgürlüğünüzdür. Ve hayatının hiçbir döneminde sizin kadar zengin, kültürlü, bilgili ve özgür olamamış ve zaten hayatının her döneminde hor görülmüş olan bu insanların her zaman gıptayla baktıkları Beyaz Türkler’e karşı galibiyet kazanabildikleri tek alan seçimlerdir.
Evet, hayatlarında belki bir iyileşme olmamaktadır ama en azından bir alanda kendilerini kazanmış hissedebilmekte ve kendilerinin hiçbir zaman sahip olamadığı özgürlüğe artık Beyaz Türkler’in de sahip olamayacak olması onları içten içe çok mutlu etmektedir. Kıskançlık insana dair en temel duygulardan biridir. ‘Tanrım, beni zayıflatmıyorsan bari arkadaşlarımı şişmanlat.’ sözünü size hatırlatmak isterim. Yasakların ve baskıların bu kesim tarafından bu kadar canhıraş biçimde savunulmasının başlıca nedeni budur.

Siktir GitYol Haritası
Bütün bu bilgiler ışığında önünüzde 3 tane opsiyonunuz var. Bunları da sıralayarak yazımı bitirip halen tümüyle yasaklanmamışken bir bira açmayı düşünüyorum.

1) Eğer yazının ortalarında bahsettiğim gibi siyaset yapabilecek bir potansiyeliniz olduğuna inanıyorsanız, hiç durmayın ve aktif siyasete atılın. Eminim oldukça yorucu ve yıpratıcı ama bir o kadar da renkli deneyimler içeren bir yolculuk olacaktır sizin için. Kimbilir, hayal ettiğimiz ütopik cennet olmasa da, daha iyi bir Türkiye’ye bizi ulaştıracak lider belki de içinizden biridir.

2) Eğer benim gibi ‘Politika benim işim değil.’ diyenlerdenseniz ve başka bir ülkede yaşamak da size çok zor geliyorsa, o zaman kendi balonunuz içinde hayatınızı sürdürmeye devam edin ve artık seçim sonuçlarını çıldırmış bir şekilde takip etmeyi bırakın. Sonuçta iktidarlar gelir, gider ve siz de hayatınızın her anında mevcut duruma bir şekilde adapte olup, kendi balonunuz içinde dış etmenlerden minimal düzeyde etkilenerek hayatınızı sürdürebilirsiniz.

3) Eğer ‘Yok, ben ne politikayla, ne de bu ülkeyle uğraşabilirim.’ diyenlerdenseniz o zaman bohçanızı toplayıp, en kolay hayatta kalabileceğiniz ülkeye tek yönlü bir bilet alın ve bu maceraya çıkın. Sonuçta hayat zaten başlı başına bir maceradır ve bu yolu seçmek de diğerlerinden daha zor ya da daha kolay olmayacaktır.

Ve tabi seçtiğiniz yol hangisi olursa olsun, gittiğiniz her yere kendinizi de götüreceğinizi unutmayın. Şairin dediği gibi ;

‘Yeni bir ülke bulamazsın.
Başka bir deniz bulamazsın. 
Bu şehir arkandan gelecektir.
Sen gene aynı sokaklarda dolaşacaksın,
Aynı mahallede kocayacaksın,
Aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda.
Başka bir şey umma.
Ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte,
Öyle tükettin demektir bütün yeryüzünde de…’

NOT : Bu yazı Mart 2014 yerel seçimlerinin hemen ardından kaleme alınmıştır. Ancak geçen bunca zamana rağmen hala hiç bir şeyin değişmediğini gördükten sonra kaleme aldığım ve bu yazının devamı niteliğinde olan ‘Ne Kadar Değişmemişsin Türkiye’ başlıklı yazıma da bu linkten ulaşabilirsiniz.

ÖZGÜR KÜÇÜK
ozgurkucuk76@gmail.com

Advertisements

177 responses to “Seçim ve Ötesi

  1. Feyste sayfamda paylaştım. Bravo. Özeleştiri muazzam. Tespitler yerli yerinde.

  2. Mukemmel bir yazi olmus, ancak bu kadar guzel anlatilabilirdi..

  3. Ayşenur Atasoy

    Ben de Oy ve Ötesi üyesiyim.Okuduğum en gerçekçi ve kapsamlı değerlendirme.Kutlarım.

  4. Elinize dilinize sağlık. Sandıktan döndüğümden beri benzer şeyleri düşünüyorum. Müsadenizle paylaşıyorum.

  5. Serhat Emekli

    Kıskançlık bölümü tamamen hayali olmuş. Sizinle aynı yerlerde yaşayıp aynı işleri yapan birkaç AKP’li bulup onlarla da konuşmanızı tavsiye ederim ama bu çok zor. Çünkü onların da yeteri kadar sabrı yok. Yinede birçok arkadaşınızdan çok daha analitik olduğunuz ortada. Tebrikler.

    • ali yilmazer

      Bu kadar kapsamlı ve doğru tespitler yapılmış olan bir yazının her hangi bir kısmını “tamamen hayali olmuş” diye değerlendirmenizi, bu kısmın sizi rahatsız ettiği şeklinde yorumlamak geliyor aklıma. Zira yazının tamamı önyargıyı kırmak üzerine iken yazının bir kısmına önyargılı bakıyorsunuz. Siz kıskanmıyor olabilirsiniz, ama bu kendinizi bir nebze törpülediğinizdendir. İktidarın hedef kitlesinin büyük kısmı maslow piramidini içgüdülerini törpüleyecek kadar çıkamamıştır. Ben çocuktum, akıllıydım, becerikliydim, ama Beşiktaş’lıydım, 4’üncü kez Galatasaray şampiyon olmuştu ve ben hala Beşiktaş’lıydım. Sonunda Galatasaray’lı oldum ve her yıl bir şeyler kazanmanın keyfini sürmeye başladım. Tuttuğum takımın şampiyon olması hayatımdaki en önemli şeylerden biriydi, makarna & kömür gibi.

      • Serhat Emekli

        Sorunlarınızdan birisi başkalarının hayal dünyasını kendi gerçekleriniz olarak yaşamak. Yazan arkadaşın beni anladığı kanısındayım. Siz başkalarının hayal dünyasında yaşamaya devam edin lütfen.

  6. Nergis Erdoğan

    Özgür,
    Her türlü paylaşımı, okumayı hak eden çok yanlı, kapsamlı, içten, üstelik eğlenceli bir yazı olmuş. Ben de asistanlarımızla birlikte okudum ve facebook’ta paylaştım hemen. Eline sağlık..

  7. Birader çok güzel yazmışsın bir kaç ekleme daha olabilirdi belki ama tebrik ederim.

  8. Seçim sonuçlarına şok olup kendi kabuğuna çekilmeye karar veren arkadaş,
    İltica etmeyi en mantıklı seçenek olarak gören arkadaş,
    Bak bir uyanış var! Senin gibi bir konformist bile kalkmış sandık görevi yapmış.
    Vallahi ben boşuna ölesiye gaz yedim sanıyordum Gezi’de ama bak sen ve senin gibi 100.000leri koltuğundan kaldırmayı başarabildik. Çok sevindim 🙂

    Bu arada ben farklı mıyım? Hayır. Sakın yanlış anlama. Beni de Gezi’deki “3-5″ ağaç için orada yatmaya başlayan 50-100 kişi kaldırdı koltuğumdan. Tam 3000-5000 kişi olmuştuk, polis bastı. Ayakta durduk, direndik, Polis vurdukça, sayımız 50.000, 100.000, 1.000.000 olduk 2-3 günde. O cuma akşamı (31 Mayıs) sen de oradaydın değil mi? Cuma değilse Cumartesi oradaydın ve sen de benim gibi hayatında ilk defa bir eyleme katılmıştın. Gazın kokusunu aldın değil mi? Cuma sabahı polis bastığında orada olan 2000-3000 kişi, eğer gazı yedikten sonra eve dönüp, küstüm oynamıyorum deseydik akşamına 100.000’ler olamazdık. Birlikte olmaktı bize güç veren. Sen ve ben gibi insanların yan yana gelmesi, “hadi son kez bir gaz yiyim, sonra eve dönerim” dememi sağladı benim. Her seferinde “son bir yolluk gaz” derken ağzımız burnumuz kaydı.

    Ben lisede yatılı kaldım ve oruç tutardım Ramazan’da. Yatakhanede arkadaşlarımla beraber sahura uyanmak, öğlen yemeği teneffüsünde birbirimize bakıp yutkunmak ve iftarda ne yiyeceğimizi konuşmaktan keyif alırdım çünkü. Gezi zamanı da birlik hissiyatından keyif aldığım gibi, “Bir orman gibi” yani… Seçimlerde müşahit olmaktan keyif almadın mı sen de? Doğru söyle.

    Sonuca gelirsek, eğer AKaPe olmasaydı bu ülkede ne başörtüsü serbest kalabilirdi ne de Kürtçe bu kadar rahatça konuşulabilir hale gelebilirdi. Ben ve benim gibiler (CHP’den bahsediyorum) bu yolun önünü açamazdık. AKaPe’ye hakkını vermek lazım. Şimdiyse gerçekten çok daha liberalleştik. Bir taraftan da özgürlük ve demokrasi ne demek çok iyi öğrendik (SS kuralı ile).

    Gezi sonrası aktif olarak rol almaya çalıştım. Çalışma grupları oluşturduk. Sonra aynı amaç için kurulan diğer gruplarla birleşmeye çalıştık. Sonra baktık merkezi bir yapı lazım, hadi onu kuralım dedik. Sonra aynı merkezileşme ihtiyacını fark etmiş başka gruplarla işbirliği yapmaya çalıştık. Devamını bilmiyorum çünkü işime gücüme yoğunlaşmam gerekti ve ben koptum. Yani gidip bir partiye üye olup, onca işimin arasında, hayatımı bil fiil siyasi çalışmalara ayıramıyorum ben de.

    Bana hayatın öğrettiği şudur: “Taş attım da kolum yoruldu deme. Hiç bir attığın taş boşa gitmez” (bu arada yanlış anlaşılmasın, Gezi boyunca hiç bir vandalizmde bulunmadım. Bu sadece bir alegori). Eğer sen ve senin gibi 100.000’ler oy’unu korumaya çalışmasaydı, şu anda Ankara’da ya da Yalova’da hala bir umutla mücadele veriliyor olmayacaktı. Vazgeçme. O ünlü slogan gibi: “Bu daha başlangıç, mücadeleye devam”.

    Dünyanın hiçbir memleketinde sosyal demokrat partinin tabanını işçi sınıfı oluşturmaz, orta sınıf ve beyaz yakalılar oluşturur. Çünkü bu bakış belli bir entelektüel altyapı gerektirir. Genelde proleterler sağ, hatta faşist partilere oy atar. 20 sene önceki MHP tabanını hatırlarsan sen de bana hak verirsin. Dolayısıyla Halk’ın CHP’ye oy atması bu şartlarda pek gerçekçi değil. CHP hiç bir ahval ve şeraitte 50% oy alamaz.

    Şimdi bizim yapmamız gerekene gelecek olursak:
    – Halk’ı hırsızlığın aslında onların cebindeki paranın çalınarak yapıldığına ikna etmemiz lazım.
    – Hırsızların çaldığı paranın aslında ülkenin malı olduğunu anlatmamız lazım.
    – Eğer o paraların yöneticilerin cebine gitmek yerine devletin kasasına girseydi, daha az vergi ödemek zorunda kalacağımızı ya da kendisine daha çok makarna ve kömür verilebileceğini anlatmamız gerekiyor.
    Belki bu şekilde Halk senin, benim, burun kıvırarak oy verdiğimiz Sarıgül’e, Yavaş’a ya da bir türevine oy atmasını, RTE’ye oy vermemesini sağlayabiliriz. Tabii ki Halk’ın Sarıgül’e oy atacağı gün biz Sarıgül’ün doğru insan olmadığını düşünüyor ve bu sefer de Şafak Pavey’in, Emine Ülker Tarhan’ın, Muharrem İnce’nin CHP’den ayrılıp kuracağı partiye oy atıyor olacağız ve o seçimden de yenik çıkacağız. (Bu arada Sarıgül ve Yavaş’ın liberal ve sağ tandanslı politikacılar oldukları konusunda hem fikir olduğumuzu varsayıyorum)

    Diyeceğim şey şudur. Gel vazgeçmeyelim. Birleşilecek zamanlarda +1 olalım. Destek olalım ön tarafta yürüyenlere. Senin yaptığın gibi kabuğuna çekilmeyi önermeyelim ve çekilmeyelim. Zaman alacak ama olumlu yoldayız. Mesela şimdi yaptığımız gibi düşünsel olarak katkı sağlayalım ne yapılması gerek tartışmasına. Gerektiğinde de senin sandık görevlisi olduğun gibi 100.000’ler oluverelim. Aktivist olmasak da pasifizmi övmeyelim. Zaten arada sırada aktivistçilik oynamaya da alıştık 🙂

    Sevgiler

    • ne güzel yazmışsınız yüreğinize, kaleminize aklınıza sağlık

    • sizin de elinize sağlık

    • Çok güzel yazmışsınız elinize sağlık .

    • Bekir Bey süper yazmışsınız lütfen bu kulvardan ayrılmayın siz ve sizin gibilere ihtiyaç var bizleri de aktif olmaya yönlendirirseniz çığ gibi büyürüz…dostça sevgiler..

    • Bekir… Ozgur Kucuk’un yazisini begendim ama ne yalan soyleyeyim, senin bakis acini daha yapici, olumlu ve heyecan verici buldum. Cok guzel anlatmissiniz her ikiniz de kendi dusuncelerinizi… Sizler gibi genceler sayesinde bu ulkenin duze cikacagina inanmak istiyorum… Sizlerle Turk gencligi olarak gurur duyuyorum 🙂

      • Guzel tespitler bundan dolayi tesekkurler, birkac sey bende eklemek istemiyorum.kendimden, esimden ornek vermek istiyorum Hayatimda her konuda genelleme yapmaya karsi birisiyim. Ben ve esim AKP oy veriyoruz, varoslarda degil luks bir sitede yasiyoruz. Cahil oldugumuzu dusunmuyorum 🙂 yuksek lisans mezunuyuz, esim yuksek lisansini avusturalyada yapti. Tatile koyumuze degil kultur turlarina katiliyoruz ( farkli kitalarda ki 24 ulkeyi gezdim ), cok uzatmayayim standart, sizin hayal ettiginiz ve cizdiginiz klasik bir AKP secmeni degilim.
        Neden AKP ye oy veriyorum, hicbir cikar ve menfaatim yok, hatta cevremdeki tek akp li esim 🙂 hic kimseye de akp ye oy verdigimizi bilmiyor, bunu soyleyemiyoruz. İnaniyorum ki benim gibi bircok insanda vardir. Cunku bunun nedeni sizsiniz. Ornegin , CHP nin en buyuk problemi parti yonetimi degil , parti secmenidir. Siz insanlari bu kadar yukaridan gormeye, asagilamaya devam ettiginiz surece beni asla kazanamayacaksiniz. Calistigim uluslararasi sirkette , ofisi temizlemek bize ikram yapmakla gorevli emine teyze nin AKP ye oy verdigini ogrendigimizde, calisma arkadaslarim olan o kibar hanimefendiler, salon beyfendilerinin nasil canavarlastigini gordum. Kadincagiz gunlerce agladi,dayanamadi 12 yildir hizmet ettigi firmadan ayrildi. Cunku hic durmadi o CHP liler hergun hakaretler… Siz halka bu kadar uzakken, asla ve asla iktidar sahibi olamayacaksiniz.

    • Bekir Bey, tam anlamıyla duygularıma tercüman olmuşsunuz.. AKP’nin doğrudan ve dolaylı olarak istemeden de olsa oluşturduğu demokrasi bilincine yaptığınız vurgu özellikle önemli. Bilmeden / istemeden Gezi sonrası Türkiye’si diye bir şeyin temelini attılar.. Yalnız, Muharrem İnce ve Emine Ülker Tarhan’ın yeni oluşabilecek özgürlükçü bir hareketin lider adayları olarak düşünmenizi tutarsız buldum.. Bu iki isim “ulusalcı” reflekslere sahip, bana göre çok da solcu sayılamayacak siyasetçiler.. Ama yaptığınız vurgu çok önemli.. Gezi’ye de gönderme olarak : “Bu daha başlangıç.. Mücadeleye devam..”

    • Nefis tespitler.. Elinize sağlık..

    • Muazzam cevap ve umut. Daraldikca gelip tekrar okuyacagim bunu.

    • bence yukardaki güzel yazıyı tamamlamışsınız, “Aktivist olmasak da pasifizmi övmeyelim” çok doğru !!!

  9. Yazınızın içtenliği yanısıra Türkçenizin mükemmelliği özellikle dikkatimi çekti.

  10. Tesekkurler. Daha guzeli kaleme/klavyeye zor alinir. Ben ucuncu opsyonu secenlerdenim…

  11. Super yazi ancak bakis acisi bana gore yanlis !
    Sorun bu insanlarla bilrikte yasamayı ogrenmek degil suan, evet onemli bir parcasi hatta yazıda anlatılan dunya icinde evet cok onemli. Eger sevgili basbakanımız, AKP liler, gercekten inandiklari icin, din ve secmenleri icin birseyler yapıyor olsalardı, dediklerinize tamamen katılıyor olurdum, ancak aslında tamamen aldatmaca olarak kullandıkları bu “dunya” kendi hırsları ve yapmak istedikleri icin sadece bir arac, ve verdikleri zarar onlara, size , bana tum ulkeye, ustelik 7 sulalemizin cekecegi boyutta, sadece isin ekonomi / borclanma ve cevresel boyutu yeterli bunun icin. 2007 civarına kadar problem sizin yazdiginiz duzeydeydi ancak suan yapılanlar ve bunların cezasından kurtulabilmek icin olumune herseyi yapabilme cesareti, olumune kısmına dikkat cekerim, halkı tanımak yada balonda yasayanlarin balondan cikmasindan daha fazlasini gerektiriyor. Ve bunlar bugunlerin degil, 40 yıl oncesinin, 600 yıl oncesinin de sorunlarıydı, butun yasanan tecrubelere ragmen fazla yol alamamisiz.
    Cok temel sistemler, hatta sadece HUKUK calissaydi bile, yine dogru derdim yazdiklariniza, ve maalesef cok acı cekicez hep birlikte, cocuklarımız ozellikle, oyle buyuk bir gemideyizki yapılan manevralar 3-5 yıl icinde gozukmuyor, 10 yıllar icinde dalga dalga gostericek etkilerini.
    Sonuc olarak, karamsarlıkla suclayabilirsiniz beni, hepmizin sonu hayrolsun …

  12. Bu yazıda katılmadığım tek yer insan ilişkilerinde çok yetenekli ve sabırlı olmamanın siyaset yapmaya bir engel olduğu tezidir. Bir siyasi parti ülke çapında bir organizasyondur ve örneğin bu yazıyı yazacak kuvvette olan bir insan bu organizasyon içinde saha çalışması dışında da çok önemli görevlerde bulunup katkı sağlayabilir. Örneğin şu an CHP’nin oy kontrol sistemini bu işten daha iyi anlayan biri yönetseydi bu beceriksiz görüntü ortaya çıkmazdı.

    Bence bi gidilip ne yapılabilir diye bakılabilir.. Belki de eğlenceli insanların olduğu bir data biriminde görev alacaksınız, belki CHP nin basın açıklamalarında editörlük yapacaksınız kim bilir? Kendinizi esirgemeyin derim..

  13. İlk kısımdaki tespitler doğru lakin akp seçmeninin hareket biçimini kıskançlığa bağlamak tamamen gerçeklerden uzak ve halkını tanımayan bir yorum olmuş.

    • Yelda hanım adaşım özgür beyin ilk tesbitinin doğruluğundan bahsettiğiniz kısım hariç bence güzel bir saptamada bulunmuşsunuz.Zaten yazıyı yazan arkadaş da dış dünyayla bağlantı kurmayı pek tercih etmediğinden bahsetmiş.Kendi çevresini(oturduğu muhit anlamında) dahi tanımadığından(en azından seçimden öncesine kadar) .Ancak bu kadar çıkarımı nasıl yapabilmiş onu anlayamadım.Ben hem gariban diye tabir edilen coğrafyada doğmuş büyümüş yaşamış ve oralardan büyük şehre okumaya gelmiş tahsili sonrası bir çok doğu ve batı şehrinde gerek yöneticilik gerek kahırcılık yapmış biri olarak devamlı vatandaşın içimdeydim ve şu anda aktif hizmet sunan bir belediyeci olarak özgür beyin bahsettiği boyutta kıskanç ve kindar bir halkı hiçbir yerde göremedim (bu nedenle değilmidir ki hala birileri kindar bir gençlik yetiştirilmeye çabalıyor.Bu kadar kıskanç ve kindar olunsa idi ne gerek vardı çabalamaya)Bahsi geçen konularda kindar ve kıskanç bir toplum değil türkiyede dünya da mevcut olamaz inanın.Özgür bey bu yaşına kadar sadece 1 günün 3 de 1 lik zamanını (kendisini soyutlayarak bahsettiği) halkın içinde geçirebilmiş bir insan nasıl bu kadar fazla ve kesin kanaat sahibi olabilir ben onu anlayamadım açıkçası.Bence bunlar anlık karşılaşmalardan bir insanın kendine çıkarımlarından öte şeyler değiller ki bence çok tehlikeli çıkarımlar.Sonuçları çok vahim olabilir.Özgür bey bence biraz daha fazla bahsettiğiniz kentin arka kısımlarına bahsettiğiniz önyargılarınızdan ve insanların sizi(bizi) kıskandığı zannınızdan uzak durarak sevecenlikle gittiğiniz de o insanların kıskanma güdüsü açlık ve soğuktan çok kendilerine dokunan onları kaale alıp muhabbetini sabırla açan onların dertlerini dert edinebilen insanlara duydukları özlemden başka bir dertlerinin olmadığını bü yüzden de oy vermek yada devleti yönetmek gibi bir derde düşmediklerini göreceğinizden eminim….Bir de şunu asla unutmayalım ortada çalınan bir şeyler (para oy vs.vs.) var ise bu tüm vatandaşlara aittir.Herkesin cebinden çıkar ama en öncelikli geliri olmayan vatandaşın cebinden.Yani çalma denilen mevhum eylem bahsettiğiniz gibi sadece biz gelir sahiplerinin cebinden olmuyor en çok da ihtiyacı olan vatandaşın cebinden oluyor maalesef.
      Yazınızla ilgili daha bir çok paylaşıma gitmek isterim ancak dediğim gibi anlık deneyimler yanlış çılarımlara yol açabilir ve kişisel olarak bu çok tehlikeli olabilir diye düşündüğümden deneyimleyebildiğim kadarını paylaşmakla yetineceğim…
      Öncelikle Özgür beye ve gıyabında Herkese saygılar….

  14. Mustafa Sarıgül hariç yerinde tespitler

  15. sizinle ayni goruste ve inancta olmasam da, beyaz turk kesinlikle olmasam da, genel hatlariyla guzel bir yazi olmus. Fakat bir meselede toplumdan uzaklik chpnin ve secmeninin kaderinde var gibi, en ince dusuneni bile bunu anlayamiyor sizin anlayamadiginiz gibi. her ne kadar son donemde chp biraz daha anlamaya baslasa bile bence daha cooooook uzun yollar katetmesi gerekiyor. Soyle ki:

    “basortusu” denilen bez parcasini insanlar isteyerek kullaniyor. mini etek giyenlere karsi bi kiskanclik yok, hele o basortusunu samimane takanlara milyon dolarlar verseniz bikini giymezler. Siz herkesi zorla baskiyla buna mecbur birakilmis gibi gordukce daha cooook secimler kaybedersiniz.

    bu secimde akpnin karsisinda oldugum icin aileme yolsuzlugu vsyi anlatmaya calistim, chp bunlardan az mi calacak sanki, chp Allah korusun basa gelse, yine basortusu yasaklancak, dine baski yapilacak mantalitesi var millette ki, chpnin bu onyargiyi kiracak hicbir adam akilli adimi olmamistir. burda halktan ziyade kendinizi sorgulamaniz lazim.

    bana birisi gosterebilir mi, chpnin su acilimi/hareketi/soylemleri vs halka bir guven duygusu telkin etmistir. dolayisiyla bu, halkin chpye destek vermesi icin bir sebeptir diye.

  16. Katıldığım, katılmadığım ve eksik bulduğum çok nokta var ve bunları açmak çok uzun sürecek. Yalnızca birini söyleyim. O da çokça rastladığımız, romantik sosyal demokrat söyleminiz. AKP ye oy veren insanlar, yalnızca bahsettiklerinizden ibaret değil. Birde ahlaksız, ama çok ahlaksız oldukları ve yalnızca AKP ikliminde bu denli palazlanabilecekleri için AKP ye oy verenler var mesela ki sayıları hiç te az değil.
    Ayrıca hiçbirimizin ikinci bir yaşam şansı yok. Ömürler o baloncuklarda, bu insanları anlamaya çalışmakla tükeniyor. Son balon da o anlamaya çalıştıklarımız tarafından patlatıldığında ne diyeceğinizi merak ediyorum.

    Fakat çok iyi yazdığınız bir gerçek. Sizi okumak keyifli.

  17. güzel tespitler var yalnız çok taraflı. şoyle ki, CHP İstanbul’da %40, Ankarada %45 civarı bir oy aldı. yani anlattılarınız CHP’yi öyle bir gösteriyor ki sanki tüm oyu Etiler’den Nişantaşı’ndan almış gibi. CHP cok dogru isler yaptı. Bu trendi bozmazsa bir sonraki seçimde ciddi fark yaratabilir. Devamlılık esastır.

  18. aziz nesin bile bıktı anasını satıyım ya. 3bin kere aynı paylaşımları görmekten bıktım usandım artık. herkes aptal, herkes salak. bir sen akıllısın.

  19. Yazı muhteşem. Aşağıdaki yorumlar da çok güzel. Bunların hepsinin altına imzamı atarım. Ama ben bu CHP’nin bize yaranabilmek için ne yapması gerektiğini çözemiyorum. Adamlar merkeze kaymaya çalışıyor. Halka yakın adayları çıkarıyor. Vayy bunlar sağcı oldu diyoruz. Başörtüsüne özgürlük diyor. Vayyy bunlar Atatürk ilkelerinden uzaklaştı diyoruz. Tabanı genişletmek için ne yapsalar oturduğumuz yerden bık bık yapıyoruz. Ben de konformist bir insandım. Ama ilk işim Chp’ye üye olmak ve aktif rol almak olacak. Türkiyeye yeni merkez parti lazım masallarına inanmıyorum. Çok denendi olmadı. Oy bölmekten başka bir işe yaramıyor. Elimizdeki en fazla oy potansiyeline sahip parti şu anda CHp. O zaman onu revize etmeliyiz. Artık ulusalcılardı,kürtçülerdi,liberallerdi ayrımı yapma zamanı değil. Memleket elden gidiyor.yaşam alanımız gittikçe küçülüyor. Gettolaşmaya başladık bile yavaş yavaş. Seçimlerden sonra bu memlekette yaşanmaz,gitmek lazım demeyenimiz oldu mu. Benim 15 yaşında oğlumun bile ilk tepkisi bu oldu. Eee napıcaz % 55 topluca göç mü edicez. Yok arkadaş o kadar kolay değil. Ben İStanbulluyum,4 senedir iş nedeniyle Ankara’da yaşıyorum. Gurbetin ne olduğunu bana sorun. O 4saatlik yol bile insana nasıl bir sıla özlemi veriyor. Kolay değil öyle başka memlekette, hele bir TÜrk olarak azınlık olmak.sen istediğin kadar Beyaztürk ol,eğitimli ol,paran olsun. Onlar için ortadoğulusun. Yurtdışına gidince hepimiz görmüyor muyuz bunları. Velhasıl kelam sevgili arkadaşlar,herkes elini taşın altına koyacak. Bak hala oturmuş bu yazdıklarımı okuyorsunuz. Kalkın,harekete geçin. Asıl kurtuluş savaşı şimdi başlıyor.

    • aman ha vatan elden gitmesin, acele edin! yazık senin o yetiştirdiğim sandığın çocuğuna 15 yaşında bunları düşündürebiliyorsan..sizin gibi bu vatan elden gidiyorcular yüzünden bu hale geldik. asıl şimdi yaşanabilir bir vatan olduk. er ya da geç anlayacaksınız..anası babası namaz kılıyor diye, anası başörtülü diye askeri okullara giremeyen çocuklar yok artık. imam hatip okudu diye önü tıkanan üniversiteye gidemeyen gençler yok artık. insanlar namaz kılıp dinini yaşamaktan utanmıyor artık..

  20. Birkaç ekleme yapılabilir, istisna çekilebilir ama genel olarak müthiş olmuş, elinize sağlık.

  21. Sizin bu yazınızdan çıkardığım sonuç, insanların eskiden başörtüsünü açsın bizim gibi yaşasınlar diye baskı yaptığınız günlerin artık elinizden alınmış olmasının verdiği üzüntü ve kıskançlığınızın ne kadar tavan yaptığı gerçeğidir. Bir zamanlar laflarınız ve söylemlerinizle ezdiğiniz, gözleri kapalı biçare insanların , artık bu duruma dur diyebilecek bir liderler tanıştıp, uyanışa geçmiş olması ve sizin gibi aptalları, insanların inançları ile bile utanmadan pervasızca alay eden zavallıları 8 seçimdir ezip, yerin dibine sokmalarını, artık sizi dinlemiyor olmalarını hazmedemeyişiniz, bana öyle bir haz veriyorki, kelimeler kifayetsiz kalıyor… BiR zamanlar birileri inancı olan insanlara ya bu deveyi güdersiniz, yada bu diyardan gidersiniz diyorlardı… İnançlara saygı duymuyorlardı. Şimdi ezikliklerinin verdiği rahatsızlıkla görüyorumki bu deveyi güdemeyenler, bu diyardanda gidemiyorlar… Ama hala inanca saygıda göstermiyorlar… Sizin gibi saygısız insanlarla aynı topraklar üzerinde yaşamaktan asıl ben rahatsız oluyorum… Defolun gidin artıkta biz cahil Türkler ülkemizde huzur içinde yaşayalım…

    • Her ne kadar söylediklerinizde haklılık payı olsa da ilk vurgu yaptığınız yerden Türkiye’de inancın ”semboller üzerinden” yaşandığı gerçeğini bir kez daha görüyorum ne yazık ki! Başörtülülere yapılan haksızlıklar elbette konuşulur ancak şu anki hükümetin tavrı, tutumu ve bu nesille beraber gelecek nesillere kadar etkisi sürecek olan ‘yıpranmış ahlaki değerlerin’ üzerine konuşulacakların bir önceliği olması gerekir kanımca.

    • Sevgili Frkbyrm hakli öfkeni cok iyi anliyorum. Sunu eklemek istiyorum… Bu ülkede sadece sizler magdur edilmediniz. Hatta sizlerden daha fazla magdur edilenler var. Ben kendim, dinin icinde olan bir insan degilim. Ailem Alevi kökenlidir. Sana Alevilerin ne tür hakaretlere maruz kaldigini anlatmama gerek yok sanirim. Herkes camisine gidip namaz kilabiliyorken, Aleviler özgürce “Alevi” olduklarini bile söyleyemediler. Asaglandilar, katledildiler….Sivas olaylarini sana hatirlatirim. Solcular yillarca sokaga cikti, insan haklari icin…Hapislere atildilar, iskence gördüler. Cinsel tercihleri farkli olanlar asaglandi…evlerinden cikamadilar… kartakollarda iskence gördüler, Kis günü soyulup, ciplak halde ormana atilan travestiler var. Sen hakli öfken icin gittin, ‘mazbut aile babasi görünümlü’ sizi anlayacagini düsündügün bir insana oyunu verdin. Sözde senin basörtünü ve inancini düsünen ama aslinda senin ve senin gibilerin magduriyetini cok güzel kullanan o insani sectin. Kadin olarak seni kullanan ama sana aslinda zerrre kadar önem vermeyen, cinayete gitmis zavalli genc kadinlarin raporunu bile tutmayan bir zihniyete oy verdin. Acilarimiz ve öfkemizi kullanan bu hükümet, Türkiye ekoonomisini etkileyen capta hirsizliga imza atmis bu hükümet, hirsiziliklarini üstünü örtmek icin gidip bizi savasa sokarsa senin benim ocagim yanar güzel kardesim, onlara birsey olmaz. Bizim ekonomimiz bozulacak, bizim genc erkeklerimiz ölecek…onlara birsey olmayacak.
      Gecen Afyon valisi huzur evinde gelisen taciz olayi icin “abartıldığı gibi 30-40 kişi yok. 3 kızımız istismar edilmiş!” seklinde yorum yapti. Adana valisinin kabadayiliklari…AKP’nin bizim önümüze koydugu bu. “Mahalle” üslubuyle devlet yönetmeye calisiyorlar. Gerceklere yüzünü kapatarak, cahil olarak yasamak bu insanlar tarafindan yönetilmek mi istiyorsun gercekten?

      Cahilin eline degenek veririsen onu yol bulmak icin degil, adam dövmek icin kullanir. Sen cahiligin yolundan mi gitmek isityorsun, aklin yolundan mi?
      Umarim is isten gecmeden gerceklerin farkina varirisiniz….

    • Sayın Frkbyrm, yukarıda sarfettiğiniz sözlerin bunca zamandır sizi mağdur eden zihniyettin ne farkı var? Yoksa bunca mücadele “hak aramak” için değil de kişisel hırs ve intikamlar için miydi?

    • “Bunlaaar solcu, bunlaaar ateist, bunlaaar terörist!!!”

    • Arabistan’a gidin de gorun bakalim kac gun kalabileceksiniz? Onlar da hizla degisime ugruyorlar artik. Hirsizligi mubah goren Musluman olabilir mi? Dunyanin hic bir yerinde din baskisi yoktur. Yalnizca dini politika icin kullananlar dunyanin en buyuk suclarindan birini islemis olmuyorlar mi ? Ey yurttaslarim; umarim uyanirsiniz. Bilenle bilmeyen bir olur mu ? Bilmeye calisin, kitap okuyarak ve bilenlere sorun. Halkin parasini oy almak icin komur ve makarna olarak dagitanlar suc islemis olmuyorlar mi ? Sadaka hic bir menfaat olamadan kimin tarafindan verildigi bilinmeden verilendir. Dini bilmek icin cok okumak gerekir…

    • Sivas’ta 37 kişiyi yaktınız ölenler arasında 2 de çocuk vardı. Ceza filan almadınız. Bu ülkede hala zorunlu din dersi mevcut ve mağdur sizsiniz öyle mi ?? Hadi ordan :)))

  22. Bazı arkadaşların değindikleri bir konuya başka bir isim vererek değineceğim. bildiğimiz, gördüğümüzden çok daha derin bir konu var burada. Bizim toplumumuz, aynı din-kültür alanını paylaşan diğerleriyle aynı şekilde henüz Ortaçağ ve sonrasındaki Rönesans-Reform dönemlerinin hemen başlarında. Böyle olunca da günümüz siyasi ve sosyal normları ile düşünmek durumu ıskalamak oluyor. Olay çok ama çok daha derin. Burada siyasi mücadele değil bir DİN SAVAŞI var. Hani şu Avrupa’da asırlar önceki “Katolik-Protestan” savaşı cinsinden. Karşımızdaki AKP seçmeni için AKP bir partinin ötesinde. Adeta bir din, bir mezhep gibi ve RTE de o dinin en yüksek temsilcisi. AKP ve altındaki dindar kesimi Katolikler olarak düşünürsek kendisi Papa’dır. Biz laik kesim ise Protestanlar, Huguenotlar, onların deyimiyle “kafirler” gibiyiz. Şu anda soğuk iç savaşı yaşıyoruz. Ve bunun sıcak savaşa evrilişi yakın. Kendi St Barthelemy katliamımızı çok yakında yaşayacağız, belki Huguenot’ların göçü gibi derme çatma sallarla “boat people” misali karşı kıyılara atacağız kendimizi, sonrası mülteci kampları, sığınma talebimiz kabul edilir ise de yeni ülkemizde yaralı bir yaşam. Bu yüzden şahsi fikrim ne kadar çabalasak boşuna olacağı şeklinde. Zira bir reform için yüzlerce yıl lazım ve karşımızdakilerin ideolojik karşılığı olan Taliban’dan pay biçersek “düşman” acımasız, sayıca üstün ve kararlı.

  23. beyaz türklerin özeleştirisi… sadece üç alternatif var, çok net 🙂

  24. Anlamayacak birsey yok. Türk kültürü ile arap kültürü carpisiyor, türk halki sonunda islam ile hesaplasmaya basladi bunun benzerleri avrupada yasandi. Toplumsal evrim süreclerinde gerceklesen birsey. Islamdan önce Türk boylarinda sadece zenginlik degil ayrica sosyal esitlik hakim idi, osmanli islamin sirtinda tasidigi bir türk medeniyeti degil, türklerin sirtinda tasidigi bir islam medeniyetiydi, o hüloggcular bunu anladiklari zaman devrim gerceklesecek. Ancak her evrim sürecinde oldugu gibi büyük sancilar söz konusu, avrupa bir gecede seküler olmadi, cok ama cok acilar cektiler.

  25. Ne kadar beyaz türküm ne kadar morum bilmiyorum ama 🙂 tespitler doğrudur ve gerçekler acıdır.İstanbul’da benimde ayak basmadığım semtler var Çekmeköy, Sultanbeyli vb.. Sonuçta bu insanlar taa Refah partisinden beri arı gibi vızvız çalışıyor, kapı kapı dolaşıyor biz ihmal ettik insanımızı şimdi de onlar bizi ihmal ediyorlar ve ikmale bıraktılar. Sınıfta kalmadan harekete geçmek lazım. Maslow ihtiyaç sıralaması tespitini bende hep söylüyorum, açlık açıklık çeken insanlar maalesef eğitimde alamadığı için bizim bilincine sahip olduğumuz değerlere ister istemez uzaklar insanlara kızmanın gücenmenin anlamı yok.Onları kazanmanın yolunu bulacağız. Beni asıl korkutan lümpen insanlar, güce tapanlar, korkak olanlar, durumları iyi, eğitimde fena değil bunlara ne yapacağız asıl sorun o. Ne din ne iman ne ekmek ne su hiç biri değil dertleri. Rahatları kaçmasın öncelikle ardından da güce tapındıkları için bugün ideolojisi ne olursa olsun AKP yarın TKP gelse o da olur. Kısaca omurgasızlar. Onlar beni daha çok korkutuyor. Sosyal mecralarda da görüyoruz, kendilerini savunacaklar diye abuksubuk konuşuyorlar. Sayı olarak belki diğer grup kadar değiller ama daha tehlikeliler. Bir insana ev, aş, eğitim verirsin ama bir insana akıl ve vicdan nasıl vereceksin? Karaktersize karakter nasıl vereceksin. Oturup bir de onu düşünelim derim.

  26. kendinizi güzel analiz etmişsiniz. seçim sonrası içinde bulunulan durum,tespitler, yapılanlar vs. benim de çevremde karşılaştığım olaylar. ama bence yaptığınız en önemli yanlış ak parti seçmenini tanımamanız. size göre ak partiye oy verenler makarna,kömür ya da biraz paraya oyunu satanlar veya durumu iyi ama kara çarşafın içindekiler, çevre baskısından zoraki kapalı dolaşan insanlar..(buarada bursanın ilçesindeyim. seçim öncesi gece cemaat yanlısı birkaç şirketin en yakın takipçi olan mhp.ye dağıtılmak üzere 3 milyar tl-trilyon verdiğini yakinen biliyorum.para alınıp yine akp.ye verilmiş birçok kişi tarafından)işte hep bundan kaybediyorsunuz ve kaybetmeye devam edeceksiniz. ha bir de hiç düşünmeden etrafa savurduğunuz hakaretler, aşağılamalar, koyun, kör, vs ithamlar var tabi..kendinizi okuyup düşünen irdeleyen entelektüel insanlar sanıyorsunuz ama tam tersi kendi görüşünüz dışındaki düşüncelere tamamen kapalısınız ve size göre en doğrusu kendi düşünceniz. çalıp çırpma diyorsunuz savunduğunuz insanlar bu zamana kadar neler yapmış halk adına ve önceden bulundukları kurumları ne hale getirmişler dönüp buna bakın. tarih hep tekerrür etmiş bu ülkede. ülke tam yükselişe geçer hop çakma fadimeler müslümler çıkar İslamiyeti insanlardan soğutur, laiklik der bir devrim yapar başbakanı indirirsiniz. zorla anayasa yaptırırsınız. menderesi halk için çalışmaya başladı diye olmadık sebeplerden asarsınız. şimdi de faiz düşer, insanlar rahat yaşamaya başlar, yurtdışında itibarı artar ve hop gezi olayları, tapeler, vs. tabi bunlar sizin suçunuz değil. yıllardır sizi ve sizin gibileri ele geçirip kullanan ve ülkenin gelişmesini istemeyen yahudi zihniyetinin suçu.dünyanın her yerinde uyguladıkları yöntem sadece. neyse ki cahil sandığınız ak parti seçmeni artık her şeyi biliyor ve gereğini yapıyor. siz daha düşünedurun neden, nasıl diye.saygılar..

  27. 38 yaşında geziyi geçtim fransız ihtilali hakkında bile en ufak bir fikri olmayan birinin yazısı.. milletlerin en temel haklarını hiçbir zaman ‘en alt tabaka ne ise artık’ o korumamıştır. Burjuva’nın anlamını çekiştirip duruyorlar, burjuva kaymak tabaka (eski manada soyluların yerini alan sabancı,aydın,koç vs.) ile işçi sınıfı arasındaki eğitimli kesimdir, yani sadece beyaz türklerden oluşmaz. kürt burjuva da olabilir. hem sokağı hem dünya’yı tanıdıkları için (bana göre) en kültürlü kesimdir.

    kıskançlığa ve hasete gelirsek, o mini etekle gezen kız milletin haklarını işçilerden de zenginlerden de çok daha fazla savunabilir. (örneklerini gördük) yaz sıcağında pardesu içerisindeki kadını gördüğü zaman ideolojisi yüzünden değil o kadını o hale sokanlar yüzünden sinirlenir, aynı şeye kızarlar aslında. makarna kömür vs. ye gelirsek en fazla vergi toplanan kesimdir ve van depremini hatırlarsanız insanlar aç açık çadırlarda yatarken tepki gösteren sadece yine o burjuvalar olmuştur, bugün rojova ve reyhanlı olaylarını en fazla tartışan yine bizleriz. halkın haklarını devlete karşı halka rağmen korursun, bu iş böyle.

    kendinizden korkmayın, sokaktan hiç korkmayın, o girmekten korktuğun iğrendiğin kasımpaşa ve tarlabaşı’nın esnafı olmasaydı gezi’de gözaltılar, yaralanmalar 2 kat fazla olurdu, evinde mum ışığında şarap içerken anlayamazsın sokağın ne olduğunu. devrimler kitaplarla başlar nihayetinde sokakta yeşerir, bugün bahsettiğimiz şey devrim olmaktan çok uzakta elbet ama değişim bile sadece sokak ile mümkündür. danimarka değil burası, mecliste bu sene de sen yönet diye çekilen iktidarlar yok.

    şuna katılıyorum, her kesimde olduğu gibi orta kesim içerisinde de sığır var, tabiki gossip girl’deki kızları kendi insanından daha iyi tanıyan arkadaşlar mevcut, ama onlar da lazım genelleme yapmamak lazım. ha eğer götünü rahata alıştırdıysan evet o üç maddeden birini yap, gayet mantıklı ama biz sokağa çıkmasaydık, polisle çatışıp ‘terörist’ olmasaydık bugün bu yazdığın yazıyı 3 kişi okurdu, chp de seçimden %15 alırdı.

    • Bir insanın şu memlekette hergün gördüğü insanlar arasında olup biteni analiz edebilmesi için Fransız Devrimini ya da haçlı seferlerini ya da hicreti ya da firavunla Musa arasındaki mevzuları bilmesi gerekmiyor. Özgür bir beyin yeterli o da yazarda mevcut. Bu arada Fransız Devrimi çok eskide kaldı. Devrim yapacaz diye efelenmelerin son örnekleri Mısır ve Ukrayna’da mevcut. Onları da çalışmışsınızdır umarım. (Tamam Ukraynadaki başka falan filan)

      Biz birbirimizi boğazlamadan Danimarka gibi olucaz. Sen rahat ol.

      • Serdar,

        Yanlış anlaşılmış olabilir, öyleyse özür dilerim. Sokaklarda terör estirelim, yakıp yıkalım demiyorum ayrıca sosyalist romantizminden de çok uzağım. Kendimi siyasi olarak tanımlamam gerekirse solcu bile diyemem hatta. Devrim kelimesi yüzünden sanırım, çok saçma çağrışımlar uyandırıyor burda. Kastettiğim şey şu abi, bazen sesini duyurmak için evinin içinde bağırman yetmez, her şehrin bir meydanı vardır ya hani, onun amacı budur, ilkel kabilelere kadar gider nedeni, insanlar dertlerini meydanlarda anlatırlar ama sanatla ama salt sözle. Ha ama sen bunu yaparken biri gelip seni kaba kuvvetle susturursa yine en ilkel iç güdülerin devreye girer, korku ve nefret. Birbirimizi neden boğazlayalım onu anlamadım ,benim derdim seninle değil ki devlet zulmü ile. Sokak ile anlatmak istediğim o değildi, yazar biraz sokak öyledir böyledir demişti, sokak hemzemindir, sadece sokakta eşcinsel dinci veya laik değil insan olabilirsin, herkes aynı havayı solur herkes aynı yoldan yürür.

        Analiz etmek için tarih bilgisine gerek yok kısmına katılmıyorum, fransız ihtilali üstünden çok geçmiş olabilir ama Türkiye olarak altında imzamız olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi , Fransız İhtilali sonrasında yayımlanan İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi’nin revize edilmiş halidir, yani doğrudan hayatımıza etkisi devam etmektedir. Ayrıca o ne demek yahu? Yazmak sorumluluk ister, birşeyi yazıp fikrini açık edeceksen bir zahmet biraz araştırma yapman gerekiyor.

        Mısır konusuna çok çalışmadım ama Ukrayna olaylarını biliyorum biraz, benim anladığım ortak noktası halkların korkusu, biri şeriat gelmesinden korktu diğeri rusya hegemonyasına girmekten. Ukrayna özeline gelirsek destekleyemiyorum açıkçası, aşırı sağcıların sert yöntemlerle gücü ele geçirmeleri gibi görünüyor uzaktan.

        Ama iki olaydan çıkarttığım ders şu; bir halk ait olduğu ülkenin yarısı kadar olmasa bile birşey istiyorsa alır, insanı sokağa çıkartacak kadar kışkırtman için ciddi baskı yapman lazım. Hani medeni falan diyoruz ya insana, Dünya’nın en büyük yalanı o, iki gün aç kal bakalım veya benzer temel ihtiyaçların tehlikeye girsin nasıl ilkelleşiyorsun, özgürlük de bunlardan biri kardeşim.

        Çok uzattım biliyorum ama toparlıyorum, sadece şu konuda çok ayıp ediyorsun, bugün sahip olduğun insan hakları ve sendikal haklar maalesef sokakta ölmeyi doğrudan senin için göze alan insanlar sayesinde oldu, ve bazıları da öldü biliyor musun?

        Sevgilerimle.

      • Serdar,

        Yolda yürürken bir polisin bir çocuğa tokat attığını görsen ne yaparsın? Yanına gidip “hayrola” demez misin? Sonra polis dönüp sana da bir tokat çarpsa… Sonra olayın başında 3-5-10 kişi gruplaşsa ve polis hiçbir şey söylemeden herkese sürekli tokat atmaya devam etse.. Bir noktada 20-30 kişi olacak ve birileri o polisi dövecektir değil mi?

        Gezi de aynen böyle oldu. 3-5 ağaç kesilmesin diyen, bunun hukuksuz olduğunu iddia eden bir grup gence polis saldırdı. Sonra ben gittim ne oluyor burada diye. Polis bana da saldırdı. Sonra bana saldırıldığını öğrenen arkadaşlarım geldi, yüz binlerce insan ne oluyoruz diye yürüdü. Polis herkese saldırdı. Bildiğin, hiç bir mantıklı açıklama yapmaksızın polis beni öldürmeye çalıştı. Bazılarımızı da öldürdü zaten.

        Hakikaten de apaçık yolsuzluk yapılıyordu. İhale falan yok ortada, ama RTE’nin kafada park çoktan birine peşkeş çekilmişti. E alacak şirket ağaçları kesemeyeceği için önceden belediyeye söktüreceklerdi ağaçları. İhale sonra yapılacaktı!!! Hadi diyelim ağaçları sökmekte sorun yok, belediye ne sıfatla yapıyor ki bu işi? Eğer bu işi biri yapacaksa, oranın ihalesini alacak olan şirketin yapması gerekmez mi? Neden o iş benim vergimle yapılıyor? Sonra o şirket belediyeye bu hizmetin bedelini nasıl ödeyecek? Sonuçta neresinden tutsan elinde kalacak bir durum vardı ortada. Yangından mal kaçırır gibi parkı yıkacaklardı eğer çocuklar kendilerini gazlara ve coplara rağmen dozerin önüne atmasalardı. Sonra mahkeme yürütmeyi durdurdu zaten.

        Polis durduk yere yüz binlerce insana tokat attığı için (başta verdiğim örneklemedeki gibi), artık oradakiler de karşılık vermeye başladı. Polis kendi yaptığı psikopatlık yüzünden Taksim’de barınamayacak hale soktu kendini ve taksimi milyonlarca insana bırakıp kaçtı.

        Aklın alıyor mu bir alanda milyonlarca insan olacak ama asayişi sağlayacak bir mekanizma olmayacak. Buna rağmen inanılmaz bir ahlak sınavı verildi Gezi’de. Milyonlarca insana ve sıfır polise rağmen gerçekten Taksim’de çok büyük bir yağma yaşanmadı. Politik hedefler dışında dükkanlara neredeyse zarar verilmedi.

        Denecek çok şey var ama özetle şunu söyleyeyim. “Eylem” haktır. Kimse hakkıma tecavüz edemez. Hakkıma tecavüz etmeye kalkışan kişi kim olursa olsun, hakkımı ilk olarak kendim savunmakla yükümlüyüm. Dolayısıyla haksız şekilde eylem yapmamı engellemeye çalışan bir polise karşı gelmek en doğal tepkidir. Senin anlayacağı dille söyleyeyim:
        Bir polis karına, kızına ya da bacına tecavüz etmeye çalışsa ne yaparsın? İlk olarak o polise engel olursun değil mi? Nasıl olsa hakkımı mahkemede ararım deyip izin vermezsin cereyan eden olaya. Gene senin anlayacağın dille söylemek gerekirse benim için “hak” namustur. Onu korumak da Hak’tır.

      • Görkem,
        Ölen insanların kalan insanlara fayda sağlayacak sonuçlar yarattığının farkındayım. Haklarımın bir kısmına tee Fransada veya başka yerlerde ölen insanlar sayesinde sahip olduğumun da farkındayım. Fakat bu onları benim gözümde kahraman yapmıyor. Çünkü kendi ego ve nefretleri nedeniyle ölen insanlar da bu sonucu yaratabiliyor. Sen de Fransada ölenle Ukraynada öleni ayırıyorsun. Aslında bence hiçbir farkları yok. O gün işlerine gelen şeyi yaptılar sadece.
        Ayıp olarak algılanacak bir durum yarattıysam özür dilerim. Ayıp yok düşünceler var sadece.

        Bekir,
        Gezi hikayesini unutun artık. Bülent Arınç projeyi durdurduk, anlaşmak için iletişim kurmak istiyoruz dediği ana kadar arkanızdaki destek en az yüzde 90’dı. Ve o an malesef sizin hiçbir zaman farkına varamayacağınız büyük bir zaferdi. Sonrası bildiğin ego ve nefret hikayesi. Diğer yazdıkların da bunun ayrı bir şekli. Takılmıyorum.

  28. Beyaz Türk bir ailenin sonradan, 16-17 yaşlarında, dini pratikleri uygulamaya karar vermiş bir kızıyım. AKP tabanından olan bir aileye de gelin gittim. Sanıyorum ki Türkiye’de benim gibi iki cepheyi de uzaktan değil, birebir yaşayarak müşahade edebilen sayısı sınırlıdır…

    Türkiye kötüye gider gibi görünüp aslen iyiye gidiyor diye düşünüyorum. Çünkü toplumun tüm değerlerinin gücü sırayla tatması ile birlikte, demokrasiyi uygulayabilecek yapıdaki insanlar yetişiyor. Osmanlı toplumunun moderniteyle pek alakası olmadığı için travmalarımız ne kadar geriden başlıyor bilemiyorum. Ancak özellikle önceki devletimizin son dönemlerinde yine benzer çatışmaların yaşandığı (Abdülhamit-İttihat Terakki gibi) malum. Bu çatışmalar başlarken padişah avantajlıydı, sonra gücünü kaybetti. İttihat Terakki gücü kazandı, oldukça şekil değiştirdi ve Cumhuriyeti kurdu. Bundan sonra devrimlerini yaptı. Gerçek şu ki bu cumhuriyette Tayyip Erdoğan’a kadar kimse gerçekten iktidar olmadı. Sayı üstünlüğü hep “halk”ta (halk da bence yanlış kavram, ne yani benim ailem misal, halk değil mi? neyse…)

    İlk kez güç el değiştirdi. İnsanlar şu anda tam kıskanç diyemesem de, güç sarhoşu evet. Belli bir hıncın çıkarıldığı da doğru. Şu anki kenetlenme de bundan. Son seçimlerde de özet olarak “yedirmeyiz” psikolojisi kazandı.

    Ancak, bilirsiniz ki her refah bir gevşeme doğurur. Eğer inatlaşmak üzerine yaşamanılmazsa tüm toplumdaki kamplaşmalar sona erer ve insanlar düşmanlık, yedirmeme, inat duyguları ile değil daha objektif, geniş değerlendirmeler ile karar almaya başlarlar. Bence böyle olacak. Sonra, eğer gücü eline alacak başka bir kesimin çıkarılacak hıncı yoksa, veya minimum olursa normalleşeceğiz.

    Beyaz Türklere ihtiyacımız var. Çünkü toplum olarak yeni dünya, modernizim ile tanışmak ve kendimizi ona adapte etmeye mecburuz. Bunu da çatışa çatışa da olsa beyazlardan öğrenecek bu toplum 🙂 Yani gitmeyin, ülkede kalın. Çatışmayın ve sakin olun.

    Bir de lütfen sürekli kendiniz gibi insanlarla muhatap olup gaza gelmeyin. Siyasetle de kafayı bozmayın, duygularınızı coşturmayın.

    Unutmayalım ki Avrupa 1800’lerde kendi gibi oluncaya dek herhalde bir 400-500 yıl çalkantılı dönemler yaşadı da bu toplumu inşa etti. Biz daha 200. yıldayız en fazla…

    • Okuduklarım arasındaki en kültürlü ve aklı selim yorumlardan biri. Bu tür objektif değerlendirme yapabilecek insan sayısı gerçekten sınırlı, siz umarım bu görüşlerinizi daha çok insana ulaştırırsınız. Avrupa’nın geçirdiği dönüşümün bir benzerini, aynı felaketleri tekrarlamadan da geçirebiliriz. Bunun için insanların birbirini anlamaya ihtiyacı var.

  29. süper yazmışsınız elinize sağlık!

  30. Herkes çok güzel yazmış, tebrik ederim. Ben de özetle diyorum ki; EĞİTİM ŞART!…(klişe ama yalnış mı?)

  31. sabahattin bodur

    Yazılanlara katılıyorum. Balondan çıkma gerçeği, aynı homojen çevrede yetişenler için geçerli olan bir kavram. Ya bu balondan çıkıp ülke gerçeklerini tanımak gerek, yada bu balona baştan beri dışarıdan bakan ve balonun içindekilerle empati kurabilen, gerçek dünyanın sağlam kafalı insanları ile iletişim kurmak gerek. Balonun içini de dışını da bilen ve anlayan insanlara ihtiyacımız var. Pink Floyd’u, Jimmy Hendrix’i dinleyen, ezan okunduğu zaman da abdest alıp vakit namazını huşu içinde kılan insandan bahsediyorum. Bu insanı, camiden çıkarken görüp de gerici yada AKP’li diye nitelendirmeyecek, onun bir entelektüel kişi olabileceği ihtimalini akılda tutacak kaç kişi var etrafımızda? Bilinmeli ki asgari müşterekte buluşmayı becerebilirsek, bu ülkeye yakışan mozaik dokusuna katkımız olur.

  32. 20 yildir okumus ve/veya elit tabakalarda yetismis dostlarima bir turlu anlatamadigim, bana sac bas yolduran ve bir turlu somutlastiramadigim mevzuu cok iyi anlatilmis. Tebrik ediyorum. Facebook’da da ayni bu yorumla paylastim.

  33. Tebrik ederim ,hemşerim …

  34. Özgür, yazını beğendim. Bazı noktalarda eklemeler yapılabilir. Bazı noktalara daü eleştiri yapılabilir.
    Bizler AKP’ye oy veren kesimi aşağılamaya, hor görmeye, onlara AKP’ye oy veriyorlar, hırsızlığa ortak oluyorlar, gerizekalılar demeye devam edersek, onları anlamaya çalışmamakta inat edersek korkarım ki gittikçe daha da azınlık hale geleceğiz. Onlar gibi örgütlenmedikçe, onlar gibi çalışmadıkça, onlar gibi halkı kucaklamadıkça bir yere varamayacağımız kesin. Onlar 90’lı yıllardan beri örgütleniyorlar (Belki de çok önceden beri, Türkiye’nin siyasal yapısı vb.) Yani biz bugün başlasak (ki adımları Gezi’de atıldı) sonuçlarını 15-20 yıl sonra alabileceğimizi düşünüyorum. Ayrıca bu seçim zaferinden sonra AKP’nin önümüzdeki yıllara da damga vuracağını düşünenlerdenim. Bizler ise bizden olmadığını düşündüğümüz ve kendimizi uzak tuttuğumuz halka, doğruları anlatmalı, sorunlarını dinlemeyi ve çözüm üretmeliyiz. Bizi anlamıyorlarsa tekrar denemeliyiz, sonra tekrar ve tekrar. Onlara ne kadar yakın olursak başarımız da o kadar artar. Ama süreç uzun ve zorlu. Çünkü rakip çok güçlü, artık kabul edelim. Bunu kabul ederek başlasak iyi olur.

  35. Renan Petermann

    Çok doğru bir gözlemleme yapmışsınız. Türkçenizin mükemmelliği benim de dikkatimi çekti; çok net, entellektüel olma çabası olmadan, her kese ulaşabilen, eğitimli ve doğru bir dille yazmışsınız. Sizin gibi analitik olabilen, sözü her tür çevre tarafından anlaşılabilen, aktif olmaya istekli ve kararlı insanlara ihtiyacımız var. Kıskançlık başlığı altında yazdıklarınıza bir kaç eleştiri yapılmış ve “hayali” olduğu söylenmiş. “Frkbyrm” adı altında yazılmış olan eleştiriye bakmak, bu konuda da çok haklı olduğunuzu ve bu kavramın “hayali” olmadığını göstermeye yeterlidir!

  36. ilk cumledeki beyaz turk lafindan anlamistim ama bir sans vereyim dedim..
    Politikayla ilgilenmemeye devam etmelisin. Zaten sanirim sundugun 3 ici dolu! Yol haritasi seceneklerinin arasindan kendine balonda devami sececeksin. Dogru karar olur:)

  37. Bu devirde İstanbul’da yetişkin olup Bağcılar, Gaziosmanpaşa, Sultanbeyli, Pendik vb gerçeğinin farkında olmamak, İstanbul’u Bağdat Caddesi, Nişantaşı ve Bakırköy Özgürlük Meydanından ibaret algılamak…. Ben de bu kadar yaşadığı topluma ve şehrine dair farkındalık yoksunluğuna tahammül edemiyorum!…

    Tamamen çocuklarını şımarık yetiştiren ailelerden, ülke gerçeklerinin konuşulmadığı, tartışılmadığı evlerden yetişen nesiller bunlar diye düşünüyorum.

    Beyaz Türkler kavramını hiç sevmiyorum, ama Beyaz Türk kimlere deniyor biliyorum. Onlarla aynı sokaklarda yaşamış, aynı kolejlere, aynı Amerikan üniversitelerine, aynı konserlere, gece kulüplerine gitmiş birisi olarak şimdilerde anne baba olmuş o Beyaz Türk yaşıtlarımın hiç de bu vatanın geleceğine faydalı çocuklar yetiştirmediklerini görüyorum, kahroluyorum. Boş kafa, şımarık, çevresine duyarsız, bilgisiz çocuklar yetiştiriyorlar. Hepsi değil ama pek çoğu….

    Ben 17-18 yaşımdayken gittiğim Fransız kolejinde Jean Jacque Rousseau’yu, Fransız Devrimi’ni öğrendiğimde, evde ailem o dönemlerin Avrupa’sındaki siyasi ve sosyolojik halini tartışırdı. Ben o sohbetlerde pasif kalsam da, kulağıma bazı şeyler küpe olmuş… Bizim evde devamlı memleket meseleleri üzerine hararetli sohbetler olurdu. Babam ve ailesi Ecevit’çiydi. Anne tarafım ağırlıklı olarak Demirel’ciydi (şimdi CHP’li oldular hepsi:)) Bir de Bozkurtçu bir dayımla eniştem vardı…. Sohbetler oldukça ateşli geçerdi. Çocuk da olsan etkilenmemen, bir şeyler öğrenmemen mümkün değildi.

    Şimdi arkadaşlarımın 17 yaşlarında çocukları var. Yani çok üzülerek söylüyorum ama maalesef hepsi tın tın:( Diğer yandan resim ödevinin arkasına “Her Yer Taksim Her Yer Direniş” yazan 6 yaşında Beyaz Türk Çocuğu da var, ama işte onun da anne babası gerçekten Beyaz Türk mü? Öyle gözüküyor gibi olsa da bence o anne baba ruhen beyaz falan değil bence:) İçi-dışı Beyaz olanlar fena!… Dışı Beyaz, içi devrimci olanlar tamam 😉 Dolayısıyla her Beyaz görünen de Beyaz değil demek istiyorum.

    Bu arada yorum yazanlardan Ayten’in yazısını beğendim. Ben o kadar dingin olamıyorum. Bu başbakan dışında bizi böyle “bizler ve onlar” diye bölen bir siyasetçi olmadı. Yaptığı diğer yanlışlar bir yana, bu ayırımcılığı ve halkı kine teşviği ile tarihe, Türkiye’nin en günahları ağır, en sevgisiz, en kindar, en bölücü, en şiddeti kutsayan, en vicdandan yoksun (Gezi’de öldürülen çocuklara ve Berkin’e bir rahmet dilemeyerek mesela) başbakanı olarak geçti bile bence. İnşallah senin dediğin kadar kolay olur tekrar kucaklaşmak Ayten.

    • Başbakan konusunda katılıyorum. Ben AKP’ye iki kere oy vermiştim çünkü toplumu normalleştirme yolunda gidiyordu. Kürt meselesinde adımlar, istihdam teşvikleri, askeri vesayetin öyle ya da böyle bir şekilde kırılması vb. Ancak şu son döneminde gerçekten söylemleri belli bir kesimin kendini bu ülkede istenmeyen vatandaş olarak hissetmesine yol açtı. Benim desteğimi kaybetmesine neden olan şey işte bu, yıllardır kendi kesimine hissettirilen duyguyu şimdi aynen karşı tarafına hissettiriyor olması. Yıllarca ezildin madem, başa geldiğinde kimseyi ezme…

      İşte bugün beni kaybettiyse, böyle devam ederse yanındaki birçok insanı kaybedecek. Çünkü olumsuzluk, içeriği ne olursa olsun belli bir süre sonra iter. Siz sanır mısınız ki bir tartışma gerginlik varsa avantajlı olan taraf bundan bıkmaz? Insan mutsuzluktan elbette kaçmak ister.

      Ama yeter ki “ben bu tarafta kalmazsam diğerleri bizi alaşağı edecekler” hissine kapılmasın. Mesela bir başörtülü olarak, CHP’nin yasağın kaldırılmasına itiraz etmesi tam bu hissi verecek yanlış bir davranıştı. Insanlar düşündü ki eğer AKP giderse yeniden yasak gelir.

      Bu hissi vermeyecek, mümkün olduğunca herkese mutluluk vaat eden, insana kendinin temsil edildiği hissini verecek bir siyasi oluşum olursa ve insanların bahsettiğim korkuları yok edilirse o zaman kazanır. Bu da zaten normalleşmişiz demektir.

  38. Görkem’in yorumunu şimdi okudum ve altına imzamı atarım. Aynen katılıyorum.

  39. “beyaz türk” tanımlaması gururunuzu okşuyor değil mi? acınızı dindirecek bir yazı yazarken kendinizi bu tanımlamanın içerisine dahil edip üstün olduğunuz psikolojisiyle masturbasyonunuzu yapıyorsunuz. sonra makarnacılarla, kömürcülerle, fakir, pis ve eğitimsiz kalabalıklarla adeta dalga geçen ve küçümseyen tavrınızla kendinize yol haritası çiziyorsunuz.

    rahatladıysanız sorun yok. sizin huzurunuz, bizim de huzurumuz, aynı ülkede yaşıyoruz nitekim. 🙂 ama kötü haberi vereyim mi, sandığınız gibi daha ayrıcalıklı, daha üstün, daha zengin, daha kültürlü değilsiniz. tanımadığınız, tanımak istemediğiniz karşı mahalle kendi elitini, kendi eğitimlisini, kendi ideologunu, kendi yaşam tarzını, eğlence anlayışını, kendi eğitim sistemini kurdu. dünyayı gezen, tanıyan, dünya ile iş yapan, çocuklarını çin’den amerika’ya geniş coğrafyada eğiten ve yetiştiren geniş bir muhafazakar bir kitle var. üretiyor, zenginleşiyor, dünya ile iletişim halinde. tek sorunları ve bence çok da umursamadıkları husus ise türkiye’de kendisini üstün “beyaz türk” olarak nitelendiren bu kesimle olan kopuklukları.

    özet geçeyim, başınızı kuma gömerseniz gerçekler kaybolmaz, sadece gerçekler gözünüzden girip beyninize akmaz. hayalini kurduğun dünya, varsayımların ve isteklerin ise sen öyle olmasını arzu ettiğin için gerçek olmaz. gerçek basittir ve gerçektir. biraz üzerine eğilip anlamaya çalışmak yeterli.

    karşı mahalleden gelip bi uğrayayım dedim. öptüm!

    selamlar…

    • Güzel kardeşim, düşüncelerin gerçekten çok ilginç ve ilgimi çekti. Yazıda bahsedilen ve durumu çok kötü olduğu için kıskançlığından akpye oy veren yok değildir tabi ama senin dediğin gibi şahıslar da var. “Beyaz türk” kelimesi bana göre de biraz ırkçı ve yanlış bir kelime. İlerici de solcu de ne bileyim değil mi. Ama benim bu yazıdan anladığım en önemli şey şu: Kimse kendini başkasından üstün görmemeli. CHPliler AKP seçmenine kömürcü makarnacı gibi hakaretler edip durduğu için, kendini üstün gördüğü için asla hitap edemiyor maalesef akp seçmenine. Aynı şekilde de karşılık bulunca (kafir zındık terörist komunist vs gibi laflar ile) iş uzadıkça uzuyor. Ben şahsen şunu söyleyeyim, başbakanın inatla kendi seçmenine “millet eğilmez” vs gibi yani tek millet kendisinin seçmeniymiş gibi konuşması beni çok sinir ediyor, biz neyiz burada öyleyse dedirtiyor. Buna karşılık olarak hayır siz makarna milletisiniz Türk milleti esas biziz diye karşılık veren çok insan var. BU daha da yanlış arkadaş. Hepimiz bir bütün olarak milletiz. Birbirimizden nefret edersek, konuşmayı bırakırsak, ülkeler böyle bölünür arkadaş aman diyim. Tamam yazıya sinirlenmişsin sanırım biraz, ama lütfen sadece bu yazının yeterli olmadığını söyleyip gitme. AKP ve CHP seçmeni arasındaki ilişkinin düzeltilebilmesi için, iki tarafa da önerilerin varsa söyle lütfen. Benim şu ana kadar bulabildiğim tek şey hakaret ve aşağılamaları iki tarafın da bırakması gerektiği. Ve bence AKPlilerin hakaret etmesini tetikleyen şey bizim sürekli başından beri onları küçümsemiş olmamız. Burada ben suçu kabul ediyorum, ama düzeltilmesi gereken başka bir tavır gerekiyorsa lütfen bunu da belirt. Hatalısın ama nerede hatan olduğun söylemeyeceğim diyip gitme.

    • kerim, hayır yanlış anlamışsın. beyaz türk karşı mahallenin bu tarafa taktığı isim oldu artık, laikçi gibi. kimileri hala zevk alabiliyor tabi bundan. yorumların sadece bir kısmını okudun sanırım. yaşın tutarsa daha iyi bilirsin benim tutmuyor ama sanırım anavatan döneminde iyice pörtleyen, şişirilmiş cumhuriyetçiler benim gözümde beyaz türk’ler. ailem bu gruba dahil olmasına rağmen ben bana denmesinden çok rahatsız olurum mesela. nasıl bugün dini değerleri kullanıp kendilerinden başkasını düşünmeyen radikal akp’liler varsa o zaman ve hala devam eden atatürk ve cumhuriyet değerlerini kullanıp prim kazananlar ve bu gücü kullananlar oldu yalan değil, türban ve kürt meseleleri bu memleketin ayıbıdır ama sivas,gazi,gezide yaşadıklarımız da bu memleketin ayıbıdır. iyinin kötünün tarafı olmaz, işin içine fanatizm girdiği zaman sarpa sarıyor hadise.

      memleketin kafası karışık insanlarının ikiye böldüğü ”beyaz türk” – ”dinci” çatışmalarının temelini merak edersen aslında halifeliğin kaldırılmasına kadar gittiğini görebilirsin. bu iki grup çok farklı yaşam tarzlarına sahip, hep öylelerdi ve bu çok fazla değişmeyecek, zaten birlikte yaşamanın formulünü bulamazsak çok sürmeden bir bölünmeye gidilir diye görüyorum kısıtlı tarih siyaset bilgimle.

      demem o ki siz-biz diye ayıracaksak madem sizin içinizde de saçma sapan insanlar var bizim içimizde de, sizin içinizdeki kötülerin tek bildiği kitap kuran ve onun için hepimizi kılıçtan üzülmeden geçirebilirler, bizimkiler de kitapları oturdukları yer ile okuyorlar, özgürlüğün herkes için olduğunu belki yarısı bile anlamış değil. işin özü savaşılacak insanlar taraf ayırmaksızın fanatikler ve radikallerdir. ne dedin bak kendi elitlerimiz var, dünya ile ticaret yapıyoruz vs. evet doğru da aklı başında biri bundan rahatsız olmaz, çünkü yaşadığı üç karış topraktan kafasını çıkarıp dünya’ya bakan insanların vicdanları da entellektüel birikimleri de istemeseler dahi artıyor, başbakan için adam öldüren insan yerine tabiki konuşabileceğim, mantıklı insanları tercih ederim.

      makarna kafa mevzusu ise hakaret olduğu için kabul edilemese dahi, bazı akpliler mini-etekli kızlara fahişe bunlar dediği ve sürekli taciz baskı tehdit altında yaşayan onmilyonlar olduğu için, bu taraftan da böyle tepkiler gelebiliyor.. bi de baya komikler lan kabul et, çok bunalımdayız az gülmeyek mi pampa.

      • napstrike ve görkem arkadaşlarım; en azında karşılıklı olarak hakaret edilmemesi konusunda hemfikiriz, buna sevindim. zira emin olabilirsiniz bu makarna, kömür, hüloğ ve bir adım ötesi göt kılı edebiyatı bizim mahallede sadece ve sadece nefret uyandırıyor. evet, bunu bana birisi söylediğinde bunu söyleyen kişiye karşı kızgınlığımı, nefretimi tayyip’in varlığı ile dindiriyorum. evet, diyorum ki, bu adamlar beni ve ait olduğum kesimi böyle aşağılıyor ama bu ülkeyi de onların nefret ettiği bir başbakan yönetiyor! içimin yağları eriyor böylece. nasıl intikam yöntemim iyi değil mi? 🙂

        ayrıca beyaz türk – dinci çatışmasının temelini çok sofistike analizlere dayandırmaya gerek yok. bazı yorumlarda din fanatikleri ve laiklerin mücadelesi olarak resmedilmiş. size şunun garantisini verebilirim, ak parti tabanının tamamına yakını (tarikatlara bağlı insanlar dahil) laiklikten rahatsız değil. bu ülkede dinin ve dini kuralların ‘herkese’ dayatılmasını isteyen de yok. bu insanlar ne istiyor biliyor musunuz? başkalarının kendilerine dinlerini yaşayabilecekleri sınırları çizmemesini, kendi dini hayatlarının devlet vb kurumlar tarafından sınırlandırılmamasını ve özgürlük istiyorlar. bu kadar basit. sorunlarımız çok komplike değil. (tayyip erdoğan’ın iki yıl evvel mısır’da müslüman kardeşler’e yaptığı laiklik çağrısı da son derece samimi idi, bunu da belirteyim)

        işte tayyip erdoğan bu yüzden çok değerli. ister kabul edin, ister etmeyin ama bizim için altın değerinde bir insan. kara kaşı, kara gözü ve uzun boyu 🙂 sebebiyle değil. biz mahalle olarak son doksan yılda ilk defa kendimizi “eşit yurttaşlar” olarak görüyoruz. dini tercihlerimiz, yaşantımız ve sembollerden ötürü ilk defa aşağılanmıyoruz. hayat bizim için ilk defa normalleşti! anlayın lütfen!

        ailemden örnek vereyim, bir ablam ve iki kız kardeşim var. ablam 90’ların sonunda lise öğrencisiydi. başörtüsü sebebiyle o süreçte üniversiteye gidemedi (herhangi bir aile baskısı vs olmadığını temin ederim, bizzat babamın başını aç git kızım dediğine şahidim). şimdi evli barklı çocuklu. diğer iki kız kardeşim de tayyip dönemi üniversite çocukları. bu özgürlük ortamında rahatça üniversiteye gidiyorlar, birisi mezun oldu işe girdi, diğerisi de aynı yolda inşallah. şunun için veriyorum bu örneği, ailemde bir yanda toplum mühendisleri tarafından geleceği çalınan ve eve kocasının dizinin dibine hapsedilen bir kadın var, öte yanda özgürlükleri verilen ve kendi hayatlarını kuran, kendi yollarını çizebilen iki kız var. hani hep diyorsunuz ya, şöyle özgürlüklerimiz kısıtlandı, böyle baskı altında kaldık diye. bizim cepheden tam tersini hissediyoruz dostlar 🙂 iki farklı on yıllık zaman diliminde yaşayan, ailemden üç kızın hikayesi.

        doksan yılın ardından ilk defa uzun soluklu nefes aldığımız bir on yıl var. bu insanlar öyle kolay vazgeçerler mi sanıyorsunuz? tayyip isminin sizin için baskı çağrışımları yapmasına üzülüyorum, gerçekten! çünkü bizim tarafta özgürlük ve eşit yurttaşlık anlamına geliyor.

        şimdi tekrar başa dönelim. ilk defa insanca yaşama fırsatı elde etmiş bu topluluğa karşı kullandığınız hakaretamiz kelimeler bana, aileme ve bizim gibi insanlara eski karanlık günleri hatırlatıyor. insanlar şunu düşünüyor, ya hu tek başına iktidar olduğumuz zaman bile bizi aşağılayan bu kişiler, gücü ele geçirseler neler yapmaz? evet, kullandığınız kelimelerin uyandırdığı hissiyat bu.

        sonra çıkıp, hem bu insanlara her türlü hakareti yapıp hem neden tayyip’in yolsuzlukları ıvır zıvırını görmüyor bu insanlar diyorsunuz ya, ilginç doğrusu. sen bu insanları hem tayyip’in kucağına itiyorsun, hem onu sığınacak liman haline getiriyorsun, sonra neden tayyip’in yolsuzluğu görülmüyor diyorsun. insanlar önce kendi özgürlüklerini kurtarmanın peşinde. tayyip bir özgürlük sembolü. eğer bizim mahallenin kafası rahat, keyfi yerinde olsa, işte o zaman tayyip’in hatasını kusurunu görmeye başlar.

        neyse fazla uzatmak istemiyorum. ancak şuan gittiğiniz yol yol değil (bir çoğunuzun). bütün samimiyetimle herkesin, her kesimin özgürce yaşadığı bir türkiye hayal ediyorum. kimse komunistleri moskova’ ya, bizi suudi arabistan’a iran’a göndermeye kalkmasın (sevmem olm buraları 🙂 ), kimse de tayyip iktidarda olduğu için ülkeyi terketmeyi düşünmesin. gerçekten üzülüyorum. sandık başında chp görevlisi olan iş yerindeki bir kız arkadaşımın ertesi gün gözleri şişmiş ve moralmen çökmüş olarak işe gelmesi normal değil. düşünsenize aynı hayatı yaşayan iki insandan ben oyumu ak parti’ye vermişim, ama arkadaşım seçim sonucuna oturup ağlıyor. çok mu farklıyız birbirimizden? hayır ama algılarımız o kadar normalin dışına çıkmış ki!!!!

    • kerim
      iyi hos demissinde. tayyipin videosu var. hem laik hem musluman olunmaz diye. adamin hedefi laikligi kaldirmak. dogru zamani bekliyor uygulamaya gecmek icin. son 10 yilda sen ozgurlesirken diger tarafa getirdigin yasaklara ne diyeceksin peki? adamin icki icmesine karis, alkolik diye yaftala, lan prono siteye bile girmeme karisiyorlar. Hani ozgurlesiyorduk? kimse kimseyi kandirmasin burada.

    • Kerim kardeşim, dediklerinde ben de çoğunlukla haklı olduğunu düşünüyorum, bak ben şahsi olarak türban sevmem, eşimin takmasını da pek istemem, ama tarkarsa da takar yahu bana ne. Ama başka insanlara kesinlikle laf etmeye artık ben de fena halde karşıyım. Abi adamlar bunun için kaç yıl çok büyük mücadeleler verdiler. Bir bildikleri var herhalde değil mi demek lazım en azından.(ama aynı güzelliği AKPli arkadaşlar gezi eylemleri için de gösterirse çok iyi olur) Ben sevmek zorunda değilim, ama bunu halkın çok büyük bir kısmı talep ederken bunu yasaklayamam yahu ne hakkım var. Kİmsenin diğerinin kutsalına laf etmeye hakkı yok. Kutsal olmasaydı, sadece keyiften takılan bir gelenek olsaydı bile yine de yasaklayamazsın kardeşim bunca insan bunu istiyorsa senin ne hakkın var. Bence bu devirden sonra ne CHP ne başka bir parti türbanı yasaklamaya çalışmaz. Çünkü insanların bu konudaki hassasiyetini gördüler. Ama akp’nin içki yasakları olsun(birkaçı bence yerinde sayılabilir), internet sansürü yasakları olsun bunun gibi yasakları da kabul edilecek şeyler değil bence. Tamam, geçmişte “biz” türbanı, ve benzeri şeyleri yasaklayarak bir kesime zulüm ettik kabul ediyorum ve bu çok yanlıştı demokraside böyle şeylere yer olmamalı. Ama “siz bize yaptınız alın biz de size yapıyoruz” dercesine gelen bu yasaklar ve ağır hakaretler(bana en çok başbakanın kendi seçmenine “millet eğilmez” gibi laflar ederek, sanki seçmeni olmayanlar bu milletten değilmiş gibi konuşması koyuyor, aynı şekilde cevap veren CHP’lilere de artık çok kızıyorum) doğru mu sence? Size türban gibi konularda özgürlük veren başbakan bizim içki, internet, haber alma ve eleştiri yapma özgürlüklerimizi kısıtlıyor. Siz sadece kendinize gelen özgürlükleri görüp, diğerlerine gelen zulümvari yasakları umursamaz ve hatta “iyi oluyor onlar bize neler etmişti” derseniz, zamanında size türban üzerinden zulüm etmiş olan insanlardan ne farkınız kalır? Hani başbakan bir yandan türbanı falan serbest bırakıp diğer yandan da kendini eleştirenlere karışmasa, interneti falan yasaklamasa dediklerinde tamamen haklısın, bu adam çok iyi birisi diyeceğim. Ama Türkiye’nin kaderi bu maalesef, her kesime özgürlük veren bir adam olmadı olmayacak, belki Ecevit öyleydi bilemem. Gelen herkes hep bir kesime özgürlük verip diğerinin başını eziyor. Bu düzen değişmedikçe de hep birbirinden nefret eden iki kesim olarak kalacağız gibi. Belki AKP’li olmayanlar hakaret etmeyi bırakıp din fobisini üstlerinden atarlarsa, başbakan da yumuşar ve her kesime hitap edecek hareketler sergilemeye başlar. Ama bu saatten sonra çok zor bunlar.

  40. Sevgili dostum, herşeyden evvel yapmamız gereken çok önemli bir şey var: AKP seçmenini cahil, makarnacı, hain, yobaz gibi laflar ile daha fazla aşağılamamalıyız. Evet, onların da bazıları bize aşağılayıcı laflar etmiyor değiller. Ama anladığım kadarıyla hepsinin kökeni bizim bu insanları sürekli aşağılamamız. Biz onları böyle aşağılamaya devam edersek şöyle düşünecekler: “Bu adamlar daha şimdiden beni böyle aşağılıyorlar ise, kim bilir tekrar iktidar olduklarında neler yaparlar”. Belki öyle düşünmüyorsunuz, belki içinizden küfürler etmek geliyor, ama zorla da olsa “sizin suçunuz yok, sizinle aynı durumda olsam ben de kanabilirdim, burada suçlu olan siz değil sizin zaaflarınızı sömüren akp. Siz ne yaparsanız yapın kardeşim olacaksınız.” demeliyiz. Eğer onlara karşı hoşgörülü ve anlayışlı olursak ancak o zaman onlar da bizim aslında başbakanın kendilerine dediği gibi öcüler olmadığımızı anlarlar. Asla usanmayın, öfkeye kapılmayın. O kadar açıklama yapmana rağmen anlamamakta direten olursa, ona bile “makarna kafalı anlamanı beklemem hata zaten” demeyin.

    • Malesef dostum bunda bile samimi değilsin, bu halk o kadar zekş ki samimiyetle samimiyetsizliği farkeder amaa o sizi aldatan Akp dediğin var ya bu millete onun kadar samimiyetle yaklaşan olmamıştır, beyazlar sadece bu millete hakaret etmediler yıllarca ve yıllarca başörtülü anasına kız kardeşine kutsal dinine peygamberine hatta Allahına bile hakaret ettiler, o yüzden bunlar senin o dediklerinle kapanmaz. Alparslan Türkeşin şu sözü gerçekten dediğimi kanıtlar nitelikte “Bu millet chpyi ebediyen muhalefete mahkum edecektir” bu gerçekten de böyle. Ve ekliyorum chp tarzı tüm düşünceler için de bu böyledir. Bizim kabul ettiğimiz gibi şunu kabul etmelisiniz fıtraten hepimiz eşitiz. Sizin yaşam tarzınız veya düşünceniz sizi üstün kılmaz. Mesela gerçek bir Müslüman ibadetini yapan günaha sevaba harama helale dikkat eden biri kendisini bunları yapmayan dikkat etmeyen birinden üstün görmez göremez, dinen yasaktır. Üstünlük takvayla ibadetlerle olmasına rağmen bunları yapmayan birinden kendisini üstün göremez, kalkıpta siz bu insanlara ben Marx’ın görüşünde olduğum için bikinimle tekila içebildiğim için, sokakta öpüşebildiğim için o insandan üstünüm diye görürseniz hükmen mağlup sayılırsınız. Saygılarımla.

      • Güzel dostum ben kimsenin üstün olduğunu iddia etmiyorum zaten. Dediklerinde haklısın, türban meselesi gibi konularda önceki hükümetler çok büyük hatalar ettiler. Ama bence bu devirden sonra hiçbir hükümet türbanı yasaklamaya kalkmaz, çünkü bunun bir kesim için ne kadar önemli olduğunu gördüler. Şu devirden sonra insanların tek yapabileceği şey aşağılayıp küfürler etmek. Ben de diyorum ki onu da yapmayın. Hem elinize ne geçiyor. Samimi olmak zorunda değilsiniz, sevmeyebilirsiniz AKP seçmenini, sizi kimse de sevmeye zorlayamaz. Ama terbiyesizlik etmeyin, en azından ahlakın çerçevesinde davranın diyorum. Her iki taraf da birbirine saygılı, en azından küfür hakaret etmeden davranırsa, eninde sonunda “biz neden birbirimizden nefret ediyoruz” diye soracak insanlar. Kesimlerin arasındaki bu suni nefretin kimseye faydası yok. Sevmek zorunda değilsin türbanlıları, sen de bikinilileri sevmek zorunda değilsin, hatta istiyorsan kendi içinden nefret et. Uslubuyla, kibarca neden bu tür şeyleri beğenmediğini açıklayacaksan da açıkla. Ama kimsenin gelip birşeyleri yasaklamaya hakkı yok. Bu saatten sonra türbanı yasaklayacağını söyleyen kimseye artık destek mestek vermem, eğer benim gibi durumu görebilen başkaları varsa onlar da vermez. Yasaklar sadece direniş ve öfke doğuruyor çünkü. Bunu AKP’nin defalarca seçilmesiyle de gördük, gezi olaylarıyla da gördük. Her iki kesimin de çeşitli olaylardan ders alıp hakaretleri ve yasakçı zihniyeti bırakması lazım.

  41. Yazılanların hemen hepsine az ya da çok katılıyorum. Ama gerçek sorun şu.. akp başa geldiğinden beri devamlı milli irade,milli irade diyor. milli iradeyi sandıktan kendisine çıkan oy olarak değerlendiriyor. Peki bu seçimde yapılan yolsuzlukları, oy çalmaları, chp oylarının başka partilere yazılmasını, yakılan oy pusulalarını nasıl değerlendirelim. Bunlar milli irade hırsızlığı değilmi. Burada yazan ya da yazmayan akp yandaşları bu konuda partilerine en ufak bir eleşttiri yaptılarmı? adaletin sağlanması konusunda mağdur edilen chp nin yada mhp nin yanında oldularmı.? Seçimler iktidar değişiminin veya paylaşımının yasal sebebi değilmi. Demek istediğim şu ki seçmenler hangi partiden olurlarsa olsunlar yapılan yanlışlıklara ,usulsüzlüklere, kanunsuzluklara, hırsızlıklara ortak tavır gösterebildikleri zaman TÜRKİYE ve DEMOKRASİ kazanır. Yoksa daha çoooookkkk zaman kaybederiz.

  42. Ozgur Senturk

    91 yil bir ulke icin henuz oldukca genc bir sure/yas ve emekliyor olmasak bile daha yeni yurumeye basladik. Bizim 1923 yilinda yaptigimizi, erismek istedigimiz demokratik standartlara sahip ulkeler 225 sene once yapti. Osmanli’dan TC’ye donusum bu topraklarda yasayan insanlar icin cok travmatik bir surectir. O donemde iktidari ele geciren baticilar 2002 yilina kadar bu iktidari hep ellerinde tuttular, 1950, 1960, 1970 ve 1980 iktidarin percinlenmesi senaryolaridir. Kemalist ideolojinin temel taslarindan birisi olan militarizm ve onun temsilcisi olan TSK eger esneklik gosterip Gazi’nin yaptigi gibi tekrar ve bu sefer yuksek standartli demokrasiye dogru donusumu gerceklestirebilseydi bugun hic suphesiz daha farkli bir yerde olurduk. Gazi’nin yaptigi hic suphesiz dunya tarihinde yerini almis bir basari hikayesidir. Sorun bizlerin bu basarinin surdurulebilirligi adina vites yukseltmek yerine patinaj yaparak ilerlemis olmamiz. Iktidar partisinin bu kadar yuksek oy almasinin nedeni kendilerini ilk kez iktidarda goren buyuk bir kitlenin tekrar kabuklarina cekilmek zorunda kalacaklari korkusu. Yasadiklarimiz uzucu ancak ayni zamanda dogal bir surec. Iktidarlar el degistirir ve daha da onemlisi normallesmek icin uc noktalara savrulmak gerekir. Bugun askeri vesayeti kaldirmanin demokrasiyi getirmek olmadigini BB’nin kaygisinin ise sadece iktidar oldugu su anda baktigim bilgisayar ekrani kadar gercek. Guzel olan bunun daha once farkinda olmayan cok onemli bir kitle gercegin ayirdina varmis durumda. Sadece medyaya baktiginizda gozlerin nasil acildigini gorebiliryorsunuz. Kisaca iktidar askeri vesayetin anti tezi olmadigini acik bir sekilde kanitladi. Peki care nedir? Herseyden once standardi yuksek demokrasilerde siyasetin sag ve sol yelpazesi arasinda bizde oldugu kadar buyuk guc (oy) farki yoktur ve olamaz zaten. Bundan onceki genel secimlerde moralim bozulunca YSK ve TBMM sitelerinden 1980 sonrasi butun secimlerdeki oy oranlarini cikarmis ve normalize ettikten sonra merkez sag icin yuzde 47 ve merkez sol icin yuzde 27 ortalama rakamlar bulmustum. Bu dongunun kirilmasinin yolu bana gore CHP’nin misyonunu tamamladigini kabul edip solda bir Turgut Ozal, Tansu Ciller, Mesut Yilmaz ve Recep Tayyip Erdogan cikmasina izin vermesidir. Zaten 35 senede yuzde 27ler civarinda dolasan bir oy orani artik basarisizligin bir aliskanlik oldugunun en buyuk kaniti. Ben bunlari soyledigimde kimileri SHP, DSP, Erdal Inonu, Bulent Ecevit diyor!! Onlar zaten CHP ile ayni cizgide ve onun icinden evrilen partiler, isimler. Ben ayni sagda oldugu gibi yep yeni bir isimden bahsediyorum. Solu ve top yekun siyaseti degistirecek yol buradan geciyor. Bircok kisinin anlamadigi CHP’nin sadece ismi nedeniyle cok buyuk bi kitle uzerindeki onyargilari asmasinin mumkun olmadigi. Kisaca enseyi karartmayacagiz ve bu donusum icin sabirla calisacagiz. Arkadan gelen nesil benim neslimden cok daha iyi. Benim gibi gec 60lar erken 70lerde doganlara apolitik seksen kusagi deniyor ki son derece dogru. Bizden onceki kusak cok mucadele etti ve Gezi gosterdi ki bizden sonraki kusak da ayni mucadele azmine sahip. Onun Ileri gorusune sahip birini hasretle bekledigim Gazi’den bir sozle bitireyim; “Geldikleri gibi giderler”

  43. Yazınızı beğendim. Bir eleştirim olabilir. Kıskançlık başlığı altında anlattığınız şeyler kıskançlık değil. O duygunun adı haset. Genelde bu ikisi birbirine karıştırılır.

  44. Neslihan Dogan

    Bu kadar guzel aciklanamazdi… Mukemmel…

  45. Kutluyorum hem yazım tarzınızı hem de içeriğini.

  46. Cok tatli yazmissin tatlim:)

    Itirazim sonundaki baska bir zamana ait siire, tabii ki yeni bir ulke bulabilirsin, zaten hepsi birbirine benzedi, tabii ki denizi de bulabilirsin, dunyanin dortte ucu, sehir arkandan gercekten gelebilir, artik turkler dunyanin her herinde ve zaten ayni mahalle, ayni sokak, ayni ev kalmadi, dogup buyudugun sehirler taninmaz halde.
    Omrunu kosecikte tuketme ya da kosecik koca dunya olsun. Kisacik omrunu degistiremeyecegin seyler icin tuketme. Korkma, yerini degistir, kendini degistir. Yukaridan baktiginda gezegende sinir yok, dunya senin, sinir tanima, kendini de sinirla tanimlama.
    Kac git begenmedigin yerden, gencsen tin tin ol, ne varmis tin tin olmakta, cok bilmis olmaktan iyidir. Sevdigin bir is yap, ye, ic, sevis, kitap oku, resim yap, golf oyna, senin gibi dunyanin her yerinden gelmis insanlarla konus, trafikte sinirlenme, sokakta kavga etme, ne yedigini bil, parklardan park, kutuphanelerden kutuphane begen, ya evet raki-balik-geyik yok ama yerine zaman var, arada ozlesen de #diren, senin gibiler icin 4 yildan fazla surmez bu zamanda gurbet acisi.
    O kacma diyenlere de bakma, en once onlar bosalttilar ankara’yi, herseylerini satip istanbul’a kostular, melih sonra geldi, simdi de ayni seyi yapacaklar, farelerden de hizli ol, muhtac oldigun kudret genlerinin devam etme isteginde sakli, cocuk yap ve buyuturken hep cocuklugunu ve gencligini hatirla, hic unutma, hic unutma, bu en onemlisi:)

    Evet, ben kactim, arada turist olarak geliyorum, I love turkey, I love sish kabab.
    Hadi cheers.

  47. Tüm yorumları ve yazınızı sonuna kadar okudum teşekkürler. Bende siz-biz-onlar kavgasından çok sıkıldım. Batıda elinde iyi imkanları olan ancak kendi balonumda nefes alamayan biri oldum. Herşeyi bırakıp (evimi,eşyalarımı,işimi,giysilerimi,arkadaşlarımı,ailemi,önyargılarımı,…) güneydoğuya yerleştim. Burda yaşayan insanları dinliyor ve anlamaya çalışıyorum. Ben onları dinledikçe onlarda beni dinliyor ve anlamaya çalışıyor. Neden birbirimizi anlamaya çalışmıyoruz. Komşu çocuklara ödevinde yardım ettiğimde anneleri iyilik yapmak istiyor ve yemek gönderiyor. Burdaki halkta yardım gördüğünde yapabileceği iyiliğin oy vermek olabileceğini düşünüyor. Artık her etnik grubu,inanış şekini, kimlik ve ideolojik tercihlerini kendine göre haklı buluyor ve saygı duyuyorum. Tabiki bu kendi doğrularımdan, inançlarımdan vazgeçeceğim anlamına gelmiyor. Gelecek seçimlerde liderler arası sataşma azalırsa belki halkın içinde de gerginlik azalabilir. İşin bu tarafından da bakalım.

  48. Yazınızı okurken birçok noktada “Ah keşke şu/bu/o CHPli arkaşım da yanımda olsa da kendini bir de kendisi gibi birinin gözünden görse” diye geçirdim içimden. Kendi kesiminiz adına güzel tespitlerde bulunmuş, kendi düşünceniz doğrultusunda bazı çıkış yolları sunmuşsunuz ahaliye. Yalnız ‘kıskançlık’ konusunda ciddi sıkıntı var tespitlerinizde. Buna ‘haset’ deme gafletine düşen vatandaşlar da olmuş. Sizin mahalleyi ve içine girmekten çekindiğiniz öteki mahalleyi, başka bir deyişle ‘fanusun içini ve dışını’ yakından tanıdığım için, ben de size ve sizin gibi düşünenlere bu noktada tamamen sizin, endirekt yolla da milletin hayrına olacağına inandığım bir not düşmek isterim. Bu balonu, hali hazırda fanusun dışında kalanlar yaratmadı. Bu fanusu, fanusun içindekiler yarattı. Dışarıdakileri de kendilerine benzetebilselerdi, kendi değerlerini benimsetebilselerdi ortada ‘fanus manus’ olmayacak, tek tip insanlardan oluşan bir toplum yaratılmış olacaktı. Gel gelelim bugün fanusun dışında kalan insanlar kendilerine dayatılan değerleri benimsemedikleri gibi, nihayet inandıkları bir adamın peşine düşüp kendi değerlerini rahatça yaşayabilme hakkını elde ettiler. Sizin hatalı tespitinizde dile getirdiğiniz gibi bir kıskançlık söz konusu olmamakla birlikte, fanusun dışı, mini etek giymenin illa da medeniyet işareti olmadığını, ‘denize sadece bikiniyle girilir’ gibi bir yanılgıya düşülmemesi gerektiğini, baş örtüsüyle de öğretmenlik/doktorluk/memurluk yapılabileceğini söyleyen ve bu yolda onların tercihlerine tükaka demeyen bir anlayışı iktidara getiriyor. Yani fanusun içini kıskanmaları söz konusu dahi değil, onlar zaten fanusun içi gibi olmak istemedikleri için bugün AKP’yi iktidar yapıyorlar. Vatandaş diyor ki: “Bizi kendinize benzetmezsiniz! Biz dindarız/aleviyiz/Kürt’üz/Anadolu köylüsüyüz!” Fanusun içi ivedilikle bunun idrakına varmalı ve kendilerine benzemeyen insanlarla sulh etmenin bir yolunu bulmalı.

  49. Bu yazdıkların senin düşüncelerinse, ve hala geçerliyse siyasi kimliği milli görüş olan ve Erdoğanı destekleyen biri olarak seninle müzakere edebilirim. Artık sesimi net duyabilirsin ne dediğimi anlayabilme, ne hissettiğimi hissedebilme ihtimalin var.

    Bir solcunun özellikle Chp ye gönül vermiş birinin şunu aklından çıkarması gerek.

    Herşeyin en iyisini sen bilmiyorsun. Herşeyin doğrusu senin partinde değil. Bu devlet senin değil. Ve toros dağlarında çobanlık yapan öz amcamla senin oyun aynı değerde

  50. Haluk Guvenc

    Kurgunun disardan yonlendirildigini ve toplumsal zayifliklarimizin cok iyi analiz edilerek, sistematik ve ciddi bir psikolojik-politik kurguyla karsi karsiya oldugumuzu da birgun farkedecegiz. Buradaki yorumlarin cogunlugu, sosyal medyadan – aidiyetci cevrelerden farkinda olmadan kopyala-yapistir yapilan yonlendirici yazilardan esintiler tasiyor. Her kesimin artan farkindaliklari sonucunda (inanc veya siyasal gorusun otekini ezmesinin aslinda ayni sey oldugunu veya secim hilesinin nereden gelirse gelsin toplumsal ortak vicdanimizi curuttugunu ve dunya karsisinda toptan ezik bir millete donustugumuzu ve bu arada toptan fakirlestirildigimizi anlayabilmemiz gibi) ortak cikarlarimiz etrafinda birlesecegiz. “Emek – sermaye” celiskisi tas devrine kadar uzanir ve mucadele etmez isek daima farkli senaryolarla karsimiza cikacaktir. Piyasa ekonomisinin (sermayenin son sekerlemesi) tacizine kapilmadan, kendi yagimizda kavrularak, sosyal adalet ve bireysel ozgulukler icerisinde bir toplum yaratmamiz mumkundur. Tabii “hepimizin” tek tek bunu istemesi lazim. Not: Mustafa Kemal’in “Kemalizm” gibi bir kaygisi hic olmamistir, okuduklari ve yasamdan aldigi tecrubenin sentezi ile zamanin kosullarinda basarmis oldugu sosyo-ekonomik degisimin boyutu bizi bugune getirmis ve otesine gecirecektir. Elbette atilan adimlar bazi yonleri ile icinde bulundugu gunun kosullari ile sinirli kalmistir ve kendisi bunun olacagini ongormustur. Bugun benzer ozgun dusunsel faaliyeti gostermekte zorlanisimiz Ozgur beyin analizinde gizlidir. Haluk

  51. Kıskançlık kısmına kadar makul denebilecek seyirde devam eden bi yazıydı. Halihazırda içinde bulunduğunuz bi sosyal grubun öz eleştirisini yapmak başka, tanımadığınız (tanımaya çalışmaya teşvik ettiğiniz) bir başka sosyal grup hakkında böylesine asılsız bi tahmin(!) yapmak başka bir şeydir. Kıskançlık kısmında anlattığınız haset, sizin de takdir edeceğiniz üzere, yaşanan hayat tarzıyla ya da mensup bulunulan sınıf(!) ile ilgili değil kişinin şahsiyetiyle birebir alakalı bir şeydir. Temmuz sıcağında metrobüste pardesü ve başörtüsüyle yolculuk eden biri olarak nereden böyle bir genellemeye ulaştığınızı merak ediyorum açıkçası.
    Samimi olduğunuzu düşündüğüm için nacizane bi tavsiye de bulunma ihtiyacı hissettim. Halk dediğiniz o koca kitleyi tek bir hayat şeklini yaşayan, basmakalıp değerleri olan, aynı şeyi düşünüp karın tokluğuna yaşayan bir güruh olarak değerlendirmeye devam ederseniz bugün bulunduğunuz yerden farklı bir yere varmanız mümkün görünmüyor.

  52. okumuş diğeri

    Tebrikler her zaman ki gibi yine kendinizi cok guzel anlatmissiniz biz sizi cok iyi taniyoruz ama siz kendiniz dışındaki insanları anlayama calisiyoruz diyorsunuz yokkk olmuyor malesef hep yanlış bakiyorsunuz baktiginiz pencere ayni goremezsiniz gormek istemezsiniz hayal kırıklığı yasarsiniz idealleriniz hayatınız.zor bos verin siz tanimayi da sizin gibi beyaz Türk olmayanların sizin peşinizden gitmesi , özentilik yapması olmasa ne yaparsınız acaba çok merak ediyorum onlari kullanmadan yapabilacaklarinizi merak ediyorum aslinda helede dini konulardan anlamadan inanç nedir bilmaden yorum yapiyorsunuz ya tebrik ederim sizi ne zaman bas örtüsü uzmani ve bas örtülü kızlar uzmanı oldunuz hangi bölümü bitirdiniz bu okuma ile ???? Bu yolda devam size………..bir dusun ve yeniden tahlil yap istersen bir bilendende yardım al diger beyaz turklerle konuş!!!!

  53. Sonlara doğru askılı bluzlu saçmalamalara girmeyeymişin olacakmış da olmamış. Mevcut iktidarı belirleyenin sadece makarna kömür ihtiyacını gideremeyenler, tesettürünün tek sebebinin mahalle baskısı olduğunu düşünmek o bahsettiğin halkı hala tanımamak demek. Senin bilinç kabul etmese de en iyisinin böyle olacağını düşünen farkında, özgür bir “bilinç” var. Bilerek, isteyerek, düşünerek seçen bilinç. Ve sizde hala balon malon deyip kendinizi seçkinleştirme, paralanmaları. Yanlışlık varsa oralarda da var arkadaşım. Bırakın dünya görüşü dediğiniz şey tüm insanları ve seçimlerini kucaklasın. Hala o seçimleri küçümseyerek halkı ve halkçılığı anladığınızı sanmayın.

  54. Burada yazı yazan ve fikirlerini , düşüncelerini medeni biçimde paylaşan herkese teşekkürü bir borç bilirim . Ne sağ ne sol , ne beyaz ne türk , kürt alevi sünni hepimiz bu ülkede eşit haklara sahipiz . Ne mutlu karşınızdakinin de özgür yaşam hakkı olduğunu kabul etmekte ve ne mutlu böyle paylaşımlara . Saygılar….. 🙂

  55. Ana makalenin ‘yerinde’ ya da ‘carpik’ yonleri uzerine bir seyler yazmak yerine bu yazinin yorumlari arasinda bir sekilde gelisen tartisma ortaminin guzelligi ve gerekliligine dikkat cekmek istiyorum. Acikcasi baska platformlarda da benzer tartismalar yurutuluyorsa onlari da okumak, fikir paylasiminda bulunmak isterim. Uzun zamandan beridir gordugum, facebook ve benzeri sitelerde paylasilan abuk sabuk resim ve videolarin altina yapilmis seviyesiz ve kufur dolu yorumlardan sonra buradaki ‘seviyeli’ tartismayi gormek inanin tekrar nefes almami sagladi. Bunun gerekliligine ve cozumun burada olduguna inaniyorum. Tartismak, sonunda birbirini anlamayi ya da en azindan saygi duymayi getirecektir.

    Turkiye, ancak farkli ‘mahalle’lerdeki dusunen insanlar bu tartisma zeminini yaratabilirlerse bir adim daha ileriye gidebilir. Dusunmeyen, cahil, dar goruslu insanlarin gelisimi/egitimi yolunda da ancak bu sekilde adimlar atilabilir. Hangi dusunceye sahip olursa olsun, dusunen birikimli insanlar tartistikca, karsi gorustekilere ‘dertlerini’ anlattikca, birbirlerinden ogrendiklerini kendi mahallelerindeki daha cahil kesime bir sekilde ulastiracak ve bu insanlari topluma kazandiracaklardir. Dillere yapismis olan ‘egitim sart’ sozu bana gore cok dogru ancak pratige gecirilmesi bu yolla olmalidir.

    Gorunen o ki, siyasi parti liderlerinde bu zemini olusturabilecek kapasite yok. Iste bu yuzden bu gorev mahallelerin entellektuellerine, bu sayfaya edepli, usturuplu, mantikli, bilincli yorumlar yazan bizlere dusuyor. TVde parti liderlerinin, siyaset yorumcularinin, gazetecilerin birbirlerini bogazlarcasina yaptiklari agiz dalasi benim ya da baskasinin fikrinin degismesine katki saglamadigi gibi kamplasmayi ve bolunmeyi korukluyor. Bizim bu hataya dusmememiz lazim.

    Liderler toplumun aynasi, biz degisirsek onlar da degiseceklerdir.

  56. beyaz turk degilim, hatta disimle tirnagimla calisarak girdigim beyaz turklerin oldugu her ortamda anadolulu, icki icmez soyle boyle diye asagilanmis kahverengimsi turkumsu birseyim sanirim. kendi capimda dindarim da. bir turbanim eksik yani. ama akp’yi de akp secmeninin “biz asagilandik horgorulduk, bir daha horgorulmemek icin akp’yi destekliyoruz, herkes icin ozgurluk istiyoruz” soylemini de yutmayacak kadar gozlerim acik. ozgurluk bazinda bir diyalog kurulmasi da nasil mumkun bilemiyorum dogrusu. “kurtaj yaptiran katildir, kadin tecavuze ugradi diye niye bebek olsun canim kadin olsun (gebersin manasinda), tecavuzcu tecavuze ugrayip kurtaj yaptiran kadindan daha masumdur, tecavuze ugrayan cocugu dogursun devlet bakar, hamile kadinlar sokaga cikmasin ayip, 3 cocuk dogurun vs. vs.” soylemlerinin neresi herkese ozgurluk istiyor, neresi herkesi magduriyetten kurtarma cabasinda acaba? ne yazikki herkes sadece kendisi icin ozgurluk istiyor, kendisi el ustunde tutulsun, kendisi gibi dusunmeyen yasamayanlar horlansin istiyor. kendisine muhafazakar diyen kesim ustelik bu horlama islemini din adina- Allah adina yapmakta bir sakinca gormuyor. dini soylemler normal karsilandigi icin akp tabaninda rte’nin ve diger akplilerin soyledikleri yadirganmiyor belki ama dinen sakincali goruldugu icin bugun turkiyede kurtajin fiilen imkansiz hale getirilmis olmasi, gebelik testi yaptiran kadinlarin kocalarina/babalarina telefon acilip bilgi verilmesi ve bunun gibi yuzlerce politika benim acimdan turban yasagindan hicbir farki olmayan, hatta din-kitap karistirildigi icin cok daha berbat olan olaylardir. akp ve rte ne yazikki kendileri gibi muhafazakarlarin iktidara gelmesi durumunda olabilecekler konusunda ulusalci-bilmemneci-beyaz turk her ne haltsa onlarin hepsinin urettigi komplo teorilerini hakli cikardi. su anki diyalog imkansizliginin, ozgurlugun toplumun cesitli kesimleri arasinda bir kopru terim olamamasinin temel sebebi de bu. irticacilar gelirse iran gibi oluruz korkutmalarini haksiz cikarip gercek bir ozgurluk ortami olusturma toplumsal barisi saglama sansini, ki tarihi bir sansti, harcamistir akp ve rte. muhafazakarlar gercekten ozgurlukcu olamiyorlar belki bilemiyorum, dogasinda yok dusunce ve hayat tarzinin belki. Ha peki nasil birlikte yasar bakis acilari arasinda bu kadar buyuk bir ucurum olan insan gruplari. Dogrudurust isleyen demokratik bir rejim altinda gayet rahat yasarlar aslinda. abd’nin ornek verilmesinden cok hoslanmamakla birlikte kurtaj ornegininden konuya girdigim icin ben de verecegim. yogun bir muhafazakar kitle var abd’de de. onlari da temsil eden ve zaman zaman iktidara gelip liberalleri sinir eden muhafazakar politikalar izleyen bir partileri de var. yalniz su da var, dogrudurust isleyen bir demokrasileri, ozgur basinlari, isleyen kurumlari, bagimsiz yargilari, hirsizliga yolsuzluga yalana dolana prim vermeyen (cogunlukla) demokratik siyasi kulturu oldugu icin bu parti geliyo sonra yanlislar yapinca gidiyo. bizim basimiza gelen ise gitmemek icin 90 yilda insa edilen ve zaten kortopal isleyen tum kurumlari hallac pamugu gibi atmaktan, herkesi hapse tikmaktan, isten attirmaktan, tehdit etmekten, kucagina oturtmaktan hic cekinmiyo ve takipcileri de herseye ragmen takibi birakmiyo, napiyon aga? diyen yok. yapistikca iktidara yapisiyo, yapistikca fasistlesiyo, hirsizlasiyo ve takipciler memnun, niye? turbani serbest birakti diye. iste beyaz kirmizi mavi pembe …. turklerdeki endise buradan kaynakli bence. yoksa bizim fanus delinecek huloglar yonetecek degil mesele. nasil beyaz turkler kasimpasadakileri anlamaya calismaliysa kasimpasadakiler de diger tum renk turkleri anlamaya calismali ve muhafazakar hayat tarzlarini fasist radikal islamci rantci kapitalist hirsizlar partisinin degil demokrat bir partinin savunmasi icin onlar da calismalilar. tabii kendileri gibi olmayanla birlikte yasama niyetleri gercekten varsa. burada okudugum yorumlarin bazilarindan anladigim kadariyla da oyle bir niyetleri yok onu da soyleyeyim. biz kendi egitimlimizi zenginimizi burjuvamizi olusturduk size ihtiyacimiz yok diyen bir dusunce tarzi zaten ya benim gibi giyinir benim gibi yasar benim inandigima inanirsin ya da ceker gidersin hic de uzulmem dusuncesidir. o begenmediginiz beyaz turklerin ve milliyetci fasistlerin ya sev ya terketinden de farki yoktur. bu arada yorumum orjinal yazidan oldukca uzak bir yere dustu ama neyse icimi bosaltmis oldum:)

  57. Merhaba seçim ve ötesi yazınızda kalbinizden geçenleri samimiyetle yazmışsınız. Bende öteki mahallenin bir ferdi olarak neden ak partiyi seçtiğimi yazayım istedim. Öncelikle kıskançlık kısmına hiç ama hiç katılmıyorum. Mini etekli olmak, bikini giymek, flört olayları filan herkesin kişisel tercihidir. Kimseyi yaşam şeklinden dolayı, dininden, renginden, ırkından,siyasi görüşünden, tercihlerinden dolayı yadırgamadım, Hakaret etmedim, küfretmedim. İnancım gereği kim olursa olsun insan olduğu için saygı duydum. Bir çok başı açık arkadaşımda oldu. Komşum da oldu. Dolayısı ile birbirlerimizi iyi günde kötü günde hep bir olduk birlik olduk. Beyaz Türkler’mi kara Türkler’mi birileri kendilerini üstün saydığını da bazı köşe yazılarından, kitaplardan okuyup gördük. Kim bunlar? diye sormadan edemedik. Şöyle biraz araştırınca da kendilerine bir duvar oluşturmuş tepeden bakan bir zümre olduğunu fark ettik. onlar öyle olduklarını düşünüyorlarsa öyle de kalsınlar benim için hiç bir mahzuru yok. İnsan insandır neticede. Asıl konuya neden Ak parti meselesine gelince: Ak parti her insanın özgürlüğü demek bence zira Ak partiden önce insanlar bu kadar özgür düşüncelerini yazamıyor konuşamıyordu. Din istismarcıları diye küfrediyor bazıları Başbakanımız dinin emirlerini yerine getiriyor. Seçimden seçime camiye giden diğer siyasiler gibi yapmıyor. Özü sözü doğru adam gibi adam. Yolsuzluk, hırsızlık iftiralarını söyleyenlere ve buna inanlara cevabım şudur; Başbakanımız helal haram kavramı olan bir Müslüman asla harama tenezzül etmez. Varsa yolsuzluk yapan, hırsızlık yapan gereğini de yapacaktır. 11 yıldır söyleyip de yapmadığı bir vaadini görmedim. Sıraya koyuyor ve bir bir sözünü tutuyor. Gezdiğim gördüğüm her şehir 11 yılda çok gelişti. Anadolu’ya yaptığı hizmetleri zaten gidenler yaşayanlar görüyor. Türkiye’mizin ekonomik olarak büyümesi, İMF ye olan borcun ödenmesi ki her doğan çocuk borçlu doğuyordu bundan önce. Sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi, paramızın itibar görmesi, çevremizde yoksul insanların kazandıkları sosyal yardımlar, açılan bir çok yeni okullar v.s bir çok alanda ülke olarak kalkınmamız. Ak parti iktidarına kadar dindar seçmenlerin mağduriyeti vardı. Başörtüsü mağdurlarından biriyim. Namaz kıldığı için, yada eşi başörtülü olduğu için ordudan atılan astsubay arkadaşlarımız oldu. Annesi başörtülü olduğu için ordu evinde yapılan oğlunun düğününe alınmayan anneleri duymuşsunuzdur. Katsayı engelinden dindar aileler çocuklarını İmam hatip liselerine gönderemediler bir dönem, 28 şubatta yaşananları da bilirsiniz zaten yani bu ülkede özgürlüğü elinden alınan dindar halkın bir nebze rahat etmesini Ak parti sağladı. Yoksa kimsenin yaşam şekline bir müdahale olmadı. Köydeki çobanla benim oyum bir mi? diyen insanlar, yada makarna kömür, yok kapıcı, çocuğumun bakıcısı, eczane kalfası gibi Ak parti seçmenini küçük gören insanların hissiyatını anlamak mümkün değil bu ne kibir? ayrıca kapıcı olmak, bakıcı olmak ayıp kusur mu? eğitim şart diyenler 50- 60 yaşına gelmiş okuma yazma hizmeti almamışsa bu onların mı önceki yönetimlerin kusurumu? böyle bir çok mesele var gördüğüm kadarı ile Alevi- Sünni, Kürt- Türk gibi ayrıştırmaya gidenler biraz Osmanlı tarihini gerçekten okusalar ne kadar hoşgörüye sahip olduğumuzu hatırlayacaklar, Çanakkale bir misaldir hepimize. Başbakanımızın yapmaya çalıştığı açılım meselesinde yapılan eleştirileri de haklı bulmuyorum. Açılım süreci Kürt- Türk kardeşliğini sağlayacak bir adım. Yok efendim özerklik vermiş Kürdistan kurulacakmış Türkiye Cumhuriyeti devleti aciz mi ki bir örgütün hakkından gelemeyecek? yani bunların hepsinin palavra olduğunu göreceğiz hep birlikte. 17 aralık darbesi hukuka, darbeye yapılmıştır. Paralel devlet oluşturanlara önceki hükumetler göz yummuş. Ecevit’le gayet iyi geçiniyordu Fethullah gülen bir anlam vermiyorduk geçmişte sebebi anlaşıldı böylece. Eğer Başbakan kendisini düşünen biri olsaydı Ecevit gibi yapardı. Ama yapmadı onların niyetini paralel yapıyı fark edince başbakanı yok etmek istediler. Yanlarına CHP yi Mhp yi de aldılar ama oyunları tutmadı. Ak partinin ileriye dönük ülkemizin kalkınmasına vesile olacak bir çok projelerinin olması. Seçim sürecinde diğer partilerden ciddi bir plan proje duymadık. Habire yalan, karalama politikası ürettiler, Montajlar, kasetler, tapeler hepsi yıpratma politikası daha iğrenç olanı da ittifaklar, MHp, CHp, Pensilvanya hepsi bir oldu. Gezi olaylarının da, oluşturulmak istenen tüm kaosların da müsebbibi bu kirli ittifak ve onların medyası oldu maalesef. Şimdi de sandıklarda ayrı ayrı yalanlar üretiyorlar en komiği de Halk tv canlı yayında Ankara’da bir aracın plakasını veriyor oylar çalındı taşıyor diye, araştırmalardan Chpnin ilçe başkanına ait olduğu tespit ediliyor. Elektrikler kesildi diyorlar kesilen yerlerde kendileri kazanmış zaten neyin yaygarası bu anlamak mümkün değil. Muhalefet dış işlerinin dinlenmesini ve bunun servis edilmesinde bile hükumetin yanında olmadı. Twitter ve Youtebenin kapatılması da son derece yerinde bir tutumdu. Ne zamandan beri insanlara hakaret etmek, küfretmek özgürlük oldu. Twitter ve Youtube Ulusal güvenliğimizi tehdit edecekler, Bu ülkenin kanunlarını hiçe sayacaklar vergi ödemeyecekler bunun adı özgürlük olacak ben bunu bir Türk vatandaşı olarak kabul etmiyorum. Twitter ve Youtube de tanıyacak çok yakında göreceğiz inşallah. Sözün özü Başbakanımız enkaz olarak aldığı ülkeyi belli bir refaha kavuşturdu. Hizmetlerine devam ediyor Allah ona sağlık sıhhat uzun ömür versin Müreffeh bir Türkiye de hepimiz huzur içinde kardeşçe yaşayalım inşallah.

    • sayın kübra, uzun bir cevap yazmışsınız, özellikle 28 şubat dönemi ve orduevlerindeki uygulamalar gibi bazı argümanlarınız doğru olmakla birlikte, çoğu malesef yanlış. Kıskançlık kısmına hak veriyorum, ben de dindar bir insanın örneğin denize bikini ile giren bir kadını kıskanacağını sanmam. Olsa olsa o bikinili kadına bakan kocasını kıskanabilir ki bu da ailevi bir mesela, toplumsal değil. Ancak bazı noktalar var ki, bunları konuşmak gerek yoksa malesef yanlış algı devam edecek. “Başbakanımız helal haram kavramı olan bir Müslüman asla harama tenezzül etmez” demişsiniz, zaten kimse haramdan bahsetmiyor. İslamda haram, dinen yazaklanmış şeylere denir, devlet eliyle ihale dağıtıp, bu ihaleyi değeri üzerinde alan ve bu yolla haksız kazanç elde eden mütehaite “ver bakalım şimdi bizim payımız” demek haram değil, sadece yolsuzluktur. Ve bu paralar malesef hepimizin cebinden çıkıyor. Ama dini söylemleri sırf siyasi alan genişletmek için kullanan geçmişin sağ partilerinden, liderlerinden daha dürüst, orası kesin. “Özü sözü doğru adam gibi adam” demişsiniz, işte orada dur. İnternette kolayca bulabileceğiniz “bir başbakan, iki erdoğan” videoları var, sanırım 4-5 versiyonu çıktı farklı konular hakkındaki başbakanın konuşmalarından derlenmiş olan. 2002 yılında beri nasıl bir dediğini sonra reddetmiş, ak dediğine aradan 6 ay-2 yıl geçtikten sonra kara demiş orada görebilirsiniz. Bu şekilde tutarsız konuşmalar yapan bir insana birileri “gizli ajandası var, takiye yapıyor” deyince buradaki haklı endişeyi görmeniz gerekir. 17 aralık, hukuka darbe değil, hukuk kuralları içerisinde bir adli olaydır. Burada ortaya atılan iddialar zaten, 10 ay evvel MIT’in bir bilgi notuyla başbakana ilettiği konulardır, 4 bakanın iranlı Reza Sarraf ile bir takım işler çevirdiğini bildiren not. Bunu bir gazeteci basın toplantısında başbakana sorduğunda cevap verememiş, “sen paralel misin” diye karşı soru ile geçiştirmiştir. “Paralel devlet oluşturanlara önceki hükumetler göz yummuş” derken ne demek istedini bilmiyorum, “bunu şimdi anladık, allah allah” mı demek istediniz. Doğru Ecevit “bazı cemaatler iyidir” demişti, ama onu dediğinde en çok karşı çıkanlar yine solcular oldu. Yıllarca Gülen cemaatine karşı olmuş, bunlar gizli gizli ilerleyip devleti ele geçirmeye çalışıyorlar diye uyaran yine aynı çevrelerdi. Bu enkaz devraldık edebiyatı ne akp’ye nede akp seçmeni yakışmaz, ben şahsen yutmam. “Twitter ve Youtube Ulusal güvenliğimizi tehdit edecekler” demişsiniz, ülke güvenliğini tehdit eden bu ticari işletmeler değil asıl Suriye ile savaş bahanesi arayanlar ve devletin en tepe yöneticilerini dinleyip bunu dünyaya servis edenlerdir. Bu ses kayıtlarını halen tüm dünya dineleyebiliyor iken, bizim kendimizi şu anda güvende sanmamız ise basit bir devekuşu sendromudur. Türkiye’nin dış borcu konusuna hiç girmeyelim lütfen, özel sektörün borcunu ayırsak bile kamunun borcu bu süreçte artmıştır. Başbakanı seversin, oy verirsin orası bireysel bir tercihtir. Sonuçta herkesin bir oyu var ve hepsi aynı değerde. Ama yanlış bilgiler üzerine bu inancını inşa ediyorsan, birileri de bu yanlış bilgileri düzeltmeli.

    • Bravo.. Kesinlkle cok dogru..

  58. Şunu söylemeden geçemeyeceğim; seviyeli bir tartışma ortamı yakalanmış burada. Görüşüne katılmadığım arkadaşların yorumlarını bile dikkatle ve zevkle okudum. Malum, bugün artık sosyal medyada küfür ve hakaretten başka bir şey göremiyoruz. Dolayısıyla da hakarete uğramamak ya da dost bildiğimiz kimselerle durduk yere papaz olmamak adına kimseyle görüşlerimizi paylaşamıyoruz (en azından benim için durum bu). Sırf bu seviyeli platformu sağladığı için bile yazının sahibine teşekkür etmek lazım.

  59. Özgür Bey, bu dediklerinizin farkındalar ama kabullenemedikleri asıl şey bu, ve düşündükleri; biz bu cahil halkın önde giden aydınlarıyız nasıl olurda bu kadar çoğunluk bizim tersimizi düşünür, bir köle efendinin görüşüne nasıl ters düşebilir? Tabi malum kişiler kendilerini efendi halkı köle zannediyor, yanılıyorlar. Ayrıca bu halkın desteğini alan Erdoğan ne diyor, ben sizin hizmetkarınızım size efendilik yapmaya değil hizmetkar olmaya geldim. Bu halk da kendisini küçük görüp efendilik taslayana değil kendisine değer verip hizmetkar olana destek verir tabi. Seçimden sonra koyun, aptal, cahil diye oy alamadığın kesimi aşagılarsan gelecek seçim de o insanlardan oy alamazsın, ve o insanlar senin Akp hakkındaki söylemlerini Erdoğanın bütün bunlar birer komplo ve iftiradır sözüyle yok ederler hafızalarından.

    Ve ayrıca halkı yanlış tanıdığınız bir konu daha, zaten kendinizin de dediği gibi halkı tanımıyorsunuz, bu halk içinde mahalle baskısıyla kapananların oranı, kapanmak isteyip de dışarıdan alacağı tepkiler yüzünden kapaanamayan insanlarla aşağı yukarı eşittir ve bu oran tüm kapalıların %1inden bile ibaret değildir geriye kalan %99 da size kıskanarak, ah ben de şunun yerinde olabilsem düşüncesiyle bakmaz, yaptığı şeyleri(namaz, tesettür, oruç, sokakta eşiyle öpüşmeme, çıplak denizde yüzmeme vb.) doğru olduğunu düşündüğünden hatta daha ileri doğrunun onlar olduğunu bildiğinden dolayı öyle yapar ve bunları yapmaktan memnundur, dediğiniz gibi size kıskanarak bakmaz, size acır, üzülür, dua eder, sizin de o doğru yolu bulmanız için Allaha yalvarır. Son söylediğim size mantıksız gelebilir ama öyle içki içen biri veya açık dolaşan vs gördüğünde alenen o kişilere kötü gözle bakmadan sadece Allaha hidayetleri için dua eder. Çünkü o Bişri Hafiyi bilir ve tanır. Ve onun gibi yüzlerce ve binlercesini ve kendini seçilmiş cennetlik olarak görmez Allaha beni senden ayrılıp o duruma düşenlerden veya o duruma düşsem de tövbe etmeyenlerden eyleme diye.

    Yalnız şunu diyebilirim ki sol güruhta özel eleştiri ve halkı anlamaya çalışma babında eksik ve yanlışları olmakla beraber okuduklarımın en iyisiydi.

    Halkın efendisi ve önderi olduğunu düşünen aydın geçinen kesimle halkın aradındaki uçurumun farkına varın siz varın.

    • basi acik oldugu icin, namaz kilmadigi icin, denize mayoyla girdigi icin bir insana bakip uzulmek ve onun icin dua etmekle turbanli oldugu icin bir insani horgormek arasinda hicbir fark yoktur. sen kim oluyorsunki benim turbanima karisiyorsun=sen kim oluyorsunki benim kurtulusum icin dua ediyorsun. iste muhafazakarlar bunu anlayamadiklari icin yillardir bu ulkede irtica korkusu ile baskici politikalara prim verildi. cunku sizin yorumunuzdan da goruldugu uzere muhafazakarlarin kendi dogrularinin dogru oldugundan bu kadar emin olup herkesin herseyine karisma hakkini kendilerinde gormesi muhafazakar olmayanlari feci sekilde korkutmaktadir. lutfen kimsenin kurtulusu (=sizin dogrularinizi yasamasi) icin dua etmeyiniz, sadece kendiniz icin dua ediniz zira basinizi ortmek, namaz kilmak, icki icmemekle dogruyu yapiyor oldugunuzun, Allah’in rizasini kazaniyor oldugunuzun ve basi acik….. insanlardan daha kiymetli olup onlar icin dua edebilecek mertebede oldugunuzun garantisi yoktur. bunu anladiginiz zaman demokrasiden ozgurlukten bahsetmeye de hakkiniz olur.

  60. Arkadaşlar öz eleştiri, ders çıkarmak tamamda; niye asıl soruyu soramıyorsunuz/soramıyoruz hiçbirimiz? Din bir kavram, yaşama biçimi yada gerçeklik olarak nerede duruyor tüm bu yaşanan olaylarda… Kabul edelim yada etmeyelim dindar görünümlü siyasetçinin hataları hata değildir; vardır bir bildiği diğer tarafın gözünde. Sol kanserden beter bir hastalıktır ülkemiz için… Tevatür yoluyla edinilse de bu bilgiler ; sol ezanı türkçe okutmuştur, sol koministtir, sol ahlaksızlıktır bu insanların gözünde… Kaldı ki chp gerçek anlamda sol parti olmamasına rağmen sol parti yaftasıyla yaftalanmıştır bir kere… Artı anadoluda ki mahalle baskısı istanbula benzemez. Zordur dayanması… Bunca yıldır anadoluda cemaatin sadece dershaneler ile değil tüm faaliyetleri ile oradaki toplumu da dönüştürdüğünü; anadolu müslümanlığını ezip geçtiğini yaşamış biri olarak yazıyorum bunları. Sonuç ne milliyetçi ne sol kaldı ortada ; varsa yoksa dindar, hikmeti önemi kendinden menkul, şark kurnazı siyasetçi tipi mührü ele geçirmiş durumda. Ne derler bilirsiniz “mühür kimdeyse süleyman o’ dur…” Sonuç mu? Hepimize ve tüm Atatürk devrimlerine geçmiş olsun; çünkü sorun çok derinlerde… Ve unutmayın hitler de, humeyni de seçimle geldi ama seçimle gitmediler…

  61. Ozgur yazin sahane.
    Yorum yazarak zaman ayiran herkese de ayrica tesekkurler, hemen hemen hepsi de cok guzel ve egitici.

    Ozet olarak dusuncem, Turkiye’yi model ulke, G-8 ustu bir ulke, insanlarin mutlu, sabah tanimadiginiz birine gunaydin demenin normal, kisi basina dusen gelirin 10 degil 50 bin USD, cogumuzun utopya olarak degerlendirecegi yerlere getirebiliriz, bunu yapabilmemiz icin de temel sart, ilk is bu iki mahallenin barisip, biribirini anlayip, hosgorup, birlikte calisabilmesi.

    Nacizane bir onerim olacak, Ozgur gayet samimi bir elestiri yapmis bizim mahalle adina ki bizim mahalle de kisa surede cok ses getirdi, cok insanin duygularina ayna tuttu diye dusunuyorum. Buna benzer samimi bir elestirel yaziyi da karsi mahalle adina birisi yazip, bu blog da yayinlayabilir mi ? Belki ama sadece belki de oncelikle kendimizi elestirerek, birbirimizi anlamaya baslayabiliriz.

  62. Yorumlarda bahsi geçen makarna ile kömür ile oyu satın alınıyor denilen kesime niye bunlara oy veriyor demek bence de saçma. Ancak halkın vergisiyle kendine çıkar sağlayan oy satın alan insanlara tepki vermekten de doğal birşey görmüyorum. Kabuğumuza çekilerek bu tepkiyi vermeyerek bunlara göz yummak bunu yapanlara sadece cesaret verecektir diye düşünüyorum.

  63. Yazinizi cok begenerek okudum,kesinlikle her noktasina katiliyorum.Yapilan yorumlarin da cogu cok carpici,su anda hepsini okumaya ne yazikki vaktim yok ama ilk firsatta okuyacagim.Ne iyi ettinizde boyle bir yazi yazdiniz hem cogu kisinin dusuncelerine tercuman oldunuz,hem de farkli dusunceleri samimi bir dille okuma firsatini bulmus olduk diye dusunuyorum.Basta siz olmak uzere hepinize selam ve sevgiler.Izninizle yazinizi paylasmak uzere aliyorum.

  64. Diego Alejandro Fuentes Medina

    Yazar burda, altına bu kadar yorum alcagini bilerek yazmış olamaz. Adam yazmış sosyal medyada viral haline gelmiş. İyi yani güzel. Yorumlar cok guzel olmus.

  65. Bir çok yerde okuduğumuz ”aslında cahil kesimi bilinçlendiremeyen bizler suçluyuz” konusu etrafında dönen bir yazı. Bu sefer kesinlikle suçlu biz değiliz. Dünyevi işlerden tamamen kendini çekmiş insanların bile rahatlıkla görebileceği şekilde tüm rezillikler ortaya dökülmüşken, gözünü kapayan bir kitle için cehalet teşhisi çok ama çok hafif kalıyor. Bu bir zihin tutulması, Hitlerin peşinden giden milyonlarca Alman gibi. Gelişime kapalı ve tembel şark zihniyetinin ne yapılırsa yapılsın daha çok uzun süre değişeceğini hiç zannetmiyorum. Sadece ekonomik durum cidden kötüye gittiğinde bir değişimi isteyeceklerdir. Onun dışında dürüstlük,vicdan ve din bunların hepsi yalan bu ülkede.

  66. Sevgili Türkiye’liler,
    Gerek Özgür Bey’in güzel yazısını ve gerekse sizin değerli yorumlarınızın tümünü okudum. Herkesin doğrusu kendinedir ve bundan dolayı da kendince haklıdır. Önemli olan karşıt görüşte olanın bu fikir ve düşüncelere yaklaşım şeklidir. Siyasetimiz ve siyasetçilerimizin takındığı uslüp, bu blogta yazan, yorum yapan ve hatta tartışan arkadaşlarımızınki gibi olsaydı bugün bu noktada olmazdık kanaatindeyim.

    Peki bu noktadan sonra çözüme nasıl ulaşacağız derseniz…
    Çözüm tüm Türkiye’lilerin ve hatta tüm insanların içinde saklı aslında. Karşılıklı S A Y G I ve H O Ş G Ö R Ü.

    Önemli olan bunu açığa çıkarabilmek.

  67. Yazınız kadar devamındaki yorumlar da dikkatimi çekti. Katıldığım çok şey var, yorumlarda da hak verdiğim bir çok şey var. En ilginci ise karşıt görüşlü bile olsalar insanlar arasında bir iletişim aracı olmuşsunuz. Aslında bu bile gösteriyor ne yapılması gerektiğini: okuyarak, yazarak, cevaplayarak hem karşımızdakini anlayacak ve ihtiyaçlarını öğreneceğiz, ikna edeceğiz ve ikna olacağız. Hakarete prim vermeyip dışlayacak, saygılı her görüş ve eleştiriye açık olacağız. Ancak bu sayede toplum olarak ön yargılarımızı yontacağız ve insana değerini vereceğiz.

  68. muhibe yerlikaya

    BEYAZ TÜRK’ÜN İLK ŞARTI GÖRGÜDÜR. AVRUPAİ DÜŞÜNCE VE O ŞEKİLDE HAYAT TARZI İLE HİÇ BİR ALAKASI YOKTUR. ELİT YERLERDE YAŞAMAZLAR. SEN BEYAZ TÜRK OLAMAZSIN. YAŞADIĞIN ŞEHİRDE SADECE BİR KAÇ SEMT İLE SINIRLI KALMIŞ GELİŞMEMİŞ BİRİSİN. O BEĞENMEDİĞİN SEMTLERDE YAŞAYAN İNSANLA MAKARNAYA KANACAK KİŞİLER DEĞİL AMA ORALARDAN HERGÜN ŞEHİT CENAZELERİ KALKARDI. SENİN YAŞADIĞIN YERLERDE ŞEHİT CENAZELERİ OLMAZDI. BU NASIL BİR KİBİRDİR…

  69. Yazdığın tespitler, duyguların… Herşey doğru! Sadece seçeneklerin (ya aktif siyaset/ ya katlan yaşa) yetersiz! Birey olacaksın! Her birey haklarını bilecek, toplumdaki yerini, değerini… Egemen de gelip geçici olduğunu bilecek. “Siyaset” dediğin nedir? Politika… Yani fikirler, idealler, tezlerdir. Önce birey olacaksın ki, topluma değer katabilesin. Temsil olanaklarını, uygulanabilirlik sınırına kadar zorlayacaksın. Temsil edilebilemediğin zaman yok sayılırsın. Memleketin hali budur! Temel sorun “koyun sürüsü” olmaktan çıkabilmek… Ancak o zaman “vatandaş” olunur. Bu da – klasik olacak ama – hem özel, hem kamuda emekçinin örgütlenmesinin tanınması yasallaştırılması ile; sivil inisiyatifin (dediğin gibi, “İstanbul’u aşmak” önemli, o günlerde, GEZİ bilinci nasıl aştıysa, bu bilinç yaygınlaştırılmalı ve eğitimde derslere girmelidir) her alanda gelişmesi ve sözünü sakınmaması, yükseltmesi ile olabilir ancak.
    Yani azizim! “Kendi savaşınızı açmalısınız, kendi düşüncelerinizin uğruna. Düşünceleriniz yenilse bile, dürüstlüğünüz zafer çığlıkları atmalıdır bunun için.” demiş ya Nietzche… Onun gibi işte.

  70. tespitler süper ….elinize kaleminize sağlık

  71. “içeriden biri” olarak yorumunuz güzel. kıskançlık başlığı: başta belirttiğiniz gibi “Halk”a çook uzak ve yabancısınız. gözlemleriniz hiç doğru değil.

  72. Gec ogrenme bunlar.. Bu yaziyi gezi zamani yazsaydiniz daha anlamli olurdu !! Keza etrafimdaki herkese o zaman bile ben bunlari anlatiyordum..
    Gelir duzeyi dusuk ve duygusal bir toplumu cumhuriyet vaat ederek elde etmeye calisilamayacagi cok asikardi. Ben ozellikle tum istanbulu etiler sanan ve egitim almisligiyla kendini cok akilli sanan kesime cok kizginim, bu kesim cahaletlik ornegini aylarca cok iyi sergileyen bir kesimdir. Ozellikle halka koyun, varos demek Ataturk gibi insana deger veren birinin cocuklari olarak insanlik otesi. Benim gezi olaylarindan beri gordugum cahalet dolu egitimli bir kesimle muhafakar kesimin savaslarini izledik aylarca TV’de , orda burda.. Gercek olan ise ortada evini zor gecindiren ahmet amcanin aldigi o torba komurle 2 ay isinmasi ve makarnayla 1 ay karnini doyurmasi. Bu durumda halkin yaninda olmazsan karin doyurmayan cumhuriyet ile hicbir yere gelemezsin.

  73. Beyaz Türk değilim fakat CHP seçmeniyim. Yazının kıskançlık kısmına hiç katılmıyorum. Yazının genelinde her şeye rağmen halkı aşağılama hali var. İşte bu yüzden sürekli Ak Parti kazanıyor. Fransız Devrimi ile ortaya çıkan eşitlik kavramını içselleştirememiş bir kesimin hiç bir demokratik sistemde seçim kazanma şansı yoktur. Bir CHP’li olarak şunun söylüyorum görünen gelecekte CHP’nin iktidar olasılığı yoktur.

  74. İNSANCA BİR YAZI OLMUŞ…. PREFRONTAL LOBUNA SAĞLIK…

  75. Helal olsun. yazıdaki çaba muhteşem. eksikler ve fazlalar hiç sorun değil…Yorumları okuduğumda burada ki her kişinin kendini anlatma fırsatı bulduğunu ve bununla beraber bu sayede karşı taraf olarak görüneni de anlama şansı olduğunu gördüm.Suçlamadan,eleştirme adı altında aşağılama yapmadan konuşulunca insanların anlaşma/anlaşılma şansı oluyor demek ki.Aydın kafalar/beyinler diye ben burda yazanlara derim.(adı aydın yada cok tanınan nobel alan yazar denilen çığırtkan ve nefret söylemcilerine değil) henüz toplum geneline yayılmamış olsa da karşıt denileni okumak için zaman ayırmışlar ve dahi muhatap alıp cevap yazabilmişler(her iki bakış açısı için söylüyorum biline). İşte sağduyu, işte sabır,işte tahammül. medeniyetse medeniyet/ islami ahlaksa islami ahlak… işte buna denir…(haset kısmı içinde; dar bir kesim için buda ihtimal dahilindedir). Ancak islam dininin özünü idrak etmiş insanlar için son derece mutluluk ile yapılır birçok şey.Bende müslüman olarak yapamadıklarımı(yapmadıklarımı) örneğin baş örtmek (aslında bu sadece türban/başörtüsü değildir: islami olarak giyinmek diyeyim ona çünkü içinde sadece başörtüsünü barındırmaz -bu dahi yanlış anlatılır insanlara ) nefsime yenildiklerim olarak adlandırırım. BU paylaşma ortamına sebep/vesile olduğunuz için teşekkürü bir borç bilirim. (he iki düşünce ortasında bulunan biri) :))

  76. Yolsuzluklarin Ortaya Cikmasina Care Bitcoin

    Istenen sonucun para oldugu ve buna giden en etkili yolun hirsizlik, sahtekarlik ve kandirmadan gectigi bugünün uluslararasi düzeninde Türkiye gün gectikce daha basarili olacaktir. Görüldügü ve duyudugu üzere sadece basbakan degil, birinci derece yakinlari, bakanlar, ihaleye girenler, onlarin calisanlari, soförleri de bu düzenin icerisinde görevlerini yerine getirmektedirler. Bunlarin bütününün tek bir kesimden veya sadece bazi kesimlerden geldigini iddia etmek akla uygun olmaz. Bu islerin büyüklügü dikkate alindiginda bunun büyük bir organizasyon oldugu ve bu organizasyonda her kesimden vatandasin yer aldigi rahatlikla anlasilir. Istediginiz gibi isimlendirin, her kesim yolsuzluklarda belirli oranlarda (önemli kismi bu orandir!) temsil edilir. Aynen baskida, iskencede ve diger kendimize yakistiramadigimiz gerceklerde temsil edildigimiz gibi.

    Disari bakildiginda da durum degismez, insanligin gipta ettigi degerleri olusturup onlara ev sahipligi etmis olanlar, bugün o degerlerden ne kadar uzaklastiklarini, diger bir degis ile kralin ciplakligini sergilemektedirler. Varsin bu Avrupa ve ülkeleri olsun, Amerika olsun veya Cin olsun. Her birinin kanunlarinin en ücra köselerine dahi islenmis olan en üstün deger para, sosyal hayatinin her noktasinda görülen en etkin yol ise hirsizlik (mercedesten tutun yunanistandaki zeytin tüccarlarina) sahtekarlik (satolu papazlardan tutun bayer münih kulüp yöneticisine) ve kandirmadan (bunlari üstünün yatsiya kadar örtülmesi) gecer.

    Hal böyle iken, bu konularda ezelden beridir calisan Türkiye halki, bütünüyle bu düzende kendini en iyi temsil edecek olani secer. En fakiri de hazine arazisini calip ruhsat bekler, en zengini de. (Eger sizin icin bunun böyle olmadigini düsünüyorsaniz o zaman, biraz daha dikkatli düsünün. Örnegin hic fis almadan alisveris yapip yapmadiginizi düsünün. Bu da vergi kacirmaktir.) Bu nedenle AKP tüm Türkiyenin temsil edildigi gercek halk partisidir. Bu nedenle yolsuzluklarin oy oranlarina etkisi cok olmaz. Bu nedenle Türkiye bu yolsuzluklardan ögrendiklerini uluslararasi düzeye tasiyacak (evde calistigi budur) ve bu düzende daha basarili olacaktir. Oy oranlarinda etkili olan, bu yolsuzluklarin üstünün acilmis olmasidir.

    Oy oranlarini düsüren basarisizlik, yolsuzluklarin üzerinin örtülme asamasindadir. Bir ülkenin dis isleri bakanligi, savas üretme politikalari tartisiliyorken dinlenebiliyor ise bu büyük bir güvenlik eksikligidir. Bu derme catmaligin, is bilmezligin göstergesidir. Ama ayni zamanda bu isten sorumlu olan, ülkenin en iyi egitimli, güvenlikten sorumlu “en beyaz”larinin dahi islerini yaptiklarina dair sahte belgeler hazirlayip, dis islerini bile kandirdiklarinin da kanitidir.

    Burada yazdiklarimin Özgür Bey’in yazisiyla alakasi da bu noktada baslamaktadir. Gercekle bagini tümden yitirmis, kendini sürekli kendi cevresindekilerin “Eveeet, evet bak dogru” lariyla dogrulayan bir grup cikar yol arayan beyin (bakin düsünen demiyorum, keza türk liselerinde düsünme egitimi verilmemektedir.), kendilerini bu sistemin icine entegre edip, bu yolsuzluklarin üstünü nasil örteceklerine dair bir cikar yol da bulacaklardir. AKP’nin hatasi ise, basi acik “görüntü”ye sahip bu grubu, örnegin kendi güvenlik birimleri icine entegre etmek istememesidir. Bu davranis, AKP tarafinda gecmisin getirdigi bir refleksten kaynaklanan ölümcül bir hatadir. Halbuki, bu yolsuzluklari ortaya cikaran polis memurlari, amirleri ve savcilar yerine biraz önce bahsettigim, Özgür Bey’in de yazisinda bahsettigi cikar yol arayan beyinler getirilirse son aylarda yasadigimiz güvenlik eksikligi yasanmayacakti. Bu, cikar yol arayan beyinlerin kendine faydasi olan hicbir seyi, kötü veya ahlaksiz olsa dahi yargilamamasi ve yargilatmamasindan ötürüdür. Tarihi ahlaksiz uygulamalara göstermedikleri tepki, hatta elleriyle katkilari buna sinirsiz kanit sunar.

    Iste AKP’nin hatasi buradadir. AKP yönetimi, CHP secmenini kendi carki icine dahil ettigi anda, hem Özgür Bey’in elestirdigi cikar yol arayanlar hem de Özgür Bey’in kendisi (daha düzgün bir Türkce ile de olsa cikar yol arayan biri) elestirilerini azaltacaktir. Baska hicbir sey degismese dahi…

    Bir baskasinin daha güzel anlatacagi ancak benim de söylemeye calistigim sudur:
    1- Türkiye ve dünyada var olan, olmus olan, olacak olan sistem, aynidir. Degisiklik sadece disaridan görülür ve hissedilir.
    2- Farklilik ise kesimlerin bu sistemde temsilidir. CHP secmeni yolsuzluk düzeneginde (örn. sisli belediyesinin, agaoglunun fatih ormanini katlederek yaptigi, danistayin yürütmeyi durdurma karari verdigi insaata ruhsat vermesi gibi) daha fazla temsil sansi bulmalidir. Eger bu düzenekten uzaklastirilirsa, hali hazirda kendi kendini sürekli dogrulayan bu kesim, kendi gecmisindeki lekeleri unutup, kendinin sucsuz oldugu sanrisina kapilip cok daha gür bir ses ile isteklerini haykirmaya baslayacaktir.

    Gercek cözüm sadece AKP’den gelebilir. Özgür Bey’in 2. önerisinde bahsettigi balon, Türkiye’yi gelecege tasiyacak olan yolsuzluk düzeninin icine entegre edilmelidir. Görülecektir ki balondan ses gelmeyecektir.

    Not: Gercekler bazen igrenctir. Hepimiz gercegiz.

  77. ömer bilgin

    Merhaba arkadaşlar.dün gecenin dördüydü bu yazıyı ve yorumları okurken.kafa açıcı ve zevkli oldu işin aslı.başlamadan önce karşı mahalleden olduğumu ve ilk defa ak partiye oy verdiğimi belirtmek isterim.Yazı ve yorumlar kafa açıcı demiştim.Ama genel itibariyle özellikle yorumlar bir kısır döngünün de üzerine çıkamamış.Yani karşı mahalle ile kucaklaşmak istiyorsunuz anladığım kadarıyla- samimi olduğunuzu düşünerek yazıyorum ve bu samimiyet fikriniz zikriniz ne olursa olsun hoşuma gitti- yani kucaklaşalım, barışalım, tanışalım istiyorsunuz.Bu işi fiiliyata dökmeden sayfalarca yorum yapsanız boş arkadaşlar.Bir üsküdara inin mesela; belediyenin arkasında üsküdarlı gençlere kulak verin ve emin olun pink floyd hakkında külliyat yazacak arkadaşlarla tanışacaksınız- ben mesela dün gece sizi okurken tom waits dinliyordum-, dünya sinemasını altına üstüne götürmüş, türlü müzik aletlerinden çıkardıkları tınılarla sizi kendinizden geçiren arkadaşlara bi selam verin.O selamdan sonra bi çayı çok görmezler size merak etmeyin.Ya da istanbulun varoşlarında bi caminin çay ocağına gidin, 80’inde bir amca elinde 99’luk tesbihi başbakanı dinliyor.buraya gelse bu yazılarınızı okusa anlamaz, bilmez.çok da umrunda olmaz.Konuştuklarınızı, kültürel seviyenizi aşağılamak için demiyorum bunu.Tayyip bey o amcamızın diliyle hitap ediyor.kusurabakmayın ama kılıçdaroğlu çıkınca bu milletin- ya da sizin deyiminizle halkın- bamteline dokunamıyor kardeşim, vuramıyor.Bu topraklardan değilmiş gibi sanki.Mustafa Kemal’in bombalattığı dersimli bir adamın halk partisinin başında olması da ayrı bir ironidir.Pavlov diyeceğim alınırsınız diye dilimi tutuyorum.Bu İngiltere’nin başına irlandalı, ispanyanın başına bask bölgesinden birinin gelmesi gibi bir şeydir.Diyeceksiniz ki olamaz mı, chp değişmiş kılıçdaroğlu da bunu yutmuş.Bizim mahalle bunu yutmuyor beyler ve bayanlar.Bizler nasıl inanırız sizlere? kemal bey inandıramaz bizi, sarıgül’de.istanbul’da kadir topbaş’a verdim gözüm kapalı.Ankarada olsam elim melih’e gitmezdi.Mansur yavaş ortalama iyi bir adam.Başarı sağladığınız isimlere bir bakalım, mansur yavaş ülkücü kökenli, üsküdarda ihsan özkes 92’de üsküdar müftüsü mesela.Murat karayalçın kaç alırdı ankarada sizce? siz de sevdiniz mansur yavaş’ı dimi? ihsan özkes’i?çünkü milleti tanıyorlar.Bu adamlar anlatırsa inanırız belki, siz sayın yazar ve yorumcular sizlere de inanabiliriz.Çünkü istiyorsunuz bunu.

    Bir de hala bazı arkadaşlar belki farkında olmadan onların tek kaynak kabul ettiği kitap kur’an bizimki ise tüm okuduklarımız diyor.Bu dili bırakın, inancınız, görüşünüz ne olursa olsun saygı hatta sevgiyle muhabbet besleyin.Biz besleyebiliriz.Tayyip Bey’in ateist bunlar vesaire diye zaman zaman yanlış çıkışları olsa da biz sevebiliriz sizi.Müslümanlar hüküm verirken şu 4’üne bakarlar; kur’an, sünnet, icma kıyas(4 mezhebin kurucusu ve talebelerinin, imamlarının içtihatları), kıyas-ı fukaha (günümüz alimlerinin içtihatları).Siz bu dördüne bakmayabilirsiniz.herkesin dini, mezhebi kendine.farkında olmadan da yaptığınız hakaretleri bırakıp saygı ve sevgi beslerseniz buyrun gelin kucaklaşalım.Bunun dışındakiler işin cilasıdır.Başbakanı biz eleştirmiyor muyuz? sadece seçimden önce eleştirilerimizi erteledik.neden? başbakan ve yanındakiler akparti kadroları hırsız mı? biz bu meseleye imani açıdan bakıyoruz.siz bakmayabilirsiniz.imam şafii’ye kerbela hadisesini sorduklarında şöyle demiş; ‘Allah bizim elimizi o kana bulaştırmadı, dilimizi de bulaştırmasın.’ bu yüzden hırsız demiyorum.Çalmadıklarına kefil de değilim.Sonuçta hiçbiri babamın oğlu değil.Yolsuzluk konusunda ilk taşı atan da siz değilsiniz, atanlar da iddialarını ispatlamakla mesuller.ben sıradan bir vatandaş olarak birinin bişey çaldığına şahit olmadım.Günümüz teknolojik şartlarında insanlara komplo kurmak, ayakkabı kutuları vesaire basit işler.ayakkabı kutusu beni heyecanlandırmıyor bu yüzden.Ama dediğim gibi kefil de değilim.İşte bu yüzden millet de inanmıyor.Çünkü saldırgan bir dil var ortada.’artık tayyip erdoğan bu ülkeyi yönetemez istese de?’ yazıyor adam zaman gastesinde.Sanane oğlum, hocanız her seferinde içinden demokrasi geçen röportajlar vermiyor mu? içinde demokrasi kelimesi geçen cümlelerle beddua etmiyor mu? bu yere batasıca demokrasinin ön şartı sandık değil mi? ne demek yönetemez? bak nasıl da yönetiyor.Şunu da belirteyim; ‘Tayyip bey’in kullandığı dil maalesef zaman zaman hatta çoğunlukla kutuplaştırıcı.’ ben siyasetçi ya da akparti sözcüsü olarak değil sıradan ortalama bir insan olarak konuşuyorum.

    çok uzattım.sonuç itibariyle kucaklaşırsak ne olacak? topyekun bir kucaklaşma maalesef imkansızdır.sadece bizim ülkemizde değil dünyada böyle bu durum.bu yorum yapan arkadaşlarla kucaklaşırız arkanızdakilerle tepenizdekilerle mücadele devam eder.tavsiyem gitmeyin bu ülkeden.ismet özel, ‘toparlanın gitmiyoruz’der. ‘kaldırımda yürüyoruz diye kaldırımı eleştirme hakkımız elimizden alınamaz’ der. biz 90 yıl toparlandık ve gitmedik.iktidar değişsin ve biz yine gitmeyeceğiz.siz de gitmeyin.mücadele edin.konulaşım.

    selamlar.

  78. Anlatılanlar bir nebze doğru. Oy veren kesime baktığımızda çoğunun eğitim düzeyinin düşük olduğunu görüyoruz. Ben bu seçimden sonra açıkçası halktan umudumu kestim ve en ufak bir düzelme beklemiyorum. Aslına oy oranlarına baktığımızda MHP chp toplamının AKP’ye eşit olduğunu görüyoruz. Yani muhaliflerle muktedirler aynı kalabalıkta olmakla beraber seçim sisteminin avantajları sayesinde akp tek başına iktidar olmayı başarıyor. Artık demokrasi krizi yaşıyoruz. Çünkü demokratik yöntemlerle iktidara gelen bir parti demokrasiyi katletmeye başladı. Yasama yürütme ve yargı ayrımı kalktı. Devletin en ücra noktalarına nüfuz etmeye çalışan ve kendisinden başka her türlü fikri ve akımı ezmeye çalışan bir aygıtla karşı karşıyayız. Bunun sonu tabii ki daha totaliter bir devlettir, bu kaçınılmaz. Sorun totatilerliğin hangi boyutlara ulaşacağı? Belki bir gün seçimler bile iptal edilecek, yahut seçimlerde kötü bir sonuç çıkarsa darbe yapılacak. Bunları bilemiyoruz. Sanırım Türkiye’nin tamamen siyasal islamın kontrolüne girmesinin önündeki en önemli engel Amerika’nın üzerimizdeki kontrolü olsa gerek. Aynı Amerika darbeye engel olup akp’yi korurken şimdi belki de bizleri şeriat’tan koruyor. Diğer husus totaliter ve faşist İslamcı bir devlet modeli isteyenler sayısının, bunu istemeyenlerin sayısından az olması. Bence bu seçim bir güven oylamasıydı, ve seçim sistemi ne olursa olsun, %57 oranında parçalanmış, birlik olmayan, ama sonuç olarak akp’li de olmayan bir kesim var ki, böyle bir ortamda daha totaliter bir yapıyı benimsemek toplumsal istikrarsızlığa sebep olacaktır.
    Temel mesele din savaşı, yukarıda bir arkadaşın söylediği gibi. Hayatını tamamen din üzerinden yaşamak isteyen kesimle, dinin hayatının odağında yer almasını istemeyen kesim arasında bir çatışma var. Akp bu çatışmayı şiddetlendirerek tabanını konsolide ediyor. Maalesef televizyonu her açtığımızda bu çatışmaya ve gerginliğe şahit olmak zorunda kalıyoruz. Bu dinsizlerle Müslümanların savaşı değil aslında, %57’lik kesimde bir çok kişi cuma namazına gidip oruç tutuyor ama hayatını tamamen dine göre dizayn etmemiş. Aradaki fark burada olsa gerek.
    Bütün bu analizlerin bir anlamı yok. Görünen o ki bir 4-5 yıl daha akp hüküm sürecek. Başarısız ekonomi modeli belki bir yerde patlak verecek ve kriz oluşturacak ve o zaman akp gidecek, yahut başbakanın ölümü yüzünden akp parçalanacak. Bunu bilemiyoruz.
    Ben diyorum ki dibini görelim, yani o arzu ettikleri totaliter faşist yapı baş versin, güçlensin, sonra kendi çocuklarını bile boğmaya başlasın. Ben AKP’ye oy verenlerin bile en az üçte birinin böyle totatiler ve baskıcı bir devlet modelini istemediklerini ve bir gün pişman olacaklarını düşünüyorum. Şimdi dini ve ideolojik fanatiklikle gözleri dönmüş olsa da, devlet aygıtı bir gün onların da hayatına gereksiz ve lüzumsuz müdahalelerde bulunacak ve pişman olacaklar. Hayattaki en önemli şeyin özgürlük olduğunu anlayacaklar ama geç kalacaklar. Hangi rejim olursa olsun bir kontrol mekanizması, gücün tek bir odakta toplanmasını engelleyen bir emniyet vanası olmalı. Eğer güç tek bir odakta veya tek bir kişi de toplanırsa, sonuçları mutlaka felaket olacaktır. Dünya tarihi bunun örnekleri ile doludur. Belli bir sınırı geçince geri dönüş yok. Maalesef o sınıra doğru yaklaşıyoruz hızla.
    Son bir ekleme, kıskançlık meselesi konusuna katılıyorum. Freudien bir yaklaşım olmakla beraber maalesef doğru. Fakir kesim zengin kesimden nefret ediyor ve bu nefretini AKP’ye oy vererek çıkartıyor. Akp’nin kurmayları da zengin sınıftan olmakla beraber, din edebiyatını kullanarak sınıf çatışması kavramını din çatışması kavramına dönüştürmeyi başarmışlar. Vahşi kapitalist politikalar güden bir partinin fakirlerden bu kadar çok oy almasının başka bir açıklaması olamaz.

    • Mehmet Bey, olayın sizin sandığınız kadar din merkezli olduğunu düşünmüyorum. Daha doğrusu AKP’nin ülkeye şeriatı getirecek zihniyette dindar bir parti olmadığını düşünüyorum. Bunu düşünen de sadece ben değilim. Zira daha dindar eğilimli olan Saadet Partisi’nin oy verenleri de benim gibi düşünüyor, hiç okudunuz mu? Onlara göre AKP bırakın dindar olmayı, Amerika ve İsrail’in suyuna giden, İslami bir hayatı yaşamayan ajanlar. Ki bu iddialarını temellendirebilmek için argüman da bulabiliyorlar.

      AKP sizin dediğiniz gibi dindar bir yapı olmadığı gibi, AKP’ye oy veren %45’lik kesim de öyle sandığınız gibi bunu din için yapan insanlar değildir. Şunu rahatça söyleyebilirim ki o kısımda iki kesim vardır: misal %5 dini hayatın uygulanmasını isteyenler, %40 dini hayatın yaşanmasına karışılmamasını isteyenler. Bu ikisi birbirinden çok farklı uçtadır. Sizin bahsettiğiniz, totaliter ve faşist olabilecek, İslam’ın inanan-inanmayan-başka türlü inanan herkesçe kendi anlayışına göre uygulanmasını isteyecek insan sayısı en fazla bu %5’tir. O kadar bile olduğunu sanmıyorum. Diğer kesim için önemli olan şey ise aslında kendi dindarlığına devletin karışmamasıdır. Kendi dindarlığını yaşayabilmesi, bunun arkadaşlarına ve çocuklarına da propogandasını yapabilmesi için serbest olmasıdır.

      Nedense hep uçlarda konuşuyor iki taraf da. Aslında neredeyse herkes gerçek anlamıyla devletin laik olmasını istiyor. Yani kendine dini de dayatmasın, dindar olmasına da karışmasın. Mümkün mertebe ilgilenmesin dinle.

      Çok marjinal gruplar dışında genelin istediği tek bir şey var: öyle ya da böyle refahlarının artması ve devletçe kabul görmek…

  79. Benim onerim cok daha kisa, basit ve ‘evrensel’.
    “Herkes kapisinin onunu temizlese dunya tertemiz bi yer olur.”

    Bir belediye degismis, bir parti degismis, bir hukumet, ya da bir lider, veya bir rejim. Hersey Para-Cokomel (*PC) egrisine nispet bir anda mukemmel mi olur.
    Buradaki ‘bir’lerin hic degil ama ‘o kadar’ onemi yok. Nezdimde.

    ‘Senin’ degismen lazim guzel kardesim. Iyi bi dunya mi istiyosun. Degistir kendini.
    Ulkene hizmet mi edicen ? Bunu yolu, ozellikle de ‘tek yolu’ siyaset mi, parti mi ? Biz burda okuzmuyuz. Hayvanmiyiz. Neyiz biz.

    Yapmakta oldugun isi,egitimi,aileyi ya da her ne yapiyosan, en layikiyla en guzel sekilde yaparsan, birak uyeyi, belediyeyi, basbakani, cumhurbaskanini, turkiyeyi, butun insanliga hizmet etmis olursun..
    Sonra cocuk yapican, onu gormek istedigin dunyaya gore yetistircen, sonra da ona cocuklarini gormek istedigi dunyaya gore yetistirmesini ogutlicen.
    Sen calmazsan cocugun calmazsa, kimse hicbisey calmaz guzel kardesim.

    Onemli olan ‘bir’ sadece insan olan bir. TEGV’de bulunmustum bir zamanlar, motto’sudur : ‘Bir cocuk degisir, Turkiye degisir’.
    Bu kurum asil senin dunyayi degistirdigin kurum, gidip bir partiye uye olup senin gibi dusunmeyen insanlari senin gibi dusundurmeye calistigin yer degil.
    (TEGV kaliteli yapi.)

    Yurtdisi olayiyla ilgili, su an *brezilyada yasiyorum. calisiyorum. universitem bile bitmedi daha.
    Sanilanin aksine cooook kolay, yurtdisina gitmek. AIESEC bir secenek, guzel bir secenek.. Sahsi tavsiyem. Ama cook fazla secenek var.
    Ama ulkeyi terk ettiginde, sadece basbakani belediyeyi rusveti terk etmiyosun, ‘hersey’i terk ediyosun.

    Bi dusun be abi, degicek mi..


    *PC (Philip Curve) -saglam espri 😀

    *Brezilya hayal gibi bi ulke degil mi ? hatunlar, plajlar, ortamlar.. 😀
    Acin bir bakin derim, herhangi bir latin amerika ulkesi hatta, her hafta ne kadar cok insan oluyo(dying) burda, arap ulkelerindeki savaslarda bu kadar insan olmuyo.
    Normal insan ha, siradan vatandas, turist, alakan yok hicbisyle, yuruyosun yolda soyuyolar ya da vuruyolar seni (rob kelimesi ingilizceden, ayni anlami veriyo ikisine)
    Once soyup sonra vurabiliyolar, soyarken vurabiliyolar, once vurup sonra soyabiliyolar, ya da sirinleri gorebilecek kadar sevimliysen belki de vurmuyolar.
    24 yasinda, hayatinda cok kavga gormus bir insanin, olumu dusunmesi, kim vurduya gitcegini dusunmesi ne demek bilir misiniz ? Cok az kisi bilir bunu.

    Ya da diger ulkeler, artik neresini secerseniz.. Kacmak fikir olarak guzel, ancak ‘fikri’ guzel, cennet degil hicbi yer.

    Not: Dunya kupasini bitirip donuyorum, hepinize saygilar 🙂
    Brezilya’dan bu kadar alakasiz yere uzun bahsetmemin nedeni, brezilya gibi muthis gorunen bi yer bile cook sikintili yerler, bizim bilimedigimiz, anlatilmayan, cunku ‘yasamak’ farkli bi yerde, her ulkenin var guzel kardesim sikintisi, kacmak cozum degil kesinlikte, tabiki her zaman bir secenek..

    • Kacmak isteyenler genelde Brezilya’yi dusunmezler, ABD, Bati Avrupa…. gibi gercenten medeni, ozgur, zengin-gelismis, hukukun isledigi ulkeleri dusunurler. Brezilya-Turkiye pek farkli degil, plajda hatunlar burda da var:)

  80. Çok güzel bir yazı olmuş tebrik ederim. Sanki benim düşündüklerimi yazıya dökmüşsünüz…

  81. Peki kasimpasa’da sultanbeyli’de kisaca heryerde iktidarin israrla yasatmaya devam ettigi surdurulebilir fakirlik politikalarinin, yani insanlarin is guc sahibi yapilmayip surekli olarak yardimlarla yasatilmasi ve bunun da gozu kapali oy depolarina donusmesinin onune gecebilecek bir politika, imkan vs var mi? Bana gore yok, son makarna yenip bitmeden yiyen adamin tepkisini degistiremezsin, zaten verecegi tepki senin benim gibi degil bir daha makarna yiyemeyecegi icin gelistirecegi kaygidir, kim daha cok komur dagitir, iktidar onun olur…

  82. Güzel bir yazı ancak AKP’nin bunca rezilliğe rağmen hala en çok oyu almasının nedenini toplumun çoğunluğunu oluşturan insanların değerlerine ve inançlarına en iyi hitab eden parti olmasına, muhalefet partilerinin ise bu değer ve inançlara aykırı görünmesine ya da onlara hitabetmekte beceriksiz oluşuna bağlamak bence doğru değil.

    Belki herkes zaten okumuştur ama Milliyet gazetesi yazarı Mehmet Tezkan’ın partilerin açıklanan üye sayıları üzerine yaptığı analizi okumanızı öneririm: http://gundem.milliyet.com.tr/akp-dusse-yuzde-kaca-duser-/gundem/ydetay/1853809/default.htm

    Malesef toplumun AKP için yeterli bir kısmı (son rakamlara göre 8 milyon’u aşmış) AKP üyesi ve geçimleri AKP’nin iktidarda olmasına bağlı. Sadece üyeler ve birinci derece yakınları oy verse adam zaten tek başına iktidar. Bu 8 milyon’un belki 7 milyonu hiç çalışmayan, hiç bir şey üretmeyen, sadece AKP kanalıyla devletten aldığı yardım, çocuk parası, yaşlı yardımı, evde bakım parası vb. gelirlerle geçinen insanlar. Eskiden bunların oturdukları semtlerde (örneğin Zeytinburnu, Ümraniye) her sokakta neredeyse her apartmanın altında bir konfeksiyon atölyesi, bir deri atölyesi vb. olurdu. Kızları oğulları oralarda çalışırdı. Artık kızlar tesettüre girdi, oğlanlar da AK Gençliğe. Çalışmıyorlar ama hallerinden memnunlar.

    O yüzden ne 17 Aralık rezaletleri, ne ortaya saçılan tapeler AKP’yi sarsabiliyor. Tayyip’in “terörist başıyla görüştüğümüzü söyleyen şerefsizdir” demesi de, aynı terörist başıyla ele ele kol kola açılım şöleni düzenleyip “megri megri” söylemesi de aynı coşkuyla hülolanıyor. Çünkü önemli olan ne ahlak, ne dürüstlük, ne ülkenin bütünlüğü, ne şehitlerin kanı. Hatta din bile önemli değil. Dindarım diyen, Patagonya’da bir densiz peygambere hakaret etmiş deseler sokağa dökülmeye dünden hazır kalabalıklar, AKP’li densizin alenen Kuran’la dalga geçmesi karşısında ağzını bile açmıyor.

    Öyle bir menfaat düzeni kurulmuş ki, o düzen bozulmadan sandıktan AKP dışında bir partinin çıkması mümkün değil. Peki bu düzenin kaynağı nereden geliyor? Tabi ki senden, benden ve sana bana, çocuklarımıza ait olan ama hunharca yağmalanan, ona buna peşkeş çekilen ülke kaynaklarından. Ülkenin suyu dahil para eden neyi varsa satılıyor, biz çalışıyoruz, vergi veriyoruz, adam çalıştırıyoruz, SSK primi, Bağ-Kur primi ödüyoruz. Bunların büyük kısmı çalışmayan, iş dahi aramayan, Allah Tayyip’ten razı olsun diyenlerin kömürüne, makarnasına, yeşil kartına gidiyor. Ben seçim gecesi sabaha kadar sandık başında bekleyemedim çünkü ertesi sabah açmam gereken bir işyerim vardı. Ama onların gençlerinden yüzlercesi her sandığın başında sabaha kadar dolap çevirdi veya dönen dolaplara paravan oldu, çünkü ertesi gün işe gitmek gibi bir kaygıları yoktu.

    Böyle bir menfaat düzeni elbette sonsuza dek süremez, çünkü üretim yok, hazır kaynakları ve üretenleri sömürme var. Bir zaman sonra para kaynakları kesildiği zaman düzen bozulur ama o zamana kadar ülkeninde, senin benim de iflahımız tamamen kesilmiş, bitmişiz demektir.

    Ya da düzene kaynak sağlayanlar, yani sağılanlar, yani sen ve ben, yeter artık deyip sokaklara dökülürse, büyük toplumsal olaylar ve kargaşa çıkar, AKP kontrolü iyice kaybederse bozulur ama bunun da çok ağır maliyetleri olacaktır.

    Üçüncü olasılık ise CHP ve MHP’nin, belki bir kaç muhalafet partisi daha, birleşip iş birliği yapması, gerekirse AKP’ye karşı tek parti seçime girelim, ne olursa olsun önce AKP’yi bir dönem iktidardan uzaklaştıralım demesi olabilir çünkü iktidar olanaklarını kaybeden bir AKP’nin üst düzey menfaat çevresi tıpkı çok benzer bir menfaat partisi olan ANAP’ta olduğu gibi kısa zamanda dağılacak, belki AKP bir sonraki seçime dahi girmeyecektir. Ama CHP ve MHP’nin bu şuurla davranabilmesi mümkün mü emin değilim.

    • Güzel bir yazı. Yapılacak en doğru, en basit şey, ilk olarak muhalefet partilerinin birleşmesidir. Fakat 13 yıldır yapmıyorlar, hala da devam. Özellikle Devlet Bahçeli, ülkeye bir gıdım faydasının dokunmasındansa, iktidar olmak hiç istemiyor, hep yanda otursun, bilmemkaç haneli maaşını yesin, çen çen laf atsın bir kenardan. Bu adama da hala oy veriliyor. …

    • Çok güzel tespitler. Tebrikler.

    • Çok güzel bir cevap ve tespitleriniz çok doğru. İşin özü bu zaten

  83. seçimi, halkı, siyaseti boşverin. bu sistemi sadece kendi silahı ile yönetebilirsiniz ; parayla.
    tüketmeyin!
    kazandığınızı biriktirin. bu çarkın gerçek katma değerleri bizleriz ve bizsiz olmaz.
    sistem bu gücün farkına varana kadar üretin ama tüketmeyin.
    hatta bu stratejinin sonunda bir süre üretememeyi de baştan göze alın.
    becerebilirsek bakın görün kısa zamanda neler olacak.

  84. Olaya bir de şöyle bakmak gerek; AKP 11 yıldır iktidarda, bu insanları kömür ve makarnaya biz mi mahkum ettik ? Daha iyi bir yaşam onların da hakkı değil miydi ? Bu ülkede insanların %70’i asgari ücretle geçinmeye çalışıyor. Bütün imkanlar elindeyken neden daha refah bir ülke haline gelemedik de hala makarna,kömür dağıtıyoruz acaba ? İnsanları bu şekilde yönetmek ve kontrol altında tutmak daha kolay da ondan.
    AKP hangi vizyoner bakış açısını getirdi ? Sanayide, bilimde atılım mı yaptık ? Aaa pardon, inşaatta atılım yaptık, her yerde şekilsiz, çirkin, insanı tehdit eden ama doğru düzgün yolu bile olmayan binalar inşa edildi.
    Peki ya tarım politikaları ? İnsanlar köyünde, kasabasında karnını doyurabiliyor olsa neden kalkıp büyük şehre göç etsin ?
    Eğitimin düzeyi vahim boyutlarda, en son yapılan Pisa araştırmasını incelediniz mi ? Neden Güneydoğu’da, Doğu Anadolu’da, Karadeniz’de okuyan çocuklar başarısız diye kendinize sordunuz mu ? Büyük şehirlerde bile Anadolu ve Fen liseleri dışında matematik başarısı yerlerde sürünüyor. Kendi hesabıma ve çevremdeki insanlar adına da diyebilirim ki, biz kimseyi aşağılamadık, sorduğum tek soru neden bu insanların yaşam koşulları iyileştirilmek yerine yardımlara bağımlı hale getiriliyor ? Evet devletin sosyal yardım yapması kadar doğal bir şey olamaz, ihtiyacı olana elbette ki yardım edecek ama koşulları da iyileştirmek için çalışacak. Örneğin neden Ereğli’deki tersaneyi kapattığını, insanları işsizliğe mahkum ettiğini, neden GDO’lu tohumlara, hormonlu yiyeceklere mahkum edildiğimizi, tarım alanında kendine yeten bir ülkeden, ithalatçı konuma nasil geldiğimizi, en stratejik varlıklarımızın neden özelleştirildiğini vs soracağız.
    İşim gereği yıllarca memleketin pek çok yerini dolaştım, kah üzüldüm, kah sevindim. O kadar güzel insanlar var ki, kendi başına müthiş işler başarmış, olanağı olsa daha iyisini de yapacak olan, ama diğer yanda, yolu izi olmayan yerlerde, zor koşullarda yaşamaya mahkum edilmiş, şeyhin, şıhın eline kalmış nicesini de gördüm. Neden bir ülkenin doğusu ile batısı başka dünyalarda yaşar ? Neden bu yüzyılda bir çocuk ölür ,yaşadığı köyün yolu kapandığı için ?
    11 yıldır iktidardaydı AKP, istese ülkeyi baştan inşa ederdi, kalkındırırdı, tek derdimiz yani başörtüsü müydü ? Bunu çözünce herşey halloldu mu ? Bu ülkede yıllarca solcular işkence görüp, yıllarca hapislerde sürünmedi mi, uzak memleketlerde yaşamaya mahkum edilmedi mi ? Yıllarca 12 eylül travması ile yaşamadık mı ? STK’ların başına gelenleri, Türkan Saylan’a yapılanları hatırlayan var mı ? Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğine üye olduğu için fişlenen insanları hatırlayan var mı ? Kimsenin sesini soluğunu çıkaracak cesareti var mıydı o zaman, ödümüz patlamıyor muydu maille bile bir şey paylaşırken ? Ergenekondur, Balyozdur, konfor alanına çekildiğimizden bahsediliyor da bunları hatırlayın bir… Gezi bir kırılma noktası idi, yıllarca hepimizin içi şişmişti… Insanlar birlikte daha güzel ve güçlü olduklarını, birlik oldukları takdirde seslerini duyurabileceklerini orada keşfettiler. Yıllarca benim en doğal haklarım gasp edilmedi mi ve hala da edilmiyor mu ? Ben de aşağılanmıyor muyum ?
    Elitistmişiz, sanki hepimiz jet sosyeteye mensubuz, aristokratız ya da haneden soyundan falan geliyoruz, geçiminin derdinde insanlarız işte biz de… Bir de anlamadığım CHP hangi ara elitlerin partisi oldu ? Yıllarca varoşların, işçinin, emekçinin partisi idi. Bir de zaten kaç kez tek başına iktidara geldiğini hatırlayan var mı ? Eleştirilecek pek çok yanı var elbette de bir de doğrular var. Ben bu ülkede yaşanan keskin ayrımlardan çok sıkıldım, dili, dini, ırkı ne olursa olsun, bu memleket bizim ve beraber yaşamaya devam edeceğiz. Siyasetçilerin çirkin oyunlarından nemalanan insanlar var ve her iktidar döneminde de vardı. Ama yeter be kardeşim artık demenin zamanı geldi.
    Artık geçmişten ders alıp, geçmişin yaralarını sarıp, bizi yöneten/yönetecek insanlara bu ülkenin onların babalarının malı olmadığını hatırlatmak ve seçtikten sonra da peşini bırakmamayı ve en önemlisi hesap sormayı öğrenmemiz gerekiyor. Buna da zaten demokrasi deniyor.

  85. Yüreğinize ve kaleminize sağlık Özgür Kardeşim, sizin ve değerli yorumcuların yaklaşımı takdire şayan. Hepinize Şanghay’dan selam ve sevgilerimi gönderiyor, izninizle yazınızı facebook sayfamda paylaşıyorum.

  86. Yorumlarınızı ben bir Ak partiye oy veren seçmen olarak değerlendirmek istiyorum.Kimseylede tartışmaya girmek istemiyorum.Gecenin bu saatinde evimde internete girebilediğime ve yaşadığım şehirde iyi bir muhitte oturduğuma göre heralde yorumda beyaz türk oluyorum.Hem kız arkadaşları olmuş bazen bunlarla aynı evde kalmış birisi hemde gerektiğinde içkide içen birisiyim(şu an içkiyi sağlık nedenlerimden dolayı 2 yıldır bıraktım) ayrıca işim gereğide türkiyedeki bir çok şirketlede görüşen birisiyim.Şu kıskançlık mevzusunuda kısaca belirteyim hiç bir zaman birisini kızla geziyor diye kıskanmadım(arkadaşlar arasında sap muhabbetleri dahilmidir bilmem.Çünkü her erkek gibi ulan varya adama bak yanındaki hatuna bak diye çok eskilerde yaptığımız muhabbetler olmuştur.Bunuda kıskançlık olarak değil ergenlik olarak değerlendirelim)İlk önce söylemek istediğim şu makarna edebiyatını yapan arkadaşlar.Heralde bunu derken kılıçdaroğlunun Niğde mitinginde çıkıp ben yardımları iki katına çıkarcam siz hiç merak etmeyin diyen bir lidere inanması gerekirdi.Sonuçta sadece makarna ve kömüre oy veriyorlar değil mi:))Bu kadar basite indirgerseniz sorunu çözebileceğinize inanmıyorum.Yorumları okurken dikkat ettim sadece tek taraflı görüşler vardı hep belki karşı cenahtan birisinin görüşünede saygı duyup okursunuz.hırsızlık derken benim neden inanmadığımı izah edeyim herkes adına değil sadece kendi adıma konuşuyorum.Birincisi chp işin içinde olduğu için kafadan bir güvensizlik var.Nedenlerine girersem çok uzayacağı için bu konuda konuşmayacağım.ikincisi ise kılıçdaroğlunun söylediklerinin benim açımdan mantıksızlığı deniliyor ki evinde 1 milyar var ee bide isviçrede 13 tane hesabı var deniliyor.Yani benim isviçre bankalarında 13 tane hesabım olacak ama 1 milyarı evde tutacağım.Bu kadar salakmıyım ben???Bir milyar lira dediğiniz türkiyedeki en büyük şirketlerin yıl sonu karı değildir.Hani her şirket çeyrek dönem karlarını falan açıklar bakın bakalım hangi şirket kazanmış bu sene bir milyar lira.Cirosu bir milyarı geçen kaç şirket var sayalım ona göre konuşalım.Bu bana mantıklı gelmedi bu bir.İkincisi ise yaw bu kadar hırsızlıkla ülke nasıl 200 milyar dolardan 800 milyar dolara çıktı?hiç mi bunu sorgulamıyorsunuz??Kişi başı gelir 2300 dolar seviyesinde iken ve bunun 2100 dolarını borç olarak ödenirken 2000 krizinde bu ülke çalışanların maaşını ödeyemeyecek duruma gelmişti.Şimdi ise 10500 doların 4600 doları borç olarak ödeniyor.Yani kısaca borç %90 lar seviyesindeyken % 35 in altına düşmüştür.Bu ise avrupada borçluluk oranı kaçıncı ülke olduğumuzu detaylı bir analizle gösterir.İşte tayyip erdoğan bunu halka verdik dediğinde doğruyu söyledi.Ben 10 yıl önce gördüğüm şehirlerle şimdiklerin çoğunun arasında dağlar kadar fark olduğunu görebiliyorum.Çünkü o şehirlere gidiyorum.Madem bu kadar hırsızlık niye büyüyor bu şehirler ve açık ve net söylüyorum bu kadar gezerken tek değişmeyen şehrin izmir olduğunuda üstüne basa basa söyleyebilirim.Artık sanayici izmire gelmek istemiyor Çünkü organize sanayi yolları yok.İşveren malını satamıyor.Adamlar dibindeki manisaya kaçıyor.Size kısaca şöyle özetleyeyim Bir şirket bundan 10 yıl önce kredi kullandığında faizlere bakın.o zamanlar 100 bin lira kredi 2 yılda ne kadar oluyordu.Sadece gecelik faizlerin % 3000 lere çıktığı bir ülke.Bırakın stokçular hariç kimse para kazanamıyordu.Şimdi ise Gezi parkı eylemlerine kadar sanayici kredi kullandığında 100 bin lira krediye 2 yıllık 5 bin lira faiz ödüyordu gezi parkından sonra 100 bin lira karşılığında 15 bin lira ödemeye başladı. Çiftçiyede gelelim isterseniz kendi tarlam olduğundan bahisle size detaylı bilgi verebilirim.Devlet bana 5 yıl vadeli 2 yıl ödemesiz yani toplam 7 yıllık kredi veriyor Hemde yıllık %4 gibi bir faizle.Bunu çiftçi farketmedi mi zannediyorsunuz.Ak partiden önce ise bir çiftçi için faiz oranlarına bir bakın googleda rahatça aratıp bulabilirsiniz.Gelelim diğer konuya Benim gözümde twitter dediğiniz bir şirket ve bu bir şirket benim özgürlüğüm olamaz.ABD de sadece Barack Obama ölsün diyen birisini ABD hükümeti ve yargısı talep etti twitter verdi ve adam 2 yılla yargılanıp hapse girdi.Deniliyor ki youtube facebook twitter sanki özgürlüğün kalesiymiş gibi lanse ediliyor.Yani örnek pek benzer değilde toyota araba üretiyor ama araba senin ülkenin kabul ettiği standartlarda değil ve türkiyeye satış yapamazsın deniliyor ve bunun üzerine bir grupta sokağa çıkıp özgürlüğümüzdür toyota satılsın demek gibi bir şey.yani bir şirket mi benim özgürlüğüm.Benim gözümde bu tarz şeyler ucuz kahramanlık olarak görünüyor.Kılıçdaroğlu benim oyumu almak istiyorsa sağlam ve destekli projelerle gelmesi gerek.Tuttu her ev hanımına 500 tl dedi tayyip erdoğan ya hadi istanbulu vazgeçtim 10 da biri olan size ait belediye eskişehirde verinde bizde görüp öğrenelim dedi CHP den çıt yok.Bu seçim Su 10 TL olacak Yol 10 TL olacak dendi kardeşim bunlar sosyal politikalardır şehre has değil her şehirde rahatça uygulayabileceğin politikalar uygalayaydın izmirde eskişehirde bende göreydim:Kısaca CHP beni inandıramıyor.Mahalle baskısı şu bu diyorsunuz onada yanıt vereyim.Her şehrin kendi içinde yaşama kültürü vardır.Sen tutup İzmirde yaşadığın gibi Batmanda yaşayamazsın oranın kültürü vardır oraya uyarsın.Sen kendi memleketinde bir bayanın elini sıkabilirsin ancak bazı bayanlar elini sıktırmaz.Önemli olanda bunu görebilmektir.Herkesi kendine benzetme yerine herkesi olduğu gibi kabul etmeyi öğrendiğinde CHP belki farklı olacaktır ki şurada yazılanların bir kısmını okuduğumda böyle bir şey mucize gibi geliyor bana.Kimseyle kavga etme amaçlı yazmadığım genel bir tespittir.Belki bir özeleştiri niyetine okursunuz.İyi geceler.Birazdan başka bir şehire seyahatim olacak dizüstü bilgisayarım elimde akıllı telefonumla facebooka giren sizin tabirinizle Beyaz Türk olarak.

  87. Mübeşşer Selçuker

    Doğru söze ne denir

  88. Tespitler güzel ancak sadece bir kısmı incelemiş. Bunların arasında modern olup da AKP’ye destek verenler de var. Mevcut seçimlerde (şu an ve daha önceki) incelenirse AKP’nin yaklaşık olarak %30’luk bir taban oyu olduğu söylenebilir. Bu işte hem bahsedildiği gibi kıskançlık yapan hem de iktidar partisinden çıkarları olan kişilerdir. Bu çıkarları olan kişiler bu parti iktidarda olmadığında çöp toplama niteliği bile olamayacak, tüm sıfatlarını kaybedecek olan insanlardır. Aldıkları diğer oylar ise makarna ve kömüre muhtaç ettikleri ve makarna ile kömür verip oya aldıkları kişilerin oyuyla sahte oyların toplamıdır. Parti üyeliğine ben de sonuna kadar destek veriyorm. Hatta diyorum ki; mevcut partilerin tabanında bulunan kişiler partilerine daha fazla yaptırımda bulunsunlar. Politik yollarla olayları çözebilmek için kendi partilerine baskıda bulunsunlar. Birçok konuda başarılı bir yazı olmuş, tebrikler…

  89. Filiz ÇELIK

    Cam kırıklarını okudum. Doğru tesbitler var, tamamen doğru mu? Bence hayır. Secimlerde sandik gözlemcisi olarak bulundum. AKP secmeni gorevlisi cok farkli. Her an olay cıkarmaya hazır beklıyor. 181 chp 70 akp cikti bizim sandiktan. Zaten mağlup oldum daha kotusu olmaz şeklinde tavır sergiliyorlar. En ufak bir hareketi mudahale olarak goruyorlar tutanak tutulacak diyorlar. Cunku ysk da abileri sayacaginda bu sandik chp’nin bize yazin emrini verecekmis gibi dusunuyorlar. Ellerinden giden sandiklarla ilgili tutanak bulundurmak istiyorlar.
    Yazida anlatıldığı kadar masum değiller. Ben ve benim gibi düsunenler orada olmasaydı hileye muracat edecek kişiler.
    Sonuc olarak ben bu secimi Sarigul aldi diye bakıyorum. Nasıl mı? Chp sandiklarini korudu nerede kendi kalelerinde kartal sahilde chp oyuyla dolu yada cogunlugu chp ye oy vermis sandıklari koruduk. Dogruydu bir bakima ama yeterli miydi? Bu noktada biraz araştırdım A. yakasinda Umraniye sultanbeyli sancaktepe v.s yerlerdeki sandik sayisi yuvarlak 5 bin civari. Biz buradaki oylarin akp ye ait oldugunu dusunup gozden cikariyoruz. Beklenmesi gereken sandikta bunlar. Cunku chp den biri yoksa veya yalniz basina bu insanlarin icine gonderilmisse wc aralıgında bile katakulli cok kolay doner. Hile yapmayi hak goruyorlar. Her sandiktan en az 10 oy 50bin oy yapar ve eminim kat kat fazlasini yaptilar. Kartal maltepe vs yerlerin arka taraflarinda sakli gizli mahallelerde neler döndu bilmiyiruz. Itiraz ettikleri kartalda 400 oy fazla cikti. Bu itiraz ettikleri sandiklar. Dusunemiyorum, kabul ettikleri sandiklar nasildir. İlceyi hatırlamıyorum ama chp oyuna itiraz ediyorlar tekrar sayim yapılıyor. 4 katı oyu cıkıyor. Merzifon”du sanirim MHP kazaniyor AKP itiraz ardiyor. Sayim yapiliyor CHP cikiyor. Nasil sayim yapildiysa. Tum chp oylarimi mhp ye yazmislar. Sunu düşünmüş olmalılar MHP bu kadar oyu yok biz aradan cikariz demisler ve CHP ye oynanan oyunlar dokuluyor tektek chp’nin terk ettigimiz sandiklarına kiyida kosedeki sandiklara sahip cikmaliyiz. Devleti hukumet sindirmis. Oy veriyoruz birde takip ediyoruz.

  90. Filiz ÇELIK

    Serdar ON unda dediği gibi fakir falan degiller gezi parkından sonra 100 tl ye 10 yerine 15 ödüyorlarmis halk derdine yansin, kiskanmak falan yok. Fayda maliyet analizi. Faydası ne kadar, kaça mal olur. Özet bu.

  91. Bu yazının “Kıskançlık” başlığını Facebook’ta bir arkadaşımın paylaşımında okuduğum için öncelikli yorumum sadece bu başlık hakkında.

    Muhafazakar zihniyetin özgürlük algısı başörtüsünü, pardesüyü atabilmek değil, bu şekilde üniversiteye, liseye gidebilmek, memur olmak, meclise girmek; böylelikle “laik, Kemalist devlet”in baskısını kırmış olmaktır. Başörtüsü için eylemler yapan bir kitlenin bu seçimini “koca baskısı, mahalle baskısı”na indirgemek saflıktır. Yasaklara ses çıkarmamalarının sebebi de onları etkilememesidir. Burda empati kurabiliriz sanıyorum, zira zamanında biz de bize dokunmayan yasaklara ses çıkarmadık. Kusura bakmayalım ama, şu ana kadar Türkiye’de kimse “herkes” için çaba harcamamıştır. Sonuç olarak, ektiğimizi biçiyoruz…

  92. teketolgahan

    Eline sağlık… seçim sonrası hemen kaleme almakla içinden geçenleri hoş tabi %100 olmasa da dökmüşsün…tebrikler…

    ben de 3 seçeneğin haricinde seçeneklerimiz olduğuna inananlardanım…

    aslında hepimizde olması gereken en önemli seçenek yani silkiniş, güzel yaşam ve huzur için olmazsa olmaz ;

    “Saygı”… ardından zaten sevgi de barış ta huzur da gelecek…

    işte o zaman senin de dediğin gibi dağdaki çobanı da bebekteki mankeni de memur dayımızı da sevip sayacağız…
    kültüre, örfe adete, dine imana saygıyla birlikte her şey yavaş yavaş rayına oturacaktır…

    selamlar…

  93. Birçok açıdan bakmak; yapabildiğim kadar…. (kapsarmı- kapsamazmı) Kavramlar birbirine girmiş.. Herkes birşeyci olmak zorunda bırakılmış. Herbirimiz etiketlerle kavram kargaşası ile yarım yamalak ekonomi tarih politik vb .vb. vb. (ortak payda yarım yamalak) bilgi kırıntıları ile birşeyler anlatmaya uğraşıyoruz yada olanları yorumlamaya çalışıyoruz…(bi halt anlayan ve anlatabilecek beri gelsin—- demekki yokki bir türlü çare üretemiyoruz)
    -ortalama zeka düzeyinde insanlar konuşarak anlaşabilme becerisine sahip varlıklardır
    -değerlendirme yapma ,yorumlama, iyi yada kötüyü ayırabilme beceriside dahil.
    PEKİ SORUN NERDE BAŞLIYOR??? sanki 30 ayrı ucu olan bir iplik yumağı gibiyiz 🙂 🙂
    VATANDAŞ; derdini anlatırken asla ihtiyacımız olmayan kalıplar araya girmiş. Yeri geliyor kullanıdğımız kavram anlatmak istediğimizi kapsamıyor,kimi zaman
    anlattığımız şeye öyle bir kavram-kelime-etiket- yapıştırılıyorki ….ortada anlam diye birşey kalmıyor.NE zaman hepimiz siyaset bilimcisi,sosyolog ,ekonomist,psikolog,IQ belirleyici sınav uzmanı,teolojist OLDUK ??? hiç olmadık . ANcak ,,,mış gibi olduk birkaç parça öğrendiklerimizle her durumu böyle tartışmaya çalıştık….
    1-AKP’ye sadece cahilmi oy verir ? (genel kanı) ama YANLIŞ !!!
    2-CHP’ sadece akıllı zeki ve eğitimlimi oy veriri? (genel kanı EVET) ama Yanlış.. Ciddi yobaz ve düşünce özürlüler var.
    3-Muhafazakar : saf ,dini öğretilere saplanıp kalmış ,hoş görüşüz,yobaz, kolay kandırılırmı (genel kanı evet) (YANLIŞ)-Bir fayda ,iyiye giden birşey olmasa destek verirlermiydi?
    4-Muhafazakar olmayan: İlerici,geniş bakış açısı sahibi ,hoşgörülü,Akıllı(YANLIŞ)-bugüne dek hep en iyisinimi seçtiler ????
    3-siyasi/ekonomik/sosyal/ politikalar.Tenis topunun enf. hesıbında kullanımı,cari açık ,GSYİH (gayri safi yurt içi hasıla) bidi bid bidi. Vatandaş ne bir ekonomist, ne siyaset bilmicisi veya sosyolog değildir ve bilmem kaç ekonmi kitabı şu kitap bu gazete takibi ile bunları öğrenemez ve mecburda değil beklenen (bilmeliler—ama YANLIŞ).
    4-Bildiğini iddia edenler (YANLIŞ). Çok değişkenli bir sistemde bir veriyi baz alıp doğruluğu ispat adına dayanak olarak kullanamazsın.
    5-Yaşam tecrübesi- Sen onun yerinde olmadığın Ve yaşanılanlara maruz kalmadığın sürece bir başkasını anlayamazsın(İddia ANLIYORUM- YANLIŞ)- sadece öyle sanıyorsun… EMpati profesyonellerce yapılabilecek bir tekniktir. genelde çok basit kişiler arası ilişkide dahi zor bir beceridir.
    —NOT; Yarım imam dinden,yarım doktor candan eder… (halsizlik ve yorgunluk çok var bende çok üşüyorum denildiğinde; sen kansızsın yemekte yemiyorsun zaten e direncin düşmüş,bak ben sunu içiyorum çok iyi geldi…………………diye başlayan cümleler azmı kurduk hayatımızda 🙂
    Cehaletin üniversite okuyarak geçecek bir durum olmadığını pardon ama (eşeğe altın semer yükle …..diye başlayan) diğer bir atasözü ile özetleyebilirim
    —-SONUÇ; Herşeyi bilmiyoruz .bilemeyiz kabul edelim. (sandık başında olumsuzluk yaşayan kişinin sadece kişisel tecrübesi.birde tam tersini yaşayan birçok insan olabilirliliğini unutmayalım-(sandık başında işi bilmediği için MHP adına sandık görevlisinden yardım alıp sandığını ona emanet eden AKP’lilerinde olduğunu biliyormusunuz..) İnsan kavramı işin içine girdiğinde çok şey değişir çünkü.( görüş-taraftarlıK-fanatizm-haklı/haksız vb. önemi kalmaz İŞİN İÇİNE insan girdiğinde ama sınır hep burda aşılıyor. ve insan olduğumuzu unutuyoruz) UNUTMAYALIM !!!!!
    —İyi niyet gördüğümüzde bunun kıymetini bilelim. bu kişi dinlenmeye değer diyerek anlamaya çalışalım
    —–Kötü niyet gördüğümüzde hangi taraf olduğuna bakmadan eleştirmeyi bilelim…
    YETERKİ —- sağcı/solcu – dinci/dinsiz- kominist/faşist- fakir/zengin- okumuş/okumamış- kadın/erkek- AKP yanlısı/AKP karşıtı (daha bu uzar gider)
    ÖNCE İNSAN OLDUĞUMUZU UNUTMAYALIM…. Karşımızdakini önce bir insan olarak kabul edip anlamayı öğrendiğimizde birlikte çözüm bulma şansını elde ettiğimiz gün olacaktır (siyasi taraflarını /programlanmış provakatörlüğü /ince hesap adam toplamayı v.b v.b bir kenara bırakırsak ; Sadece evinde oturan sen ben açısından sadece izleyen okuyan haber dinleyen sıradan vatandaş olarak; Gezi olaylarında destek vermek için çoluk cocuk taksime gelen kim ise 40 günde tapelereden perişan hale gelen Başbakanın mitingine gidip alkışlayan da AYNI….ONU YANSITTIĞINI ,DİLİNE ,derdine tercuman olduğunu düşündüğünü DESTEKLEMEK

  94. Toparlayamadım uzattım kusura bakmayın.sürçülisan ettikse affola. :). ve Beni Hiçbir parti kapsayamıyor normal olarak insan çok yönlüdür çünkü . ama hepsinden mutlaka desteklediğim icraatlar var. Ama hepsininde de nefret ettirecek boyuta taşıdıkları yaptırımlar (teorik olarakta pratik olrakta) . Kendi açımdan da durum böyle . teşekkürler içimi döktüm…. 😀

  95. güzel yorumlar okudum ancak kimse şundan bahsetmiyor ; akparti seçmeninin 4de1i partiye üye olarak biliyorum belli siyasi islam tabanı dışında bir çok kişi kömür makarna ötesi şeyler için oy veriyor belediyede bir iş , isparkda bir müdürlük mesela , onlar da tapede ki insanlar gibi milyon dolar rüşvet 700bin dolarlık saat istiyorlar ve akp sayesinde bunların sahibi oluyorlar kıskançlığa gelince artık chp seçmeni türbanlı-jip li ipek şallıyı kıskanıyor , beyoğlunun paçoz barında oturan adam huqqa da kini kıskanıyor

  96. Yazıyı o kadar beğendim ki, yorumlarını dahi ilgiyle okudum. Görüşlere katılmayan arkadaşlar da aynen yazının başındaki inkar ve nefret adımlarını uyguluyor, yazıyı okumuş olmayı dahi gol yemiş de çıkarmaya çalışır bir çaba ile eleştirmeleri eğlenceli. Her türlü samimi ve empatiye dayalı tespiti silah olarak kullanmaya çalışan arkadaşlara önerim, nagihani az izleyin. insanlıktan çıkmışsınız haberiniz yok. Azıcık samimiyet, biraz dürüstlük çiçek gibi memleket olur burası.

    Güzel Türkçe kullanımı için Karamanlı Mehmet adına teşekkür ederim.

    • Filiz ÇELIK

      Tv izlemedigimden Nagehan az izleyin diyerek tum elestirilere tencere tava hep ayni hava uzakliginda yaklasimınizsa cok manidar.

  97. Yukardaki yorumları yazanların çoğunlukla gençler olduğunu düşünerek yazıyorum:
    İçtenlikle ve son derece iyi niyetle yazılmış bu yazının bu kadar çok okuyucu bulmuş, bu kadar yorum almış olmasını çok sevindirici buluyorum. Ben yaşını almış biri olarak birkaç konuya dikkatinizi çekmek isterim:
    – İnsanların siyaseti Türkiye’de olduğu kadar içselleştirip günlük iletişiminin bu ölçüde parçası haline getiren bir toplum bilmiyorum. Bunun nedeni acaba bireylerin sıkıntılarını, açmazlarını, isteklerini ancak dolaylı yollardan, mesela siyasi belagat üzerinden ifade edebilmeleri midir? Acaba bir topluluğa, kesime, partiye aidiyet duygusunun bireyseli bütünüyle silip atacak ölçüde güçlü olmasından mıdır bu? Yanıt nedir gerçekten bilmiyorum, ama bence üzerinde düşünülmesi yararlı olur.
    – Özellikle Orta Doğuluların bir huyu da büyük küçük her olayı birkaç cümlelik bir formülle açıklayabilmek için çırpınmaları. Yani, “budur!” deyip noktalamak saplantısı gibi bir şey. Bu da bence dikkate alınması gereken bir konu. Hayat hiçbir zaman siyah/beyaz değil, her yan karmaşıklıklarla, belirsizliklerle dolu ve bunlar kötü değil, hayatı ilginçleştiren, keyfine vardıran şeyler. Genellikle soru sormanın kesin yanıtlar aramaktan daha yararlı bir uğraş olduğunu öğrendim. (Ünlem işareti yaşlanınca soru işareti olur. (Stanislaw Lec))
    – Dünyanın her yerinde insanlar oylarını yaşamlarını sürdürmekte gerekli olan somut, basit şeylere göre veriyorlar: yiyecek, giyecek, barınak, ulaşım, eğitim olanağı, vb. İdeolojiler çoğu kişi için ne anlama geldiği belirsiz soyutluklar olarak kalıyor. (Genellikle de ideolojiyi günlük somutluklara tercüme edebilen taraf kazanıyor.)
    Kendinize iyi bakın.

  98. Seçimde Mamak/ankara’da görev yaptım ve inanın chp’ye oy veren insanlar mini etekleriyle jiplerinde dolaşan insanlar değildi… Komik bir karikatürizasyon olmuş efendim. Bence bu ayrımlar sizler tarafından sürekli olarak özellikle üretilmekte. Haa.. Kıskançlık konusunda tamamen katılıyorum ancak, türkiyenin yeni sahipleri akp’dir chp değil….yani o jipe binen aslında akp’dir. Zenginleşen küçük esnaf da akp’dir. Bence bizim onları kıskanmamız gerek. Kirayı ödeyemezken de yazın bikiniyle güneşlenmenin tadı inanın çıkmıyor:)

  99. Yazi guzel, ancak bazi bosluklar oldugu ortada. Ornegin, ben sadece o arka sokaklarda, hani sadece komur makarna grafigiyle oy verenlerin performansiyla sonuclanan bir secim oldugunu dusunmuyorum. Ticaretin icinde olanlar ve kucuk esnaflar da verdi. Hatta ev kredisi arac kredisi borcu olanlarda verdi. Herkes su illuzyona kaniyor ve veriyor oyunu, akp giderse dolar 5 TL olur ekonomi patlar vs vs… Çanakkale Savasında kaybedilen canlarin hicbirinin aklina boyle birsey geldigini dusunmuyorum. Irk olarak genel bir problemimiz oldugu kanaatindeyim. Mumkun olan en kisa zamanda parayi bulup alemlere akma pesinde bir toplumuz. O yuzden bugyn verdigi kararlarin yarinki sonuclarini cokta dusunmuyorlar. Ornegin Serdar Bey, bir akp li olarak yaziya yorumda bulunmasi co hos. Ancak kendini Beyaz Turk olarak niteleyen bir yorumcudan daha dolu ve kaliteli bir yanit beklerdim. Ki Beyaz Türk’te ne demekse artik. Ornegin, ben ayni zamanda belgeli bir ciftciyim, kendisi bir kredi ornegi vermis, ama bu kredinin nasil geri odenecegi konusunda bir yol yok. Samani sanayi ulkesi Almanya’dan ithal ediyorsaniz bu seilde nasil odenecek bu? Nasil odendigini soyleyeyim, 4 yil onceki verilerle denizbank icralar yoluyla sadece Trakya’da yaklasik 40.000 donum arazi sahibi oldu, geri odeme sistemi bu. Devlet bsna yillik 165 TL mazot ve gubre destegi veriyor, ki arazim cok kucuk degildir, bunun 35TL’sini ziraat odasina aidat olarak oduyorum. Yasini bilmedigim bir sulama motorum var yaz aylarinda yaklasik olarak 10 gunde bir calisir ve her calismasi 160 TL’dir ve bu sadece mazot maliyeti, ilac ve gubre yok. İlac dedigimizde zararlilara karsi kullandigimiz ve kalinti birakmayan belgeli urunlerdir.Sulama sisteminde o dediginiz krediler falan yok, %7 net faiz ve 5 yil vade. Ha buyuk yatirim yapiyor milyon dolarlari konusuyorsaniz o tur desteklere ulasabiliyorsunuz 🙂 . Neyse Serdar Bey bir katkida bulunmak isterim size, bir isletmede parayi aciga cikarmak istiyorsaniz bunun en kolay yolu insaat yapmaktir. O yuzden heryere yollar, havaalanlari yapilir nedense bir fabrika haberi almayiz. O yuzden Konya Eregli’de dagin basinda kus ucmaz kervan gecmez yerde Toki konutlari gorursunuz, muhtemelen arazinin sahibi onemli bir kisidir. Bu ornege Kesan’da yolun ortasina yapilan konutlari da katabiliriz. Size bu yolsuzluklari ispatlamak icin daha ne yapilmasi gerektigini bilmiyorum. Ancak topluma daha uyi anlatilmaliydi. O zamanda caliyor ama calisiyor cevabi alacaktik. Bana sayfadaki pekcok kisi tepki gosterecektir ama bu insanlara dogruyu gostermek istiyorsaniz onlarin iyi bir din egitimi almalarini saglamalisiniz. Bayanlar ortuyu rahatlikla takiyorlar artik, peki hani namaz ? Kitapta namazin hesabini Ben soracagim diyor yaradan o zaman neden kilmiyorlar. Cunku bu ulkede kimse dinini bilmiyor. Hic hak yenir mi? Hic oy hirsizligi olur mu? Zannedersiniz akp den once bu ulkede Cuma namazi yasakti. İnsanlara din ve ahlak egitimi gerekiyor, zaten o zaman kime oy vermeleri gerektigini bilmeseler dahi, kime vermemeleri gerektigini bilirler. Yanlis anlasilmak istemem, evet namaz kiliyorum, evet Kadıköy’de yasiyorum, evet Chp’ye oy verdim ve Atatürk ilke ve inkilaplarina son derece bagli ve Ata’sını cok seven biriyim…. Uzar gider boyle lutfen kusura bakmayin biraz daldan dala gecer oldu.

  100. Filiz ÇELIK

    Son zamanlarda okuduğum en güzel yazı.

  101. Kendinize farkli bir bakis acisi katmaya calisarak guzel analizler yapmissiniz. Ancak hala kapsaminizi yeterince genisletemediginiz kanaatindeyim. Ozellikle kiskanclik baslikli bolumunuzde.
    Bu kismi yazabilmek icin bizlerin inancina, hayat felsefesine vakif olmaniz gerekiyor. Ki degerlendirmeleriniz sadece sizin hayal urunlerinizle sinirli kalmasin.

  102. Pingback: Seçim sonrası ve ilerisi | Diary of Kerem Tanoren

  103. Hırsız da hiç mi suç yok? hırsızda hiç utanma yok? beğenmiyorsan sen de bir bir katıl gibi laf cambazlıklarına da karnım tok kardeşim. benim hakkım da aramaya talip olan yönetenler, doğudaki elektrik borçlarının devlet kasasında öderken mi orada olup soracağım? ha? ben bu yazıyı yazmaya utanırdım. bildiğim şey şu ki ,toplumlar layık oldukları şekilde yönetilirlermiş.
    Vijdan- hak- utanma gibi değerler çöpe atıldıkdan sonra. konuşacak bir şey kalmaz.
    HERKES 25 YAŞINDA, GENÇ, DİNAMİK VE KÜLTÜRLÜ OLAMAZ. Ama herkes vijdanlı, sorumlu olmak zorunda . kolaycılığınızın bu kadarını da kınıyorum. Ortaya çıkmıyorsan herşeyi kabul et anlayışı bu . siz aslında onlardan mısınız?

  104. Yazdıklarınızı okudum, kendinize göre haklı gerekçeleriniz var tabii ki, siz ve sizinle aynı düşünceleri taşıyan insanların neden iktidar ve muktedir olamadıklarını ve neden yakın gelecekte de olamayacaklarını gayet iyi anlatmışsınız, sakın yazdıklarımdan bir ironi ve ağır sarkazm çıkarmayın öyle birisi de değilim, ağır sosyal analiz yapacakta değilim kendimce bildiklerimi naçizane paylaşmak istiyorum. Sıradan insanların kendilerini holding patronuyla veya asla ulaşamayacağı bir ünlü ile aynı hissedeceği iki yer var, biri camide aynı safta, biri de sandık başında, peki bu basit insanlar sadece makarnacı-kömürcü-biatçı üçgeninde değerlendirilebilir mi? Akp’yi yaratan kim? veya ne? Geçmişte yapılan hatalar değil mi? Kaldı ki yarın birgün akp iktidarı kaybettiğinde, yerine gelecek chp, mhp veya herhangi bir siyasi hareket ne kadar demokrat olacak? Sorunun esas can alıcı noktasına girmeden nasıl demokrasiyi tesis edeceğiz, siyasi partiler kanunu değişmeden, lider sultası kalkmadan, milletvekillerini liderin belirlemediği, gerçekten o ilin veya ilçenin halkı tarafından ön seçimle belirlendiği bir sistem kurmadan nasıl demokrat olacağız. Seçim barajı kalkmadan nasıl adaletli temsil edilebiliriz mecliste. Sherlock holmes yardımcısı mr. watson ile birgün bir dağda kamp kurmuşlar, gece olmuş ve yatmaya karar vermişler, ikisi de sırtüstü uzanmışlar ve yıldızlara bakmaya başlamışlar, sherlock holmes mr. watson’a dönmüş ve ne gördüğünü sormuş, mr. watson anlatmaya başlamış “bay holmes, sağ tarafımızda parlayan kutup yıldızı, sol tarafımızda ise büyük ayı yıldız kümesini görebilirsiniz…” ve daha bi çok şeyden bahsetmiş mr. watson, sonra sherlock holmes’e dönmüş ve “peki siz ne görüyorsunuz bay holmes” demiş. Sherlock holmes mr. watson’a dönmüş “biri çadırımızı çalmış bay watson” demiş. Çadırımız çalınmış bizim haberimiz yok, demokrasi talep etmiyoruz sonrada neden demokratik değiliz diye yakınıyoruz, özgürlüğü kendimize yontuyoruz, bizim gibi olmayanın yaşamasına bile izin vermeyeceğiz elimizden gelse, özgürlük her alanda egemen olmadıkça, ne türbanlısı ne seküleri ne ateyisti ne kürdü ne transeksüeli ne lezbiyeni ne de bi başkası bu ülkede özgürr olamaz, birbirimize katlanmayı öğrendiğimiz zaman, insanların sınırsız özgürlüğüne inandığımız zaman, türbanlıların üniversitede ve dahi kamuda rahatça bulunabilmelerinden gocunmazsak, insanların ana dillerinde eğitim almasını sağlarsak, cem evlerine yasal statü sağlarsak, zorunlu din derslerini kaldırırsak, eşcinsel evliliklerin önünü açarsak ve daha bir çok şeyde özgürlük sağlarsak ancak o zaman karşımızdaki insana söyleyebilecek birşeylerimiz olabilir, bunlardan bahsedemiyosan, bunlardan bir kaçı bile senin için bir tabuysa, o zaman kusura bakma arkadaşım bana demokrasiden ve halkın tercihlerinden bahsetmeye zerre hakkın yok, metropol insanın modern şehir rehberi gibi afilli isimlerle ancak burada fikir mastürbasyonu yaparız, daha da öteye gidemeyiz. İşte şimdi şikayet ettiğimiz şeyi yaratan kim biliyoruz!!! Bu ülkeye olan inancım her geçen gün azalıyor, çünkü güya en aydın olanımızda bile, yüksek lisanslar, mba lar, doktoralar yapmış insanımızda bile en büyük hastalığımız ad hominem… O başı açık mı? O zaman o dinsizdir kesin… Şu türbanlı mı? Kesin akp’ye oy vermiştir… İşte buyuz biz… Tekrar belirtmek istiyorum, kesinlikle sizin yaptığınız tespitlere sonsuz saygı duyuyorum ve hatta çoğu görüşünüze de katılıyorum ama maalesef türkiye de şu anda maalesef akp ve şürekasının bi alternatifini göremiyorum, devletin resmi ideolojisinin partisini istemiyorum, milliyetçilik adına faşistlik yapan bir parti de istemiyorum… Sadece özgürlük istiyorum…
    Saygılarımla

  105. siir kavafis in …FYİ my dear

  106. Kıskanıldığınızı sanmanız tam bi paranoya, salaklıktan ibaret 😀

  107. doğru tespitler olmasına rağmen böyle bir yazıda bile anlattığınız kesimi dışlıyorsunuz.. kıskançlık konusu kafanızda kurduğunuz bir durum. muhafazakar yaşayıp neden böyle yaşadığına dair muhakeme edebilen doğruyu yanlışı ayırt edebilen insanların sayısı hiç de az değil.. ve yazıyı yazarken de hala o balonun içinde olduğunuz çok net..sizin gibi yaşamayan insanları ötekileştirmeyi bırakmadıkça ülkenin sosyolojik, politik, psikolojik vs. analizini üzgünüm yapamazsınız…

  108. Yutkundum, bogazimda yumru ile.

  109. Mukemmel.
    Bu kadar cok kulagimiza gelen yakarislari, gulumseyerek sikilmadan okudum. Cok basarili tespitler. Insallah kimsenin kacmasina gerek kalmayacak, kara bulutlarin ardindan gunes dogacak.

  110. Cok yerinde tespitlerin yaninda ozellikle kiskanclik kismi tamamen hayal urunu. Bu ulkede carsaflilar, basortululer degolsun gitsin diye cok yuruyusler, oturumlar vs yapildi. Tahammulsuzluk ve kiskanclik o insanlara yakisan bir sey. Bir de fakir edebiyati isin sadece bir tarafi, makarna ve komurden baska sey dusunmez oldu kimileri. Dindar kesimin de hayli zenginlestigini artik fark etmeli… AKP’nin beyaz oylarini goz ardi etmemeli.

  111. Pingback: Ne Kadar Değişmemişsin Türkiye… | CAM KIRIKLARI

  112. Hala inanılmaz bir aşağılama ve saçma sapan bir kibir kokan aptalca bir yazı okudum. Kabalığımı lütfen hoş görün ama gerçekten okurken çok sinirlendim. Sevgili yazar arkadaşım sen hala Ak parti ye o çok küçümsediğin ve iletişime girme konusunda sabırsız ve kesinlikle yapamam dediğin sen yanından mini etekle geçerken iç geçirdiğini zannettiğin kesimin mi oy verdiğini sanıyosun yazık yazık. daha çok revizeye ihtiyacınız var kırın artık zincirlerinizi sevgili çok kültürlü çağdaş ve de demokrat arkadaşım:)

  113. Yazıda CHP eleştirisi var varda katılmadığım bir çok nokta da var. Mesela Bakırköy Nişantaşı, Şişli, Kadıköyden oy aldı demişsiniz.
    Peki Bu oran %40 ı buluyor mu? 2. Soru makarna beyinliler makarnaya kömüre oyunu satanlar AKP’ye oyunu veriyor ya, CHP’ye oyunu verenler Beyaz yakalılar Orta gelir durumunda tuzu kurular.
    Peki Alevileri nereye koyacaksınız. Onların hepsi zengin değil mi. Makarnaya da ihtiyaçları yok çünkü. Abartılı bir yazı yanlış tespitler içeriyor. Çelişiyorsunuz.

  114. 4) Eğer politika benim işim değil,ama kendi balonumda pasif ve suya sabuna dokunmayan,kendisinden başkasına bir hayrı olmayan bir insan/vatandaş olmak istemiyorum diyorsanız,STKlarda veya ülkenin geleceği için,küçük çapta da olsa, en azından çabalayan ve en önemlisi somut hedefleri ve icraatları olan Nesin Vakfı gibi kurumlarda aktif rol alın ya da bağış yapın.Bir bira eksik içmekten, Twitter veya Facebook’u birkaç gün kullanmamaktan kimse ölmemiş.

  115. Mehmet Sadık öke

    Bu yazı tespit içeriyor ama çare üretmiyor. Boş . AKP nin seviyesizliği yada siyaset üslubu haricinde halkın oyuna nadıl talip olunacağı bir muamma. Popülist uygulamaların yanlışlığının aşikar olduğu noktada yalana dolana makarnaya Kömür’e vatan millet Sakarya şehitler ölmez hamasetine başvurmadan nasıl oy toplanacağı burada yazmıyor. Sultanbeyli dudullu yada Erzincan vs nasıl ikna edilecek yazmıyor. Eğitim sistemi yerle bie edilmiş iktidara oy veren cahiller yetiştirirken seçmeli ders Arapça ve peygamberin hayatı olmuşken dine sarılmadan nasıl oy toplanacak anlatmıyor. Hava cıva bir yazı. O tesbitleri hepimiz yapıyoruz sorun onlar yada onları yapmak değil. Sorun iktidarın yüzsğzlüpünü taklid etmeden nasıl oy toplanacak . Bana ondan haber veren bir yazı yollayın.
    Mehmet Sadık Öke

  116. Yazı birçok yönü ile güzel olmasına rağmen AKP seçmenini hala fakir halka indirgeyerek yanlışa devam ediyorsunuz. Çevremdeki üst gelir grubunda olan birçok esnaf arkadaşım, yurtdışında öğrenim görmüş birçok arkadaşım veya İstanbul’da plazalarda çalışan birçok arkadaşım AKP’ye oy verdi. Bu adamlar ne makarnacı ne de kömürcü. Aksine genel kültür seviyeleri çok üst seviyede. Bu adamlar dindar insanlar olmamasına rağmen niye AKP’ye oy veriyor?

    Demem o ki siz hala fakirler AKP’ci, zenginler chp’ci diyerek kendinizi kandırmaya devam edin.

  117. Abidin ÇAVUŞOĞLU

    Walla 13 yıldır benim makarnaları hanginiz yiyor ve kömürleri hanginiz yakıyorsanız hakkımı helal etmiyorum.
    Hani makarna- kömür dağıtılıyordu ? Neden bize kimse makarna – kömür vermiyo ? Bi daha oy vermem, makarna – kömür gelmeden.
    Gerçekten bu kadar basit düşünüyorsunuz Türkiye’nin geri kalan % 65’i için ( akp + mhp ) Ben çocuktum, bizim nahiyede de belediye başkanlığı seçimleri olurken çuval çuval un dağıtıldığı konuşulurdu ama fakir olmamıza rağmen nedense bizim eve hiç uğramadı o un çuvalları. Siz TÜRK milletini kendiniz gibi BASİT olduğunu düşünüyorsunuz. Demek ki siz ihtiyaç sahibi olsaydınız bir kaç paket makarnaya veya 20-30 kilo kömüre oyunuzu ( yani kendinizi ) satardınız. Dava nedir bilir misiniz ? Davayı sosyalist gazeteyi kadıköy iskelesinde satan gence sor o bilir, yanından geçerken içinden hakaret edenlerin bakışları altında satmak zordur o gazeteyi. Davayı gittiği evden hakaretlerle kovulan akgence sor o bilir. Bir oy için defalarca kovulmayı göze almak zordur. Sen ben oturduğumuz masamızdan iki klavye hareketiyle Türkiye’yi çözemeyiz güzel kardeşim. Oturalım oturduğumuz yerde nescafe 3in1 içmeye devam edelim. Davayı davayı sırtlayanların tartışmasına bırakalım.

  118. Okumaya basladigimda tam ‘eyvah solculardan biri kesfetmis kendi dillerinin zehrini ve halki tanimadigini’ derken bir baktim ki sonrasinda deli sacmasina donmus yazi (kiskanclik bolumunu okuyunca geri kalanini okumaya deger bile gormedim) . Siz bu kafayla devam edin. Bizi cozdugunuz zaman sizin icin cok gec olacagi asikar. Ama su konuya deginmeden edemeyecegim. Ben sortumla kiz arkadasimla denize girebilirken oylarimizi da bu vatana ve milletin herkesimine hizmet goturen, hem milli hem de evrensel projeleri olan, bunu yaparkende halkin dinine imanina kufretmeden yasaklar getirmeden yapan Ak Parti’ye oy veriyoruz. Ustelik bugune kadar ne makarna ne de komur almadigimiz gibi hediye olarak gonderdikleri Turk Kahvesi ni afiyetle icip o kahvenin kat be kat fazla bedelini zafer konvoyunda akaryakit olarakta yakmis oluyoruz. Dedim ya siz bu kafayla devam edin. Sosyal medya da bile kendi dusuncesinden baska dusuncelere dayanamayip arkadas listesinden bile silenler, bu ulkenin yonetimine talipmis. Peki talep etmek en dogal hakkiniz ama su da makarnaci diye ettiginiz hakaret sonucu bizim hakkimiz olsun. Peki makarnaciyiz biz, makarnamizi yedik henuz tuvaletimizi yapmadik yapinca haber veririz sizde nasiplenirsiniz. Nokta. (Dergi olmayanindan)

  119. Ak Partiye oy veren 23 milyon kişiden ortalama 20 milyonunun sizin hayalinizde kurduğunuz gelir düzeyi ve yaşam standartlarının üzerinde olduğu, bayanlardan üçte birinin başörtülü OLMADIĞI, ve dini vazifelerini yerine getirenlerin çok iyi bildiği ama sizin anlayamayacağınız “Tesettürün özgürlük olduğu” gerçeklerini de kabullenmeseniz de duymanızda fayda vardır. Vasıfsız liderlerinizin ülkeye hiçbir şey katamayacağı gerçeğinden kaçmanız lazım tabi. Balonunuz da mutluluklar. Umarım o balondan fazla çıkmayı düşünmezsiniz. Ülke böyle daha huzurlu ve yaşanılabilir olacaktır.

  120. AK Partiye oy veren, bahsettiğiniz Esenler-Bağcılar bölgesinde 23 yıldır ikamet eden, 32 yaşında bir genç olarak yazınızı okudum. Bu yorum ne ölçüde ilginizi çeker bilmiyorum ama sizi çok sıkmadan kısa kısa anlatmaya çalışacağım.
    1- Bahsettiğiniz bölgelerde yaşayan insanlar, dediğiniz gibi twitter yasaklarını bilmezler. Çünkü en önemli gösterge ekonomidir. Özgürlükleri çoktan gitmiştir. Gerçi siz plaza gençliğinin de modern kölelik modu var ama kendinize bile itiraf etmezsiniz o ayrı.

    2- Özellikle kıskançlık kısmı açıkçası hiç ama hiç katılmadığım bir boyut. Bunu kendimi baz alarak söylemiyorum, söz konusu bölgeye dair gözlemlerim bu şekilde.

    3- Özellikle kişilerin en kutsalı olan İslami öğeler hususundaki vekil ve üyelerinizin açıklamaları, en az inönü kadar CHP ye zarar veriyor. Siz Erdoğan’ın Kızlı Erkekli evlere karışmasına ne kadar karşıysanız (ki ben de son derece karşıyım), o bölge insanları da, Ezanlardan şikayetçi, Türbanlıları öcü gibi gören, ya da onların bastırılmış duygulara sahip olduğunu düşünüp, onlara özgürlük sağlamaya çalıştığını söyleyen kişilerden (Irak’a özgürlük için girdiğini söyleyen emperyalistlerden ne farkınız kaldı, zorla özgürleştiriyorsunuz) dolayı CHP ye asla oy vermeyecek kişilerdir.

    4- Sadece seçim öncesi türban vb. konularda 3-5 ılımlı mesaj ile, koyun gibi gördüğünüz kesimi güdemezsin. Nitekim, bu yapmacıklık da inanılmaz sırıtıyor. Bilginize…. Sarıgül, sanırım içinizde bu hususta rn iyi “rol” yapan kişi. Bence yapmacıklığı her halinden belli ama en azından o hali ile bile oy almış durumda.

    5- Bölge halkını 2. sınıf vatandaş olarak gördükçe, seçimde de 2. sınıf politikacı görülmeniz gayet normal.

    6- Halkın büyük çoğunluğu yolsuzluklar hususunda olmuş olabileceği ihtimalini düşünüyor. Hatta inanıyor da. Ama gelecek olan diğer partilerin de farklı davranacağına inanmıyor.

    Kemal Kılıçdaroğlu, SSK dönemi icraatleri ortada, CHP’nin de geçmişi. Açıkçası CHP ağzı ile kuş tutsa %30 u geçemez. Tek şansı, sağ kesimin oylarını bölünmesi. Farklı bir kaç parti ile, aksi mümkün değil.

    Not: Bu bölgedeki kişileri yetersiz, dağdaki çoban modu gibi görmeyin. 23 yıldır bu bölgede yaşayan, AK partiye oy veren biriyim.
    Bunun yanısıra ayda en az 5 kitap okuyan ve 500’ün üstünde kitaba sahip biriyim. Aynı zamanda ülkenin üst düzey üniversitelerinden birinde 10 yıldır akademisyen olarak çalışmaktayım… Megalomanvari bir davranış olarak değil, sadece özeleştiri yapmanız gerektiğini ifade etmek için bunu dile getirdim.

    Not : Acelem olduğu için hızlı yazdım, imla kurallarına takılmayın lütfen.

  121. Metrobus’ün içinde giden, yandaki klimalı arabanın içinde oturanı kıskanır. Hangisinin askılı, hangisinin pardesü ve türbanlı olduğu ortamın ısısı ile buna maruz kalan kişinin dünya görüşü arasındaki denge ile bağlantılı olarak sorun yaratabilir veya yaratmayabilir. Kişi bundan başkaca ve irrasyonel bir şekilde diğerine karşı kıskançlık veya husumet besliyor ve sırf bu sebeple hayatı diğerine daha zor hale getirmek için çabalıyorsa, bunun, her ikisinin de dünya görüşlerinden bağımsız olan ülkelerde adil bir karşılığının olması gerekir. Soru şu : Türkiye böyle bir ülke mi?

  122. Yazınızı takdir ettim ve facebook sayfamda paylaştım. Şöyle bir yorum eklemeyi de uygun buldum:
    Güzel demişsin de, bir noktada yanılıyorsun bence yazar bey ve bu da sana pahalıya patlayabilir, şöyle ki: “Yol Haritası” bölümündeki 3 opsiyondan, kendine uygun bulduğun ikincisi şu: “2) Eğer benim gibi ‘Politika benim işim değil.’ diyenlerdenseniz ve başka bir ülkede yaşamak da size çok zor geliyorsa, o zaman kendi balonunuz içinde hayatınızı sürdürmeye devam edin ve artık seçim sonuçlarını çıldırmış bir şekilde takip etmeyi bırakın. Sonuçta iktidarlar gelir, gider ve siz de hayatınızın her anında mevcut duruma bir şekilde adapte olup, kendi balonunuz içinde dış etmenlerden minimal düzeyde etkilenerek hayatınızı sürdürebilirsiniz.” Fakat, malesef, bu pek mümkün değil bence zira, senin “kendi balonun içinde”, “mevcut duruma bir şekilde adapte olup”, “dış etmenlerden minimal düzeyde etkilenerek hayatını sürdürebile”ceğine izin verileceğini sanıyorsan, bu gafletinin bedelini er ya da geç ödeyeceğini üzülerek belirtmek isterim. Erdoğan ve K.Atatürk gibi tarihi liderlerin diğerlerinden farkı tam da bu: onların bir “dava”ları, bir toplum projeleri var ve bunun içinde de herhangi bir “baloncuk” olmaması, tam ve “total” olması bu ülkünün özünü teşkil ediyor. Uyarayım dedim. Ama biranı bitirmeye, henüz, vaktin var.
    Saygılarımla

  123. Yazıyı sonuna kadar okudum .. Gayet hümanizm den uzak faşizme yakın kendince bir özeleştiri. Sosyalleşmek deyince aklına Faceden ve twitt atmaktan başka bir şey gelmeyen varsa yoksa tek derdi hashtag açmak olan insanların kendi etraflarında dönmelerini gayet akıcı bir dille anlatmış. Beyaz Türk’ler hah kutsal varlıklar.. Siz böyle kendi egonuzu like lamaya devam edin.. Aman sakında o balondan çıkmayın

  124. Son olarak, en son da yazdigin siir super! Bu siiri ilk kez universite de bir hocamizdan duymustum. Gercekten dogru bir tesbit. Insanin degistirmek istedikleri, aslinda cogu zaman kendisi ile ilgili, ya da kendisinin neden oldugu durumlar. Baska bir sehire gitmek duygulari, mutluluklari o kadar etkilemiyor. Bunu ben soyluyorum inanin, sonucta bursa da yetismis, istanbul da universitye gitmis, new york yasayip amerikali biriyle evli ve cocuklu olarak yasayan biri olarak soyluyorum. Durumlar, ortamlar degisiyor, ama ayni mutluluklar, ayni korkular, ayni heyecanlar seni takip ediyor.

    Bu arada bence Kiskanclik disinda yaptigin tesbitlerin hepsi 12 de vurmus. Kiskanlik disinda (belkide ondan da cok) bence “acima” duygusu da var. “Cayir cayir yanacaklar”, “hayatlarini amacsiz bir sekilde durduruyorlar” seklinde bir cok sey geciyor kafalarindan.

  125. Nurdan Aslantepe

    Bunca yolsuzluk tapeler,yasaklar ki bunun altını çiziyorum, polis şiddeti, ölümler ve rezilliler….. Acaba Akp ye oy verenler senelerdir bunlardan bıktığı yorulduğu ve kendilerine insan muamelesi yapılmadığı için Akp ye oy vermiş olabilirmi. Çok çabuk unutuyorsunuz yada işinize gelmiyor.

  126. Mustafa bey süper bir yazı! herkes okusun lütfen çok gerçekçi ve doğru söylediklerinize aynen katılıyor ve yaşıyorum.

  127. Yazar kendi penceresinde güzel yazdığı düşünülebilir. Ancak ülkesini bilmediğinide gösteriyor. Anadoluda, doğuda nasıl bir değişim yaşandığını, insanların ruh hallerinin nasıl olduğu konusunda en ufak bir fikrinin olmadığı ortaya çıkıyor. Hala AKP’ye oy atan insanların makarna-kömür ile kandırıldığını düşünüyor. Ben bir akademisyenim, bende oyumu AKP’ye attım. Benim gibi yüzlercesini bire-bir tanıyorum. Ben çocuğumu özel okula gönderiyorum, yeni modern bir binada yaşıyorum, iyi sayılabilecek bir araca biniyorum. Yani kendimi Beyaz Türk olarak tabir etmesemde orta gelirli olarak sayıyorum. Ama ben İstanbulda yaşamıyorum, anadolu şehrinde yaşıyorum. Ben son 10 yılda buralarda nasıl yaşam kalitesinin arttığını biliyorum, Üniversitemizin nasıl geliştiğini, hastanelerin, eğitim kurumlarının, ulaşımın nasıl ilerlediğine şahitim. Tabi buna halkta şahit. Evet sayılamayacak kadar hata yaptılar ancak hala bardağın dolu tarafı boşundan fazla. İkincisi, diğer alternatif dediğiniz partiler ne yazıkki daha iyi olacağı konusunda ikna edici değil. İnsanlar ırkçılık ve teröre destek veren HDP yimi desteklesinler, hala ellerinde olan belediyelerde yolsuzluğa ve beceriksizliğe gömülen CHP yemi oy versinler. Önce ülkenizi bir gezip görün, insanları tanıyın ve hakaret etmeyi bırakın. Yapılan yorumlardahi sizlerin nasıl bir ruh deformitesi geçirdiğinizi gösteriyor.

    • Peki ne ugruna Ark bey, yasam kalitesinin arttigini soyluyorsunuz ama ne ugruna oldugu konusunda hic bir fikriniz yok. Cunku sadece yuzeysel bakiyorsunuz. Ataturkun bir lafi vardir “Onemli olan vatan ise gerisi teferruattir”. Demekki oturdugumuz ev icin, cocugumuzun kolej parasi icin, gecici modernlik icin… Kendimizi degil torunlarimizin torunlarini dusunerek hareket etmeliyiz. Yillarca “Turkiye Iran olmayacak” sloganlarina karsi benim dedigim sey “Keske Iran kadar sansli olabilsek”. Cunku Iran tamamiyle kendi kendine yetebilen bir ulke. Yarin Iranda bir devrim olur, istersen turban atilir, istersen demokrasi gelir, ne olursa olsun sonucta yeni bir baslangic icin kendilerine ait kaynaklari var. Ama Turkiye tam tersi bir durumda, tamamiyle bagimsizligini kaybetmis, tammamiyle disa bagimli. Herkes AKP li olsa ne yazar, herkes CHP li olsa ne yazar…

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s