Antilop

İyi Pazarlar efendim.
Bu sıralar beni en çok güldüren konulardan biri de, memlekette trafik kazası, maden göçüğü, fabrika yangını, deprem, sel, asansör kazası gibi muhtelif olaylarda üçer, beşer, onar, yüzer insanların ölüyor olmasının bağzı kesimler tarafından büyük bir şaşkınlık ve tepkiyle karşılanması…

Nufus Artis OranlariRakamlarla Avrupa ve Türkiye
Efenim, niye bu kadar şaşırıyorsunuz allasen ? Hayır, bunu illa hükümete, inşaat şirketlerine, belediyeye vs. yüklemeye gerek yok, herşeyin çok daha basit bir açıklaması var.
2014 yılındayız ve global ölçütte düşündüğümüzde, giderek artan dünya nüfusu ve azalan doğal kaynakların tüm dünyayı bir dar boğaza sürüklediği artık sağır sultanın bile öğrendiği bir gerçek.
Bu şartlar altında sınırlı doğal kaynaklarını en verimli biçimde kullanan ve nüfus planlamasını en başarılı yapan ülkeler, geleceğe daha güvenle bakabilecekler.
Şimdi efenim, sizin sürekli öykündüğünüz o Avrupa ülkelerinin hepsinin senelik nüfuş artış oranları ortalama binde 2-3 düzeyinde, ki bu artışın önemli bir kısmını da aldıkları göç oluşturuyor.
Öte yandan bu ülkeler her geçen yıl eğitim ve teknoloji yatırımına ciddi bir miktarda kaynak ayırarak, ellerindeki doğal kaynakları en verimli şekilde kullanacak teknolojik yapılanmalar üzerinde çalışıyorlar.
Şimdi bütün bunların karşısında Türkiye’nin ne yaptığına bakalım. Avrupa’nın binde 2’lik ortalamasına karşılık, Türkiye’nin senelik nüfus artış oranı binde 14. Yüzölçümünde bir değişiklik yok, sürekli artan nüfusa paralel olarak artan inşaatlar ve azalan yeşil alanlarla birlikte tarıma elverişli toprakları giderek azalırken, kuraklık her geçen gün artıyor. Bütün bunlar gerçekleşirken yaptığı ve göğsünü kabartarak övündüğü teknolojik yatırım Metrobüs ve Marmaray, tartıştığı konular türban, imam hatipler ve Kürtçe eğitim…
Bütün bunlar olurken bebek ölümlerinde neden açık arayla liste başı olduğumuzu da artık herhalde sormazsınız diye düşünüyorum.

Doğal Seleksiyon
Buna rağmen yine de “Eeeee yani ?” diye soracaksanız, hemen cevaplayayım, nasıl oluyor da oluyor.
Şimdi sen bir yerde nüfusu tam gaz arttırıp, doğal kaynakları da aynı hızla azaltırsan, o zaman bu doğal kaynakların paylaşımı konusundaki rekabet giderek daha da kızışacaktır.
Ne olacak o zaman ? Mal, mülk hırsı ve rekabeti de aynı hızla artacak. O zaman da kırbaçla madenciyi daha çok kömür çıkarması için, yüklen ameleye inşaatı daha çabuk bitirmesi için, saldır konfeksiyon işçisine daha fazla don, gömlek dikmesi için.
Eşeğe bile fazla yük yüklediğin zaman, takdir edersiniz ki çatlar.
Aynı şekilde hep daha da fazla üretim, daha fazla para, daha fazla mal, mülk, giderek azalan kaynaklardan daha fazla pay sahibi olma hırsıyla motora abanırsanız, maden de çöker, diktiğiniz binalar dandik bir depremde bile iskambil kağıdından evler gibi yerlere de yıkılır, asansör de düşer, üst geçit de parçalanır, sel de olur, bunların hepsi son derece normal ve beklenilen olaylardır bu şartlar altında. Yani bu bahsettiğim dengenin fıtratında var bu olaylar, bir nevi doğal seleksiyon olarak da görebilirsiniz.

Bonzai de neymiş ?
Tabi bütün bunlardan daha da eğlenceli olanı şudur değerli okurlar. Kendisi hayatında uçak bile görmemişken, dün Yozgat’ta katıldığı bir hükümet mitinginde İstanbul’a yapılacak üçüncü havaalanını çılgınca alkışlayan ve “Baoheeey başbaganım, aeloooğğğ” diye sevinç nidaları atan vatandaşımızın, bugün içinde tüm ailesiyle birlikte evini sel sularına kaptırması sonucu hükümete ve yetkililere canhıraş bir biçimde isyan etmesi, yarınsa kendine ivedilikle yeni bir garı bulup, onu hamile bıraktıktan sonra gittiği sandıkta “Uzun adam, balaleeeeğğğooo” diyerek oyunu kullanmasıdır.
Bu memlekette Bonzai’yi yasaklamaya falan hiç gerek yok. Dünyadaki bütün uyuşturucu maddeleri toplayıp, havadan bizim memlekete serpseniz, bu anlattığım kafaya ulaşamazsınız zaten.
Velhasıl diyeceğim odur ki, bu yaşananlara ne şaşırmaya, ne de kızmaya gerek yok. Öyle ya da böyle doğa, olması gereken dengeyi bir biçimde oluşturur. Bunun aksi yönde hareket ettiğiniz sürece, sistem de dengesini tekrar kuracak hamleleri gerçekleştirecektir.
Bütün bunlar olurken aslanın pençelerine yakalanmamak için en yavaş antilop olmamaya çalışın. Başka da bir şey yapmaya gerek yok, hayat her zaman olması gerektiği şekilde devam eder ve edecektir.

ÖZGÜR KÜÇÜK
ozgurkucuk76@gmail.com

 

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s