Hiddetli Çaresizlik

PulitzersDünyada çok fazla kötülük var. Çok fazla kötülük var memlekette. Benim ya da ortalama bir başka insanın taşıyabileceğinden çok daha fazla. Eskiden de bu kadar çok muydu, yoksa yıllar geçtikçe mi arttı, ya da biz mi yaşımız ilerledikçe daha çok duyar hale geldik, bilmiyorum.
Belki eskiden de sokaklara atılıyordu hayvanlar, çocuklara tecavüz ediliyordu, gazeteciler öldürülüyordu.
Belki eskiden de…
Kötülük…
Belki hep vardı, belki hep bu kadar çok…

Mumcu Ailesi24 Ocak 1993. 16 yaşındayım ben o sıralar. Televizyondan alıyoruz Uğur Mumcu’nun katledildiğinin haberini. O anda bana siyasi bir olay gibi geliyor ve siyasetten çok da anlamıyorum o yaşlarda. Kafamda bu siyasi cinayetin nedenlerini çözmeye çalışıyorum kendimce. Oysa bir eşi, iki çocuğu, yüzlerce dostu ve milyonlarca seveni olan, kanlı canlı bir insanın öldürüldüğü, yaşama hakkının elinden alındığı nedense aklıma gelmiyor o hengamede. Siyasi figürlerin insanlar üzerindeki izdüşümlerini onlardan ayırma yetisine sahip değilim henüz.
Ancak babamın çok üzüldüğünü sanki dün gibi hatırlıyorum. Çok üzüldüğünü. Sanki en yakın dostu, kardeşi, anası, babası ölmüş kadar üzüldüğünü… Sağa sola küfürler savurduğunu ve yüzündeki o kızgın, hiddetli çaresizliği hatırlıyorum. O gün bunu yeterince anlamlandıramamış olsam da, bugün aynı ifadeyi aynada da görünce hafızam bana o günü hatırlatıyor.
‘Canına yandığımın dünyası’ ifadesi bu. Gören, duyan, dokunan, nefes alan ve bu dünyada aynı şekilde var olan tüm canlılarla bu ortak evreni paylaşan, vicdanlı bir insanın bunca kötülük karşısındaki duygusu bu : ‘Hiddetli çaresizlik’
Ben ona öyle diyorum…

Bugün, Hrant Dink’in yaşamdan koparılmasından 8 yıl sonra, eşinin şu yazısına denk geliyorum tekrar ve yine aynalarda aynı yüz ifadesini görüyorum. Siyasi figürlerin insanlar üzerindeki izdüşümlerinin onlardan ayrıldığı o an. Bir gazeteci, politikacı, şarkıcı, futbolcu, karikatürist değil de, bir insanın eşi, bir diğerinin babası, annesi, kardeşi, dostu, yeğeni, komşusu olduklarını hatırladığımız o an… Şöyle diyor Rakel Dink olay anını anlatırken;

Hrant & Rakel Dink‘Sabah saat on buçukta evden ayrıldı diye hatırlıyorum. Her zamanki gibi az da olsa yaptı kahvaltısını. Ayrılırken biraz keyifsizdi. Bir şey takılmıştı kafasına. Öperek yolcu ettim. Üzülme, dedim, çok da önemli değil bu sıkıntılar. Akşama döndüğünde geçer, dedim. Önemli olan varlığımız, gibi bir şeyler söyledim. Böyle bir konuşma oldu aramızda.
Sonra o işine gitti. Benim de dua toplantım vardı, oraya gittim. (…) Telefon çaldı. Oğlum, mama nerdesin? Dua et, diyordu. Sesi titriyordu. Dedim oğlum, sen nerdesin, orada kal ki ben geleyim. Kendisine bir şey oldu sandım. Yok bir şey mama, sen dua et…
Onun telefonu kapandı, Sera aradı. Mama, babam, dedi. (…) Evdekilere de bağırıyorum. Kimse bana engel olmasın. Agos’a gideceğim. Benimle gelmek isteyen varsa gelsin diye. İki arkadaşımla bindik taksiye. O yol da bir türlü bitmek bilmedi. Gittimse Ararat’la Sera’yı orada gördüm. Orada sarıldım onlara.
İnsanoğlu çok garip! O an çocuklarımın boynu bükük artık diye düşündüm. Eziklik, babasızlık, kanatlarının kırılmış olduğu… Böyle düşünceler üşüştü zihnime. Bu düşünceler içinde sarıldım onlara.
Ben gittiğimde eşimi kaldırmışlardı. Kanını gördüm kaldırımın üstünde. Sonra hep üzüldüm, niye uzanıp oraya, yanına yatmadım diye. Sonra hep üzüldüm… Çıkarken Agos’tan, baktım orayı sabunla suyla yıkıyorlar. Temizlemeye çalışıyorlar. Sanki temizlenirmiş gibi. Suyla sabunla temizlenir mi dökülmüş kan ?’

Bu resme böylece bakınca diyorsun ki içinden; hangi düşünce, hangi siyaset, hangi varlık, hangi ideal, hangi kahrolası organizma bir canlının eşini, bir diğerinin babasını, annesini, kardeşini, dostunu, yeğenini, komşusunu elinden alması için gerekçe olabilir ? Yani haksızlık bir yana, bir insan bunu nasıl yapabilir ? Bu kadar büyük bir kötülük nasıl var olabilir ?…

Kurtkoy PatileriBütün bunlar kafanın içinde dönüp dururken Fransa’da katledilen o insanların mezarlarında daha ot bitmedi ve dün bu ülkenin insanları bir yaban domuzunu linç ettiler. Tam da dün benim televizyonda yüzgeci kopmuş bir yunusun hayatını kurtarabilmek için ona protez yüzgeç yapan ve onu hayata döndüren, gönüllü bir ekibin çalışmalarını anlatan filmi izlediğim sırada.
Tam da o sırada taşlarla, sopalarla, arabalarıyla ve olanca kalabalıkları ve kötülükleriyle üzerine saldırdılar.
Tam da eşi, çocukları, dostları ve sevenleri Hrant’sız geçen 8, Uğur’suz geçen 22 yılın acısını bir kez daha hatırlarken.
‘Hava bugün çok soğuk. Benim oğlum toprağın altında üşüyordur.’ demişti Sami Elvan. Tam da onlar Berkin’in yokluğunu bir kez daha ta içlerinde duyarken oldu bunlar.
Hani tam da çevrenizde ‘Şehit cenazelerinde neredeydiniz ? Nijerya’daki 2000 Müslüman’ın, Fransa’daki 12 Hristiyan kadar değeri yok mu ?’ soruları uçuşurken, hani sanki bu soruları soranlar tüm şehit cenazelerinde en ön saftalarmış, hani sorsan Nijerya’nın haritadaki yerini gösterebileceklermiş gibi, hani öyle bile olsa bir acıyı diğeriyle, bir kaybı başkasıyla kıyaslamak mümkünmüş gibi, hani sanki onlara böyle bir hak verilmiş gibi, o aptal suretleri ve bugüne dek kendilerinden başka kimseyi düşünmemiş o sinsi sıfatlarıyla size çemkirirlerken oldu bunlar.
Hani sokak hayvanlarını beslemeye giden dostlarımdan birinin paylaştığı, kendisine yemek götürdükleri bir sokak köpeğinin, verilen yemeği yerken gözünden akan o bir damla yaşın yürekleri parçaladığı, ona o yaşı döktürenlere içimizden gelen en ağır küfürlerin savrulduğu, işte tam da o hiddetli çaresizlik anında saldırdılar Samsun’da, yaşam alanları yok edildiği için şehre inmek zorunda kalan yaban domuzuna… Tam da o anda işte…

Dünyada ne çok kötülük var…

ÖZGÜR KÜÇÜK
ozgurkucuk76@gmail.com

Advertisements

3 responses to “Hiddetli Çaresizlik

  1. Her buradan geçisimde cam kiriklarini benimde kalbime saplanmis olarak birlikte gotürüyorum… Yaz kardesim, yaz! Unutulmasin!

  2. Kalemine, yüreğine sağlık…

  3. Yukarıda mesajı yer alan Nil’e katılıyorum tamamen… Çin’e kadar ulaşıyor cam kırıklari ve kesiklerin acisi… Durmayın yazın lütfen..ve keşke daha çok insana hitap edecek bir mecrada yazsanız…Çin’den selam & sevgiler..

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s