Cumhuriyet’in Divası’nın Ardından…

Muzeyyen SenarMüzeyyen Senar bugün, 97 yaşında aramızdan ayrıldı. Dile kolay, asırlık diyebileceğimiz bir ömür. Hani artık her an beklenen ama yine de geldiğinde insanı üzüntüye boğan, kahreden, üzücü haberlerden birini aldık bu sabah.
Kendisiyle aynı kuşaktan meslektaşı, muhtemelen yakın arkadaşlarından birisi de benim yan komşum; Zehra Eren. 1923 doğumlu ve kendisine ‘Türkiye’nin Marlene Dietrich’i’ de denilen, Türkiye’nin en ünlü kadın tango solisti. Haberi duyunca içim cız ediyor çünkü Müzeyyen Senar ile  aralarında yalnızca beş yaş var ve onunla ilgili üzücü bir haberi de her an alabiliriz.
Otuzsekiz yaşındayım ve Cumhuriyet ile yaşıt bu kadını tanımaktan, onunla sohbet etmekten öylesine keyif alıyorum ki, onun da o güzel atlardan birine binip aramızdan ayrılmasını hiç istemiyorum.

Öylesine lanetli bir kuşağa mensubuz ki çünkü, hani dünyanın o naif yıllarına ucundan yetiştik ya, hani internetsiz, iphone’suz, hatta televizyonsuz yıllarını gördük ya dünyanın, hani Whatsup’tan smiley gönderdikten sonra çift mavi tık’ı takip etmek yerine elimizde çiçeklerle diz çöküp serenatlar yaptık ya sevdiğimize, hani Mendilimde Kan Sesleri’ni bilmeyenin ayıplandığı günlerdi, hani sevgilimizin evini arayıp da kızın babası telefonu açarsa suratına kapatan çocuklardık ya biz, işte bilin ki biz, bir dönemin ardından çıkarken kapıyı kapatacak olan insanlarız. Hani biz, o güzel insanlar güzel atlara binip gittikçe el sallıyoruz ya arkalarından, bilin ki bizim arkamızdan el sallayan da olmayacak.

Bir düşünün bakalım, hala hayatta olan kaç tane şair sayabilirsiniz. Üç, beş ? Belki o kadar bile çıkmayacaktır. Artık şiir yazılmadığının farkında mısınız ? Şiir yerine aplikasyon yazmanın daha çok talep gördüğünün ?…
Karikatürist bir dostumla sohbet ediyorduk geçenlerde. Çalıştığı derginin okuyucu profilini analiz etmek için bir anket yaptırmışlar. Çıkan sonuca göre derginin okuyucu kitlesinin tamamı 30-40 yaş aralığında. Bir başka deyişle lise ve üniversite gençliği mizah dergisi okumuyor artık. Öte yandan bu arkadaşımın Twitter’da 500.000’e yakın takipçisi var, muhtemelen bu takipçilerin büyük çoğunluğunu lise ve üniversite öğrencileri oluşturuyor ama derginin haftalık tirajı 30.000 ve bunların yaş ortalaması 30-40 arası. Yani sen, ben, bizim oğlan…
Veya bir başka deyişle, bu dergiler çok yakın bir zamanda, artık ayakta duramadıkları için kapandıkları zaman ‘Neden kapandı yhaaa ? Çok svyodum ben.’ diyecek olan ama bugüne kadar dergiyi hiç almamış milyonlarca genç insan var ortada.

SelfieKaderin nasıl bir cilvesiyse artık, tam ben bu yazıyı yazdığım sırada kapı çaldı. İki tane yirmili yaşlarda genç, kapı kapı gezip Türk Solu dergisi satıyorlar. Dergiyi okuyacağım yoktu, ‘Faşizme karşı omuz omuza’ naifliğiyle bugün bir arpa boyu yol gidilemeyeceğinin de  gayet farkındayım ama bunu onlara söylemek inanın içimden gelmedi. Verin dedim yahu, biz daha ölmediğimize göre sonuncumuz da toprağa düşünceye kadar ayakta durabilirsiniz anasını satayım.

Artık orta yaşlarında olan bir insan olarak geliştirdiğim muhafazakar reflekslerden ötürü değişime ve bu yeni dünya düzenine huysuzca ayak diriyor olabilir miyim diye düşünüyorum ama şimdi elinizi vicdanınıza koyun. Bizim gençliğimizin hayranlıkla karşılanan icadı ‘Mutluluk Çubuğu’ydu ve bunun hayatta öyle veya böyle, önemli bir geçerliliği vardı. Bugünkü gençliğin favori icadının ‘Selfie Çubuğu’ olması, insan ırkı olarak giderek daha da basitleştiğimizi düşündürmüyor mu sizlere de ?

Benim gördüğüm o ki, aşkın yaşamlardaki yeri gitgide daha da küçülüyor ve hayattan aşkı aldığın zaman, geriye ne kalacağını ben hiç anlayamıyorum.
Usta’nın o tarifsiz dizeleri düşüyor aklıma ;

‘Ayrılık masanın üstündeydi, kahve bardağınla limonatamın arasında
onu oraya sen koydun
bir taş kuyunun dibindeki suydu
bakıyorum eğilip
bir koca kişi gülümsüyor bir buluta belli belirsiz
sesleniyorum
seni yitirmiş geri dönüyor sesimin yankıları
ayrılık masanın üstündeydi cıgara paketinde
gözlüklü garson getirdi onu ama sen ısmarladın
kıvrılan bir dumandı gözlerinin içinde senin
cıgaranın ucunda senin
ve hoşça kal demeğe hazır olan avucunda
ayrılık masanın üstünde dirseğini dayadığın yerdeydi
aklından geçenlerdeydi ayrılık
benden gizlediklerinde, gizlemediklerinde
ayrılık rahatlığındaydı senin
senin güvenindeydi bana
büyük korkundaydı ayrılık
birdenbire kapın açılır gibi sevdalanmak birilerine ansızın
oysa beni seviyorsun ama bunun farkında değilsin
ayrılık bunu farketmeyişindeydi senin…’

(Saman Sarısı – Nazım Hikmet – 1961)

Şimdi bu duyguyu ‘Kib, bye’a indirdiğin zaman onun adına da hayat, bu yaşanana da ayrılık denebiliyor mu yani ? Eski bir tahta masanın üzerindeki ince belli çay bardağından alınan bir yudum rakıdan sonra ağza atılan Ezine peynirini ifade edebilecek bir smiley işareti var mı ? Lüfer ızgaranın yerini somon selfie mi aldı artık ?
Öyleyse beni burada böylece dondurun be usta. Zaman makinesi icat edilince, hala şiir okunduğu, hatta yazıldığı, sevdiğinin gözünün içine bakılamadığı, uzaktan görünce bile yanakların kızardığı, askere ucu yanmış mektupların yollandığı, sevişmenin bir dakika, sevmenin bir ömür sürdüğü, bir sevmenin bin defa ölmek, ayrılığınsa ölümden beter olduğu günlere geri gönderirsiniz.
O gün gelinceye kadar ; ‘Kimseye etmem şikayet, ağlarım ben halime. Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbâlime….’

ÖZGÜR KÜÇÜK
ozgurkucuk76@gmail.com

Advertisements

3 responses to “Cumhuriyet’in Divası’nın Ardından…

  1. Eline, kalemine saglik Ozgurcum, yine bam telime basti yazdiklarin…

  2. Ah güzel yavrum Özgürcüm, biz ucundan kendimizi 68 kuşağı sayan 63lük orta yaşlılar böyle hisseder, yazar sanıyordum. Eline yüreğine sağlık, uzun, güzel yaşa, yazmaya devam et dilerim, aşkla, şefkatle…Burdan kalp veya smiley yerine sahici sevgimi yolluyorum sana…

  3. Cok guzel bir yazi olmus.unutulmus duygulari unutmamayi hatirlatan.Kaleminize saglik.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s