Çiftlikte Yitirilen İnsanlık…

Birkaç gündür tüm sosyal medya mecraları ve kenarda köşede yapılan sohbetlerin ana gündem maddesi Çiftlikbank…
Konuyu bilenler bu kısmı atlayabilir, halen konuyu bilmeyenler için detaylı olarak size sistemi anlatayım.

DombiliÇiftlikbank nedir ?
Fotoğrafta gördüğünüz bu dombili arkadaş, ilk olarak bir sanal çiftlik oyunu olarak ortaya çıkardığı projesinden neden milyonlar kazanmayayım diyerek oyunu farklı bir aşamaya taşıyor.
Oyunun anlatılan mantığı şöyle; internet üzerinde oynadığınız bu oyunda sanal bir çiftlik sahibi oluyorsunuz. Daha sonra oyundaki hesabınıza gerçek para aktarımı yaparak sanal tavuk, inek ya da arı satın alıyorsunuz. Bu sanal hayvanlarınızın gün içinde çeşitli aralıklarla sanal olarak ürettikleri süt, yumurta, bal gibi ürünleri yine sanal market üzerinden paraya çeviriyorsunuz ve kazandığınız bu sanal parayı, gerçek banka hesabınıza geri aktarabiliyorsunuz.
Satın aldığınız sanal hayvanların bir yıllık ömrü var. Bir yıl sonunda öldükleri zaman tekrar gerçek para ödeyerek yeni bir sanal çiftlik hayvanı satın alabiliyorsunuz.
Buraya kadar anlatmış olduğum sanal/gerçek kombinasyonu aklınıza yattıysa biraz daha detay vereyim.

Sanal Davuk
Tavuk örneğini ele alırsak, sizin sanal çiftliğinizdeki bu sanal tavuğunuz belli aralıklarla yumurtluyor, diyelim ki iki saatte bir. Siz bir gün boyunca oyuna hiç bağlanmadan beklerseniz, bir günün sonunda 12 yumurtanız birden olmuyor. Her 2 saatte bir oyuna bağlanıp, tavuğunuzun yumurtasını toplayıp, sanal deponuza aktarmanız gerekiyor. Bayağı emek veriyorsunuz yani, boru değil.
Hal böyle olunca kazancını maksimize etmek isteyen yatırımcılarımız bu konuya da şöyle bir çözüm bulmuşlar. 8-10 kişi biraraya gelip bir grup oluşturuyorlar ve birbirlerine Çiftlikbank’taki kullanıcı hesaplarının şifrelerini veriyorlar. Daha sonra da bir nöbet çizelgesi oluşturuyorlar. Örneğin gece 3 nöbeti kimdeyse, o kişi gece 3’te kalkıp, gruptaki herkesin sanal çiftliğine sırayla bağlanıp yumurtaları topluyor. Bu sayede 24 saat kesintisiz üretim devamlılığı sağlanıyor. Üretim dediysem, o da sanal tabi.
Yahu böyle 8-10 kişilik gruplar nasıl kurulmuş, kim oynuyor ki bu oyunu diye merak edenler için şöyle söyleyeyim. Oyunun 132 bini aktif kullanıcı (İşte bu bahsettiğim nöbetleşe çalışan arkadaşlar) olmak üzere toplam 500 bin üyesi var. Yani yarım milyon insan üye bu sisteme.

CiftlikbankBir koy, üç al… (Üçün biri de olabilir tabi, belli olmaz.)
Oyunun bu kadar popüler olmasının nedeniyse çok basit. Çiftlikbank, üyelerine aylık ortalama %20 (Yanlış duymadınız efendim, yazıyla yüzde yirmi) getiri vaad ediyor. Bir başka deyişle 100 liralık bir yatırım yaptığınızda her ay 20 lira kazanıyorsunuz. Bu sayede paranızı yatırdıktan sonraki ilk 5-6 ay içinde yatırımınızı amorte edip, altıncı aydan itibaren paranızı katlamaya başlıyorsunuz. Hem de yalnızca bir bilgisayar veya telefon ekranı üzerinden sanal tavuk ve yumurtalarınıza tıklayarak. Ne gadan da mikemmel, eyle deel mi ?
Peki ama en yüksek net banka faizinin yıllık %12 civarında gezindiği bir piyasada, Çiftlikbank yılda %240’lık yani banka faizinin yirmi katı bir getiriyi nasıl vaad ediyor ? Şöyle oluyor efendim. Bu dombili kardeşimiz üyelerden topladığı paralarla gerçek bir çiftlik yatırımı yapıp, orada gerçekten de tavuk, inek vs. yetiştiriyor ve onların sütünü, yumurtasını falan satıp oradan elde ettiği karı da siz değerli üyelerimize dağıtıyor.
Bugün tarım ve hayvancılığın kan ağladığı, çiftçinin açlık sınırında yaşadığı, tarıma elverişli arazilerimizin giderek terk edilerek yok olmaya yüz tuttuğu bir ortamda, bu dombili nasıl oluyor da et, süt, yumurta satarak hepimizin yatırımını bir senede üçe katlıyor ?

Rakamlarla Çiftlikbank
İşte bu soruyu sormaya kimse gerek görmüyor, çünkü para geldiği sürece nereden ve nasıl geldiği hiç önemli değil. Zaten sorunun da çok basit bir cevabı var. Sistem bir Ponzi şeması. Havuzda biriken toplam paranın bir kısmı sisteme ilk üye olan gruba kar payı olarak dağıtılırken, bu kişilerin sağda solda sistemin ne kadar karlı olduğunun gönüllü reklamını yapmaları ve dolayısıyla sisteme, sağılacak yeni inekler, pardon üyeler katmalarının önü açılıyor. Bu sayede üye sayısı ve dolayısıyla havuzdaki para katlanarak büyüyor. Bu paranın bir kısmı üyelere geri aktarılıyor ve son noktada havuzda yeterince para biriktiğinde dombili kardeşimiz bir gece sırra kadem basıyor. Biraz daha organize bir Titan saadet zinciri özetle.
İşin en çarpıcı yönü olan rakamlardan bahsetmek gerekirse, sistem bir yıl içinde 132,000 aktif kullanıcıdan 500 milyon lira toplamış, bunun 380 milyonunu üyelere geri dağıtmış ve kalan 120 milyonu dombili kardeşimiz bir gece KKTC’deki hesaplarına transfer ettikten sonra ortadan kaybolmuş. Şu anda Uruguay’da olduğu söyleniyor. Bu 500 milyonluk tutarı sisteme yatırmak için evini, arabasını satan, bankadan yüklü miktarda kredi çekenler var. Önemli bir kesim kişi başına yüzbinlerce lira yatırmış buraya.

Bakış Açısı
Bu olaya bakışında birkaç farklı gruba bölündü milletimiz.
1) Bu millet adam olmaz‘cılar. Yine Aziz Nesin’in ruhu şad edildi bu kesim tarafından. Zaten bunun bir cümle sonrası da ‘Oh olsun enayilere, hiç acımadım.‘ şeklinde devam ediyor.
2) Yahu yazık garibanlara, hırsızın hiç mi suçu yok diyen yufka yürekliler.
3) Ben demiştim‘ciler.

Üzümünü ye, bağını sorma
Ancak herkesin atladığı çok kritik bir nokta var bu yaşananlarda. Sisteme başlarda üye olan ve para kazanmaya devam ederken, kendisine bu işte bir terslik olduğu yönünde çevresi tarafından uyarılar yapılan üyelerin hemen hemen hepsi aynı cevabı veriyor; ‘Ben de biliyorum bu işin sonunda patlayacağını ama ben paramı çıkarıp kar etmeye başladıktan sonra ne zaman patlarsa patlasın.’
Velhasıl sevgili okur, bu millet ne aptal, ne de gariban. Elde ettiğinin yasal ve normal bir kazanç olmadığını, düpedüz hırsızlık olduğunu kendi de çok iyi biliyor. Ama kendisi kazandığı sürece problem yok. Benzer bir uyarı yapılan bir üyeden gelen cevap da şöyle; ‘Ben dolandırılmıyorum ki, kazanıyorum.’ Dolandırılmıyorsan, zaten sen bir başkasını dolandırıyorsun demektir. Bunu çok iyi biliyor ve sistemi kuran dombiliyle birlikte kendisi de başkalarını dolandırmaktan hiç bir rahatsızlık duymuyor.
‘Üzümünü ye, bağını sorma.’ diyen atalarımızdan aldığımız mirası getirdiğimiz nokta işte budur…

Vedaİnsanlığa veda…
Kaderin garip bir cilvesi olarak tam da Çiftlikbank balonunun patladığı günde çok üzücü bir kaza yaşandı. Başaran Holding’e ait özel jetle, arkadaşlarının bekarlığa vedasını kutlamak üzere Dubai’ye giden 8 genç kızla birlikte, uçağın 3 kişilik mürettebatı yaşanan uçak kazasında hayatını kaybetti. İşte biz de bir millet olarak insanlığımızı aynı kazada yitirdik…
Kazayla ilgili sosyal medya üzerinde taziye mesajları yayınlayan ünlü isimlerin bu mesajlarına, halkımız nefret kustu. ‘Ölen zengin olunca mı değerli oluyor ?’ diyenden tutun da, başsağlığı dileyenleri yalakalıkla suçlayanlara kadar geniş bir yelpazede, henüz yirmili yaşlarında hayatını kaybeden 11 kadına kin kustuk avazımız çıktığı kadar.

Ya efendisin, ya köle
Yaşamını yitiren insanlarla ilgili bilinen tek gerçek zengin olduklarıydı, zaten herkesin nefret ettiği husus da buydu. Elbette bunu kesin olarak bilemeyiz ama tahminim o ki, bu insanlara nefret kusan kişiler biraz araştırıldığında, büyük bir kısmının Çiftlikbank’a parasını kaptıranlardan çıkacağına adım gibi eminim.
Bugün geldiğimiz noktada, hayatta ne yolla olursa olsun köşeyi dönmek dışında bir amacı olmayan ve kendisi o zenginliğe sahip olamadığı sürece, buna ulaşmış herkesten ölesiye nefret eden bir güruhun içinde yaşıyoruz artık.
Ya efendisin, ya köle fikrini şiar edinmiş, çevresinde kim varsa üstüne basarak yükselmekte hiç bir beis görmeyen ve bunu başarmak için ne gerekiyorsa gözünü kırpmadan yapacak olan bir topluluk, her gün bu ülkenin sokaklarında dolaşıyor.
Tehlikenin farkında mısınız ?…

ÖZGÜR KÜÇÜK
ozgurkucuk76@gmail.com

Advertisements

2 responses to “Çiftlikte Yitirilen İnsanlık…

  1. ülkemizin genel sorunu bu olsa gerek. Kolay yoldan para kazanmak. İster Titan ister Fadıl vakası deyin. Maalesef bu ve benzeri yapılar hep devam edecek

  2. Yasemin Ünal

    Size sonsuz teşekkür ediyorum. Hiçbir fikrimin olmadığı bir konuyu her zamanki akıllı ve kolay anlaşılır üslubunuzla yazdığınız için..Keşke daha sık yazsanız, sizi okumak (konular bazen can sıkıcı da olsa) bir zevk bence..Sağolun.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s