İnce İnce Bir Kar Yağar Zekilerin Üstüne

Her seçimden sonra birşeyler karalamanın benim için bir alışkanlığa dönüşmesi gibi, her seçim öncesi ve sonrasında yaşananlar da artık tamamen birbirinin kopyası olan olaylar zincirine dönüştü. Ben yazmaktan sıkıldım, siz tekrarlamaktan sıkılmadınız.
Gelin şimdi o saf ipekten çamaşırlarınızı bir ortaya serelim. Bakalım beğenecek misiniz ?

DoluOrantısız Zeka
Özellikle Gezi’den beri artarak devam eden bir orantısız zeka muhabbeti var ve bu ileri zeka, genelde karşı yakadaki aptalların (!!!) çeşitli davranışlarıyla dalga geçme ve bunu ne kadar zekice yaptığımızla övünmek üzerine kurulu.
Dün İstanbul’da dolu yağışı beklendiği için arabalarının üzerine kilim, battaniye vs. sermiş olan insanlara hitaben ‘Bu kadar geri zekalı ve bilinçsiz bir kitleyi en son 24 Haziran’da gördüm desem ?’ diye yorum yapan bir arkadaş gördüm örneğin sosyal medyada. Bak sen afacana bak hele. Bak hele şu zeka küpüne. Bir cümlede iki yere birden laf sokuyor, orantısız zekaya bakın.
Ulan kuşbeyinsiz, adam ne yapsın ? Bir arabası var, park edebileceği kapalı bir otoparkı yok, dolu yağışı bekleniyor ve arabasını dolunun fiziksel hasarından korumak için bu yolu bulmuş. Kaldı ki, arabasını bu şekilde doluya karşı koruyabilecek de gerçekten.
Şimdi bu geri zekalılık ve bilinçsizlik oluyor da, sen arabanı Hede Hödö Evleri’ndeki kapalı otoparkına koyunca çok akıllı ve bilinçli mi oluyorsun ? İkisi de aynı kapıya çıkıyor angut. Tamam, görüntü komik olabilir de, komik olan her şey illa aptalca mı oluyor ve buna sen mi karar veriyorsun ?
Bu örneklerden daha binlerce sıralanabilir. Sosyal medyayı takip eden herkes zaten bundan haberdardır, uzatmaya gerek yok. Biz kaf sin kaf’la eğlenirken tavşan tepeyi aşıyordu…

Cesur Yürekli Sandık Bekçileri
Gelelim ikinci gruba. Bu arkadaşlar, hayatlarında ilk defa bir Pazar günü sabahın köründe (!!!) kalkıp, vatan mücadelesi için sandık başına koşan Nene Hatun’lar, Seyit Onbaşı’lar… Cumhuriyet sizinle gurur duyuyor aslan parçaları.
Bunca yıl sonra elini taşın altına koymayı seçip, sabahın köründen gecenin geç saatlerine kadar can siperane bir şekilde sandığını koruyan bir cesur yürek arkadaş gördüm örneğin. Görevini yapmış olmanın o vakur huzuru içinde gururla, müşahit olduğu sandıktan çıkan zafer tutanağını paylaşıyordu sosyal medyada. Hey maşallah, Etiler’de yıktı geçti Muharrem Paşa.
Nasıldı ? Hadi hadi, hepiniz ezbere bilirsiniz. 7 bölgede, 81 ilde, smokinli, pisikletli Muharrem İnce….
40 yaşına gelmiş, bugüne kadar yaptığı en büyük siyasi aktivite sandık müşahitliği olan çok büyük bir güruh var bu ülkede. Elini taşın altına koymuş, hey maşallah. Ulan millet tankın altına yatıyor. He, ama tabi onlar geri zekalı, pardon.

MitingMiting Gülleri
Bu cesur yürekli sandık bekçilerinin önemli bir kısmı aynı zamanda Miting Gülleri grubunun da içinde yer alıyor. Bunlar yine vatan aşkıyla sabah erkenden kalkıp, ellerinde Atatürk’lü bayraklarıyla mitinge koşanlar. Efendim, RTE’nin mitinglerine parayla adam taşıyorlarmış da, ancak 20-30 bin kişiyi zor topluyorlarmış. Ama aslan yürek Muharrem’in mitinglerine milyonlar akın ediyormuş. Ulan oğlum, zaten o mitinge gidenler Muharrem’in bütün seçmenleri işte. Ayrıca o rakamlar bile tutmuyor. Sosyal medyada atıp tutulan rakamlara bakarsak İnce’nin İstanbul mitingine 5 milyon, İzmir mitingine 3 milyon kişi katılmış. Ama İnce İstanbul’dan 3,3 milyon oy, İzmir’den de 1,5 milyon oy çıkarabilmiş. Bu hesaba göre mitinge gidenlerin de yarısı oy vermemiş bu adama. Orantısız zekanızla bu orantıyı da çözersiniz artık, onu size bırakıyorum.
Oysa İzmir vurmuş, Ankara öldürmüş, İstanbul da gömmüştü, değil mi ? Hortlak diye ben buna derim işte.

Yok yok, kesin hile var…
Şimdi bu orantısız zekalı sandık bekçilerinin, en önemli siyasi aktivitelerinin sandık müşahitliği olmasının bir sebebi var. İleri zekalarıyla yaptıkları en doğru tercihin, sandıktan çıkmamasının tek bir sonucu olabilir; oyları çalıyorlar. O zaman gidip sandıkların üzerine oturursak, seçimi kazanmamız garanti.
Tamam, daha önce hiç elektrikler kesilmedi, trafoya kedi girmedi, seçimler hep kar beyazı berraklığında yapıldı demiyorum elbette ama o konuya çözüm getirildi zaten. Özellikle son 2-3 seçimdir, ülke çapında her sandıkta görevliler, müşahitler ve gönüllüler var. Buna rağmen hiç alavere dalavere olmamış mıdır ? Olmuştur elbette ama ne kadar olmuş olabilir ? İki aday arasında 10 milyonluk bir oy farkı var. 10 milyon oyu mu çaldırdınız ? Bu orantısız zekanıza rağmen o kadar oyu çaldırdıysanız, zaten bunu yapmayı beceren, iktidarı da hak etmiştir.

Bu tavır sadece seçmenle kalsa yine iyi, CHP de aynı tavrı sergiliyor.
Seçim gecesi ilk sonuçlar açıklandığı andan itibaren, bir manipülasyon yaygarasıdır koptu. Efendim, AA manipülasyon yapıyormuş da, önce RTE’nin yüksek çıktığı sandıkların sonuçlarını giriyormuş sisteme. Tamam, AA böyle bir manipülasyon yapıyor, kabul. Yapıyor da, karşılığında sen yaygara yapmak dışında ne yapıyorsun ? Senin her sandıkta görevlin ya da müşahidin yok mu ? Onlardan tutanakları almıyor musun ? Bunları kendi takip sistemine girip, gerçek sonucu göremiyor musun ? Ana akım, yandaş medyaya bile çıktın üstelik. Açıklasana elindeki kendi rakamlarını madem.
Ha, açıkladılar gerçi, günahlarını almayayım. Bülent Tezcan, TV’de sandıkların %70’inin açıldığı sırada, yanında sürekli pişmiş kelle gibi sırıtan Tuncay Özkan’la birlikte ekranlara çıkıp, ‘Bizim rakamlarımıza göre seçim kesin ikinci tura kalıyor.’ dedi. Hey maşallah. Zeka orantısız olunca, rakamlar da orantısız oluyor demek ki.
Seçim gecesi televizyonda AKP ve CHP sözcülerinin konuşmalarını, konuyu hiç bilmeyen birine izletseniz, AKP’nin son derece aklı başında ve itidalli davrandığını, CHP’nin ise başsız tavuk misali, meczup gibi yaygara kopardığını rahatlıkla söyleyebilir.

Yunan Hatip LisesiGeldik mi yine Aziz Nesin’e ?
Gecenin ilerleyen saatlerinde televizyonlarda izlediğimiz sonuçların gerçekten de öyle olduğunu anladıktan sonra Aziz Nesin yurt genelinde ve KKTC’de bir kez daha rahmetle anıldı.
Çünkü Muharrem İnce seçilmediyse kesin hile vardı. Hile de yoksa, demek ki bu millet geri zekalıydı. Ha, tabi bu komplo teorilerini abartıp, Muharrem İnce’nin seçim gecesi kaçırıldığını, bir bodrumda kilitli tutulduğunu, ailesinin ölümle tehdit edildiğini falan da iddia edenler oldu ama artık o kadar orantısız zekayı biz bile anlayamadığımız için bu iddia fazla rağbet görmedi.

Yine dene, yine yenil, daha iyi yenil…
Bütün bunlar olurken yapılmayan tek bir şey vardı; yenilgiyi kabullenmek. Seçim sonrası topyekün bir millete nefret kusulması dışında, farklı bir tavır görmedim sosyal medyada.
Sen zeki olabilirsin sevgili kardeşim, ne mutlu sana. Ama zeki olman, tek başına yeterli olmuyor ve sana, içinde birbirinden son derece farklı dinamikler barındıran bir toplum adına, herkes için en doğru kararı verme yetkisini de vermiyor bu durum. Sonuçta herkesin bir oy hakkı var ve senin gibi düşünenlerin sayısı, diğerlerinden daha az.

O zaman ne yapacağuk ?
Öncelikle bu rakamsal gerçeği kabullenecek ve hazmedeceksin. Bu tablonun bir günde oluşmadığını, bu iktidara gönül verenlerin, sadece seçim günü değil, tüm yaşamları boyunca her gün, her saat, her dakika davaları uğruna çalıştıklarını, her kapıyı çaldıklarını, herkesle tek tek konuştuklarını ve bunu bıkmadan, usanmadan sürekli olarak yapmaya devam ettiklerini göreceksin ve kendine şunu soracaksın : Peki ya ben bunu yapabilir miyim ?
Muhtemelen yapamazsın, çünkü bu senin için bir ölüm kalım savaşı değil. Senin yapacak daha keyifli işlerin var. Seçim için tatilini yarıda kesip Bodrum’dan dönmüş olman, zaten yeterince büyük bir fedakarlık.
Öyleyse bu durumu kabullen. Sadece seçim günü, sabahtan akşama kadar sandığın başında oturarak, bir ülkenin iktidarını değiştiremezsin. O kadar kolay değil.
Bunu kabullen ve kendi yaşamına odaklan. Her zaman iyiden ve doğrudan taraf olmaya devam et ve en azından ilk aşamada içinde yaşadığın toplumdan nefret etmemeye çalış. Onların seçmeniyle onlar kadar içli dışlı olamasan bile, en azından düşman olma.
Birlikte yaşamayı öğrenmeye, bunu yaparken de kendi içindeki iyiyi ve doğruyu elinden geldiğince çevrene aktarmaya çalış. Ama bunu yaparken kimseyi aşağılama, çünkü bu sana bir fayda sağlamıyor, sağlamadı, sağlamayacak.
Dolu yağacak diye arabasının üzerine kilim örten vatandaşa yardım et örneğin. Belki sen göremesen bile, çocukların ya da torunların daha güzel bir ülkeyi mümkün kılabilirler. Al sana bir başlangıç noktası…

ÖZGÜR KÜÇÜK
ozgurkucuk76@gmail.com

Advertisements

One response to “İnce İnce Bir Kar Yağar Zekilerin Üstüne

  1. Yasemin Ünal

    Evet çocuklar ve torunlar ama belki de kendimiz için de güzel bir başlangıç noktası tam da bu…Empati, şefkat…
    Teşekkürler Özgür Küçük 🙂

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s