Category Archives: 2017 – 2018

İnce İnce Bir Kar Yağar Zekilerin Üstüne

Her seçimden sonra birşeyler karalamanın benim için bir alışkanlığa dönüşmesi gibi, her seçim öncesi ve sonrasında yaşananlar da artık tamamen birbirinin kopyası olan olaylar zincirine dönüştü. Ben yazmaktan sıkıldım, siz tekrarlamaktan sıkılmadınız.
Gelin şimdi o saf ipekten çamaşırlarınızı bir ortaya serelim. Bakalım beğenecek misiniz ? Continue reading

Advertisements

Çiftlikte Yitirilen İnsanlık…

Birkaç gündür tüm sosyal medya mecraları ve kenarda köşede yapılan sohbetlerin ana gündem maddesi Çiftlikbank…
Konuyu bilenler bu kısmı atlayabilir, halen konuyu bilmeyenler için detaylı olarak size sistemi anlatayım.

DombiliÇiftlikbank nedir ?
Fotoğrafta gördüğünüz bu dombili arkadaş, ilk olarak bir sanal çiftlik oyunu olarak ortaya çıkardığı projesinden neden milyonlar kazanmayayım diyerek oyunu farklı bir aşamaya taşıyor.
Oyunun anlatılan mantığı şöyle; internet üzerinde oynadığınız bu oyunda sanal bir çiftlik sahibi oluyorsunuz. Daha sonra oyundaki hesabınıza gerçek para aktarımı yaparak sanal tavuk, inek ya da arı satın alıyorsunuz. Bu sanal hayvanlarınızın gün içinde çeşitli aralıklarla sanal olarak ürettikleri süt, yumurta, bal gibi ürünleri yine sanal market üzerinden paraya çeviriyorsunuz ve kazandığınız bu sanal parayı, gerçek banka hesabınıza geri aktarabiliyorsunuz.
Satın aldığınız sanal hayvanların bir yıllık ömrü var. Bir yıl sonunda öldükleri zaman tekrar gerçek para ödeyerek yeni bir sanal çiftlik hayvanı satın alabiliyorsunuz.
Buraya kadar anlatmış olduğum sanal/gerçek kombinasyonu aklınıza yattıysa biraz daha detay vereyim. Continue reading

Cep Herkülü

TRT 280’li yılların başları…
Televizyonun tek kanallı ve siyah beyaz olduğu yıllarda, annemin doğduğu ve dedemlerin de halen yaşadığı, dört katlı ahşap evde televizyon izliyorum. Henüz bir çocuğun en büyük eğlencesinin dijital ya da sanal olmadığı dönemlerdeyiz ama yine de Adile teyzemin Uykudan Önce’sini izlemeden asla yatağa girmiyorum.
Zaten o yıllarda televizyonda günde birkaç saat yayın oluyor ve geri kalan zamanlarda, bana devasa görünen o kutunun, bombeli ekranında sürekli karınca belgeseli var.
Önemli bir başka ayrıntı da şu ki; TRT yayını o yıllarda her gün İstiklal Marşı ile başlıyor ve bitiyor. Henüz ilkokula bile başlamamış bir çocuğum ve bir televizyon yayınının neden ulusal marş ile başladığını sorgulayacak bir bilince sahip değilim daha. Bana hep sihirli bir dünya gibi görünen o kutunun donuk ekranında Kenan Evren’in darbe bildirgesini izlemiş olanların neler yaşadıklarını yıllar sonra anlayabileceğim… Continue reading